Okudum hikayeyi Erhan Bey, yaşaya yaşaya o ayakkabıyı dikişini göre göre tuğla ocaklarını yaka yaka okudum.
Ahh Yaşar Kemal, bir annemden bir de senden öğreniyorum buralara ait ne varsa bilmediğim.
Mustafa'nın ayakkabı diktiği yerleri okurken aklıma geldi, lastik ayakkabı giyeriz tarlaya giderken buralarda, taşa toprağa değdikçe de yırtılıverir ya topuğun üstünden ya da baş parmağın üstünden. Kaçda bir dükkana gidip de tekrar alacağız ayakkabıyı, annem alır eline yırtık ayakkabıyı, bir de çok eskimiş olan başka birinden yırtık yere uyacak kadar parça keser ateş de demiri ısıtıp bi güzel yamar. Eskisinden de sağlam olur ha. Bir süre daha idare ederiz o ayakkabıyla bir kere daha yırtılınca tekrar yama. Artık bu giyilmez deyinceye kadar annem.
Ta birinci sınıfa giderken ben o lastik ayakkabılarla giderdim okula. Annem yama vurunca biraz gocunurdum gerçi ama yine de giderdim.
Erhan Bey, şimdi size bu güzel etkinlikler için ne kadaarr teşekkür etsem az gelir. Var olun elinize emeğinize sağlık... 😊 😊