Bu eserden önce,Sabahattin Ali’nin kaleminden,
yalnızca Kürk Mantolu Madonna okumuş biri olarak söyleyebilirim ki,kesinlikle Sabahattin Ali’nin romanlarının yanın-
da kısa öykülerine de şans verilmesi gerekli.İlk başta gözüme çarpan en büyük fark,komünist mesajların yoğunluğu.Toplumun sefaleti,kurumla-
rın beceriksizliği,kadınlara uygulanan kötü muamele,burjuva(şehirli)sınıfla köylü sınıfın arasındaki fark ve şehirlinin,köylüleri bir yandan kardeş olarak gördüğünü idda edişiyle,onları aşağılaması arasındaki tezatlık bu öykülerde birebir işleniyor.Konuyla en alakasız görünen “Köstence Güzellik Kraliçesi” öyküsünde dahi,gazinolarda çalışan kadınların çektiği zulüm ve kapitalist sistemin seni kullanıp atması temaları işleniyor.Şüphesiz her öykü cidden pek dehşet verici olsa da,“Sıcak Su” öyküsü bir çalışanın patronuna yaranmak uğruna yaptıklarında ne kadar sınır tanımaz olduğunu ve yaptığından biraz bile olsa utanmayışını gözler önüne seriyor.Yanlış hatırlamıyorsam aynı hikâyede,dönemin kadınının,eşinden bağımsız birey olmasının imkansızlığını da anlatıyor.Kitaba ismini veren “Ses” hikâyesi ve diğer hikâyeler arasındaki farka dikkat ederseniz eğer,Sabahattin Ali’nin Türkçü düşünceden,Komünist düşünceye kayışını ve bu değişimin kalemine etkisine de şahit olabilirsiniz.