Dracula kısa bir sürede okuyup bitirdim. Belki de bunda yıllar önce ziyaret ettiğim Transilvanya'nın payı vardır. Orada şato mansion bir otelde kalmıştım ve inanılmaz bir deneyimdi :) gece boyunca hem korkmuş hem de çok keyif almıştık.
Kitabın ilk bölümlerini okurken o atmosfer gözümde yeniden canlandı.
Kitap kabaca iki bölüm olarak düşünülebilinir ; Jonathan Harker'ın şatoda esir kaldığı kısım ve sonrasında Av yani Dracula'nın peşine düşülen bölüm. Bana kalırsa kitabın en güçlü yanı kesinlikle ilk bölüm. Şatodaki o tekinsiz hava, Harker'ın yavaş yavaş bir tutsak olduğunu fark etmesi ve bilinmezlik hissi çok çok çok etkileyiciydi. Hatta bu bölüm biraz daha uzun olsaydı çok daha mutlu olur daha çok keyif alırdım.
Roman mektuplar, günlükler üzerinden ilerleyen bir anlatıma sahip. Bu yapı dönemi için oldukça ilginç olsa da bazı yerlerde hikayeyi gereğinden fazla uzattığını düşündüm. Özellikle ikinci bölüm uzun hissettiren bir kovalamacaya dönüştü. Bu yüzden ilk bölümdeki gerilim ve merak duygusunu aynı yoğunlukta sürdüremedim.
Yine de Dracula'yı yalnızca hikayesiyle değerlendirmek haksızlık olur. Sonuçta gotik edebiyatın en önemli eserlerinden biri ve bugün bildiğimiz vampir anlatısının temel taşlarından.
Özellikle gotik edebiyatı sevenlerin en az bir kez okuması gereken eserlerden biri olduğunu düşünüyorum.
Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar.
DraculaBram Stoker