İnsan bazen yarayı sakladığını sanır ama aslında sadece erteler. Ertelenen her yüzleşme de içinde biraz daha yer eder. Belki de en derin yara, en çok kaçılan değil; en çok alışılan yaradır.
Görünmeyen yaraların ne zamanı vardır ne izi. Ne zaman geçeceği belli değildir. İnsan onları içinde taşır. Bu yüzden (bazen) en çok acıtan şey bunu kimsenin görememesidir ☘️🙋🏻♀️ 🙂
Fiziksel yaralar görünür ama ruhda mi kalpte ki yaralar en derinden ansızın çıkar sana kendini belli ettirir ben burdayım gitmedim o sızı o acı senin için de körükler seni yakar geçer kimseye birsey diyemezsin için de o acı ile o yara izi ile yaşamayı öğrenirsin en acı yara izi ise sevgi, ilgi ,şefkat ve merhamet görmemektir.
Fiziksel bir yara görünürdür, toplumda anında bir karşılık ve şefkat bulabilir. Ruhsal yaralar ise gizlidir. İnsan çoğu zaman kendi yarasının hem taşıyıcısı, hem şahidi, hem de celladı olur. Kimseye anlatamadığın, kelimelere dökemediğin o sızı, zamanla içsel bir pusulaya dönüşür. Dünyayı, insanları ve acıyı o yaranın penceresinden izlemeye başlarsın.
Yara ışığın içeri girdiği yerdir der Mevlana.
Edebiyatta ve felsefede de sıkça karşımıza çıkar; insan ancak yaralandığı yerden dünyaya sızabilir ya da dünya insanın içine ancak o çatlaktan sızabilir. Kusursuz, hiç kırılmamış bir ruh pürüzsüz bir mermer gibidir; güzeldir ama soğuktur. Ruhsal yaralar ise insana kırılganlığını, dolayısıyla gerçekliğini hatırlatır. Dostoyevsky’nin karakterlerinde ya da varoluşçu sancılarında gördüğümüz o derinlik, tam olarak bu yaraların üzerinde yükselir.
Çok güzel bir yerden bakıyorsunuz hocam. Belki de insanı “insan” yapan şey, tam da o çatlaklardan içeri sızan ışıktır. Ama yine de şunu da unutmamak gerekiyor: Her yara ışık getirmez; bazıları sadece ağırlık bırakır. İnsan bazen o pencereden dünyayı daha derin görür, bazen de dünyayı olduğundan daha sert hisseder. Yine de haklı olduğun taraf şu: Kırılmamış olan değil, kırılmış ama ayakta kalmayı öğrenen ruh anlatır insana en çok insanı. 🙂🙏🏻
Öyledir. Bence kendi acılarımızın farkında olmadığımız için tarifi olmayan bir yaranın acısını anlamlandıramadığımız için iyileşmekte zorluk çekiyoruz. (Farkında olanlar iyileşiyor mu emin değilim ama🤔)
Belki de iyileşmek, acının tamamen geçmesi değil; ona bir isim verebilmek ve onunla yaşamayı öğrenebilmektir. Fark etmek her zaman yarayı kapatmıyor ama insanı, neden canının yandığını anlayamadığı o karanlıkta da bırakmıyor. 🙂🙏🏻