O zaman uzatmamak adına, bir iki şey söyleyip susuyorum. Modernizm postmodernism bildiğim kadarıyla öncelikle mimaride ortaya çıkan şeyler. Arada epey akım var bolca, Mesela resimde neoklasik diye bir şey var, klasiği dönüş gibi bir şey. Ama Tolstoya ne diyordu, mesela realist, ya da zolaya naturalist, aşırı realist. Her şey bir önceki akıma tepki olarak doğuyor. Post modernizm de klasik edebiyata değil, modern edebiyata karşı bir akım aslında galiba. Mesela Joyce Ulysses için (modern) öyle bir kitap yazacağım ki yüzlerce yıl profesörler onun üzerinde çalışacak demiş. Senin dediğine uyuyor değil mi? Ama bu kitap modern bir klasik. Postmodern klasik var mı peki, Gülün adı sayılabilir belki. Ya da italo Calvin oda bir şeyler, gerçekten o kadar yetkin değilim bu konuda. Ama şöyle söyleyeyim, bir eser okuduğumda beni bir yerlere çekmeye çalışmak yerine dolaylı olarak bir şeyler öğrenmem sağlıyorsa daha çok seviyorum onu. Mesela puslu kıtalar atlasında, bir şeyleri araştırma ihtiyacı hissediyor insan. Ya da şu anda julio cortazar okumaya çalışıyorum ara sıra kötü tercümeye rağmen. Kitabın başında Marquez, bir örnek vermiş zuanghiden, kelebeğin rüyası ile ilgili. İşte rüya aslında kimin. İlk hikayenin de benzer olduğunu görünce hoşuma gidiyor benim. Farklı yoldan elde ediyorum bilgiyi, hem öğreniyorum hem zevk alıyorum üstüne burada ukalalık da yapabiliyorum. İnsan daha ne ister. Az kaldı uzatacaktım daha, ama akıllandım artık, güzel olan hep güzeldir ve her şey görecelidir deyip kapatıyorum konuyu. Sağlıcakla kal