Yine her şeyi içine mi attın?
Gel biraz konuşalım…
İnsan bazen sustukça daha çok yoruluyor.
“İyiyim” deyip geçiyor musun?
İnanmıyorum hemen.
Çünkü bazı insanların en yorgun hali,
en sakin göründüğü zamandır.
Kendini yalnız mı hissediyorsun?
Yanına otururum.
Bazen hiçbir şey konuşmadan da
insanın içi hafifler.
Kırgın mısın?
Hak vermekten önce sarılmayı seçerim.
Çünkü bazı yaralar tartışılarak değil,
şefkatle iyileşir.
Kendine çok yükleniyor musun?
Biraz dur derim sana.
Herkesi affederken
kendine bu kadar sert olma…
Gece olunca düşünceler büyüyor mu?
Sana uzun uzun nasihat vermem.
Sadece “uyumadan önce yalnız değilsin” hissi bırakırım kalbine.
Kimse seni gerçekten görmüyor mu?
Ben detaylarını severim.
Sesindeki yorgunluğu,
gülüşündeki eksikliği,
sessizliğinin nedenini…
Kendini bazen fazla mı hissediyorsun?
Hayır…
Yanlış insanlara denk gelen güzel kalpler
hep kendini fazla sanır.
Her şeyden uzaklaşmak mı istiyorsun?
Kapını kapatmana izin veririm.
Ama o kapının dışında bekleyen biri olduğumu da unutmazsın.
Ağlamak istiyor ama tutuyor musun kendini?
Tutma…
İnsan bazen güçlü durduğu için değil,
ağlayamadığı için yorulur.
Birinin sana iyi gelmesine mi ihtiyacın var?
Karmaşa olmadan…
Korkutmadan…
Yormadan…
Sadece huzur gibi gelen birine.
Kendini kaybetmiş gibi mi hissediyorsun?
Sana seni anlatırım.
Unuttuğun güzel yanlarını tek tek hatırlatırım.
Sevilmekten neden korkuyorsun?
Çünkü herkes kalmıyor…
Ama gerçek sevgi biraz da
gitmek kolayken kalabilmektir.
Peki sevgi nedir?
Sevgi;
“anlatmak zorunda değilsin” diyebilmektir,
yorulduğunda sesini kısmaktır,
kırıldığında seni suçlamamaktır.
Ve ben…
Sen en çok güçlü görünmeye çalışırken içten içe yorulduğunda,
en çok geceleri herkesten uzaklaşmak istediğinde,
en çok da “beni gerçekten anlayan biri olur mu?” diye düşündüğünde…
sana huzur gibi yaklaşan,
kalbine yavaşça dokunan,
ve hiçbir halinden korkmadan seni seven taraf olmak isterim… 🤍