Bu kitabı okuyalı aslında gerçekten bayağı bir zaman oldu. Ama dönüp profilime baktığımda, hayatımda bu kadar özel bir yeri olan, en sevdiğim serinin ikinci kısmının ilk kitabı hakkında hiçbir şey yazmadığımı fark ettim. Burası benim kitap günlüğüm gibiyse, bu başlangıcın incelemesi burada kesinlikle durmalıydı. Yazmasam eksik kalacaktı, o yüzden biraz nostalji yapıp o dönem hissettiklerimi buraya aktarmak istedim.
Ben bu kitabı Şimşek Hırsızı serisinden bayağı bir sonra okudum, 1 yıl falan sonra olabilir. NİYE BÖYLE Bİ MALLIK YAPTIM BİLMİYOM keşke okumak için o kadar zaman beklemeseymişimmm☆
Kitabın başında Percy’yi göremeyince, hatta adını bile duyamayınca açıkçası biraz modum düşmüştü. Büyük Kanyon'daki o fırtına ruhları (Anemoi Thuellai) saldırısıyla başlayan kaosta, Jason'ın elindeki madeni paranın birden kılıca dönüşmesini ve havayı kontrol etmesini izlerken bile aklım hala Percy'deydi. Yalan yok, ilk birkaç bölüm boyunca hep bir önyargı vardı içimde; sürekli " yosun kafa nerede?" diye söyleniyordum qwqwqwwq.
Ama Rick Riordan ’ın anlatımı öyle bir şey ki, insanı bir şekilde o hikayenin içine çekmeyi her zaman başarıyor. Hikaye ilerledikçe, karşımıza çıkan o yeni üçlüye (Jason, Piper ve Leo) yavaş yavaş, hiç fark etmeden çok ısındım. Bu kitapta Rick Riordan anlatım tarzını da değiştirmişti; tek bir karakterin ağzından okumak yerine, her bölümde farklı bir karakterin kafasının içine giriyorduk. Bu teknik, karakterleri çok daha yakından tanımamı ve onlarla bağ kurmamı inanılmaz kolaylaştırdı.
Karakterlerin ve o tehlikeli görevlerin bendeki yeri hala çok ayrıdır:
Jason: Çocuk hiçbir şey hatırlamadan, geçmişi silinmiş bir şekilde bir okul otobüsünde uyanıyor ama o kadar güçlü ki... Rüzgarları yönlendirmesi, yıldırım çağırması ve o meşhur altın parası (Ivlivs) ile dövüşürken içgüdüsel olarak liderlik yapmaya çalışması çok etkileyiciydi. Kurt Lupa'nın evinde büyüdüğünü ve aslında bir Roma melezi olduğunu öğrendiğimiz o anlar resmen beynimi yakmıştı.
Piper: Sadece "güzel ve popüler kız" klişesinden çok uzak, kendi içinde büyük çatışmaları olan ve göründüğünden çok daha güçlü duran yapısını çok sevmiştim. Afrodit'in kızı olup da aynalardan nefret etmesi, hançeri Katoptris'le geleceği görmesi ve en önemlisi o büyüleyici "konuşma gücüyle" (büyülü ses) devleri bile manipüle etmesi harikaydı. Babasını kurtarmakla arkadaşlarına sadık kalmak arasında sıkışması içimi acıtmıştı.
Leo: Bence kitabın (ve hatta tüm serinin) gizli kahramanıydı. Ne zaman ortam çok gerilse ya da karamsar bir hava hakim olsa, o zeki, bazen hüzünlü ama her zaman ortamı yumuşatan esprileriyle hikayeyi tek başına sırtlamayı bildi. Yıllardır kimsenin kontrol edemediği bronz ejderha Festus’u tamir edip onunla uçtuğu sahnelerde resmen eridim bittim! Hephastos'un uzun zamandır gelmeyen "ateş kontrolü" gücüne sahip olması ve o zorlu görevde sürekli bir şeyler icat etmesi muazzamdı.
Kitabın en güzel yanlarından biri de o eski tanıdık atmosfere, Melez Kampı'na geri dönmekti. Khiron’u, Annabeth’i ve o kamp ortamını yeniden okumak, çocukluk arkadaşını uzun süre sonra tekrar görmek gibi sıcacık hissettirmişti. Bir yandan bu özlem duygusu harika gelirken, diğer yandan da Hera'nın (Hestia ve Thalia'nın da dahil olduğu o süreçte) dev Kral Porphyrion tarafından kaçırılması ve tüm kurgunun arkasında dönen o büyük "Percy nerede ve başına ne geldi?" gizemi kitabın temposunu hiç düşürmedi. Yunan mitolojisinin yanına Roma mitolojisinin (ve Kurt Evi'nin) de dahil olacağını anladığım o anki şaşkınlığımı ve heyecanımı hala hatırlıyom. Boreas'ın sarayındaki sahneler, Sikloplarla kapışmaları ve Medea'nın o tekinsiz alışveriş merkezindeki macera kitaba aşırı renk katmıştı.
Kayıp Kahraman , benim için sadece bir devam serisinin başlangıcı değil; fantastik edebiyatta bir evrenin nasıl bu kadar kusursuz bir şekilde genişletilebileceğinin kanıtı. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, bu kitabı bitirdiğimde hissettiğim o "Hemen gidip ikinci kitabı almalıyım, Neptün'ün Oğlu 'nda neler olacak meraktan çatlayacağım" duygusu hiç eskimedi. Eğer hala bu dünyaya adım atmayan varsa, aradan ne kadar zaman geçmiş olursa olsun kesinlikle başlamasını tavsiye ederim.
ÇOOK GÜZEL Bİ DENEYİİMDİİ ☆☆
Leo🥹🥹Adını görünce ne kadar sevdiğimi tekrar fark ettim (sanki pp de yokmuş gibi smdmdm) Ama cidden bu çocuk hakkında birşeyler gördükçe tuhaf bi şekilde mutlu oluyorum🫶🏻Bu arada çok güzel olmuş eline sağlıkk💝🫂💫
Bitirir bitirmez bu incelemeye kosacagim söz veriyorum hiçbir detayi spoiler yemek istemiyorum o yüzden simdilik beklesin ama cok güzel yazdigina eminim💗😽