Gönderi

Bergman'da Sessizlik Fazlalığı
Ingmar Bergman'ın "Tanrı'nın Sessizliği" üçlemesi (Through a Glass Darkly, Winter Light, The Silence) üzerine hazırladığım bir metni paylaşıyorum; drive.google.com/file/d/1l4-JJHu... #306135394 , #306135495 Bergman'dan bu alıntılara karşılık onun filmlerinin bende oluşturduğu izlenim aksi yönde seyir etti. İçinde sıkışmış olduğu durumu ne kendisine ne izleyicisine anlatabildiği bir sıkıştırma ortamında anlamı ve anlatıyı baskılayarak, onları yapay bir gerilimle yüklüyordu benim deneyimimde. Bu sebeple metnimde fazlalığı "haysiyetsizleştirme/pornografi" karşılığıyla kurmaya çalıştım ve Jean-Luc Nancy, Giorgio Agamben, Maurice Blanchot ile değerlendirmeyi denedim. Bergman'ın karakterleri dünyaya ve birbirlerine yapışmaya çalıştıkça dokunamayışlarında kendilerini kaybederken, saydığım isimlerin mesafeyle kurdukları ilişkide hem varoluşsal hem yaşamsal deneyimi sunuşlarını vurgulamak istedim. Çalışmam sırasında Dilek Bilgin hocamın #305679785 paylaşımı ve Muberra hocamın #304539351 paylaşımı ilgimi çekti ve metnime ekledim. Paylaşımları ve okumaları için onlara teşekkür ediyorum. Filmler hakkında yorumu olan varsa ya da metni tartışmak, eleştirmek isterseniz sizleri bekliyorum. Her ifadeye açığım ve çekinmeyin lütfen. - ~~ - ~~ - ~~ - ~~ - Filmler; letterboxd.com/film/through-a-... letterboxd.com/film/winter-light letterboxd.com/film/the-silence
·2 alıntı·
971 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Rica ederim. Bütün emek size ait. Konuyla ilgili çalışmalara kıyasla yormadan, akıcı ve açık bir dille hazırlanmış; birçok noktada ilham veren bir çalışma olmuş. Keyifle okudum hocam, tebrik ederim. :)
Makalenizi ilgi ve keyifle okudum, emeğinize sağlık. Belli noktalardaki ithaflar konusunda ilham olabilmek benim için onur verici. Alanınızın uzmanı değilim fakat felsefe, edebiyat ve psikanaliz okumalarına ilgi duyan bir okur olarak makalenizin bende birçok çağrışım uyandırdığını söyleyebilirim. Sessizliği Tanrı’nın suskunluğu olarak görmemek; hakikat, sevgi ve başkasıyla ilişki kurma biçimleri üzerinden düşünmek özellikle Soren Kierkegaard’ın iman ve kesinlik arasındaki çatışmalara dair düşüncelerini hatırlattı. Yer yer Freud’un Dinin Kökenleri’ne dair tartışmaları da aklıma geldi. Metinde çok güzel ilişkiler kurmuşsunuz. Ben de gelecekteki okumalarıma dair güzel notlar biriktirdim sayenizde. Tekrar emeğinize sağlık.