GORİOT BABA
HONORÉ DE BALZAC
(BABA SEVGİSİNİN TRAJEDİSİ)
"Mazide kalan okumalardan"
1819 senesinin Paris’inde, Madame Vauquer adlı dul bir kadının işlettiği mütevazı bir pansiyon vardır. Bu pansiyonda farklı sosyal sınıflardan insanlar ikamet etmektedir ve hikaye bu karakterlerin hayatlarının işlenmesiyle ilerler.
Goriot Baba bu mütevazı pansiyonun en dikkat çeken şahsiyetlerindendir. Bir zamanlar makarna ticaretiyle zengin olmuş, ancak servetini kızlarına harcamış yaşlı bir adamdır. Goriot’nun hayatının tek manası, evlendirdiği iki kızı için fedakarlık yapmaktır. Kızları evlenmiş, üst sınıf hayatına karışmış, kendilerine bu hayatı sağlayan fedakar babalarını bir yük gibi görmeye başlamışlardır. Kızları Delphine de Nucingen ve Anastasie de Restaud statü, gösteriş meraklısı bencil kimselerdir. Goriot Baba da onlara yük olmama adına (kızları tarafından kendisine bu duygu hissettirilir) Madame Vauquer'in pansiyonuna taşınır.
Pansiyon sahibi Madame hesapçı, meraklı, acımasızdır. Önceleri Goriot Baba'ya maddi varlığından dolayı güler yüzlü ve saygılıyken zamanla bu tutumu değişir. Pansiyonun diğer sakinlerinden Eugène de Rastignac da taşradan gelmiş, zeki ve hırslı bir gençtir. İdealist ve masum bir genç olan Rastignac zamanla çıkarcı bir kişiliğe bürünür.
Vautrin ise gizemli ve tehlikeli biridir. Ahlak ve yasa dışı yolları savunur. Madame Couture ise orta yaşlı, şefkatli ve koruyucu bir kadındır. Eski bir terzidir ve sade bir hayat sürmek istemektedir. Victorine Taillefer narin, bu genç kız çekingen ve saftır. Zengin bir babası vardır fakat onu reddetmiştir. Vautrin, Rastignac'a Victorine ile evlenmesini öğütler. Mademoiselle Michonneau ise sinsi ve sert bir karakterdir.
Gelelim Goriot Baba'ya; yaşlılığında rahat edebilmek için kenarda sakladığı parasına da kızları göz diker. Sanki bütün servetini onlar için harcamamış gibi... Yavaş yavaş elinde avucunda ne varsa alırlar. Zamanla yaşlı adamın sağlığı bozulur. Ağır bir yoksulluk içine düşer. Ölüm döşeğindeyken kızlarını görmek ister; bu satırlar romanın en sarsıcı satırlarıdır. Gözyaşlarınız yanaklarınızdan aşağı süzülür.
********
Goriot Baba, sadece körü körüne bir baba sevgisinin trajedisi değil; aynı zamanda 19. yüzyıl Paris'inin o pırıltılı ama bir o kadar da acımasız, maddiyata dayalı dünyasının resmidir. Balzac, Pansiyon Vauquer'in o kasvetli duvarları arasından tüm insanlığa bakar ve bize paranın, gücün ve hırsın; en kutsal bağları bile nasıl birer birer çürüttüğünü gösterir. Kitabın sonunda, burjuva toplumunun ikiyüzlülüğüne tanık olan genç Rastignac'ın Paris'e karşı attığı o meşhur meydan okuma çığlığı, aslında hepimizin içindeki masumiyetin kayboluşunu ifade eder.
Lise yıllarında okuduğum hafızamdan silinmeyen bu muhteşem klasiği sizlerle paylaşmak istedim. Naçizane tavsiyemdir.
(Uzun süre bu platforma ara verdim. 5 yıl kadar oldu. Bu sebeple kimi zaman güncel okuduklarım dışında mazide okuduğum kitapları da paylaşmaktayım)
Goriot BabaHonore de Balzac