64 syf.
·3 günde·Puan vermedi
İnceleme yazmak zor iş, her kitap bitirince yazmak istediğim ama beceremediğim bir olay.Ve tabi bir de Necip G. 'nin harika incelemesini #33610374 okuduktan sonra daha da zor oldu, yazacak başka bir şey kalmamış. :)
"Açılır kapanır kapıdan girerken kovboy filmlerini anımsadım. Amerikan barın taburelerine tünemiş, viskilerini yudumlayan, kıçlarındaki kolt tabancaları sarkık kovboylarla karşılaşacağım sanki." bu incelemeyi paylaşırken hissettiğim tam da buna benzer iştee :) içeriye giriyorum ama sizinle karşılaşmak ayrı bir duygu...

Etkinlik için sevgili Liliyar 'a ve ısrarla okutturduğu için Hatciş 'ime çoook teşekkür ederim.

Evet bu kitaba başlayınca ilk öyküden kocamaaan bir yazarla tanıştığımı farkettim. Anlattıkları bize çok uzak konular değil, yaşamın içinden, yaşamın ta kendisi... Ama tarzı işte, bu oldukça farklı daha önce hiç okumadığım bir tarz. Ön yargıyla yaklaşsam da çok beğendim.
Kapan, bilinç akışı tekniğiyle yazılmış 21 öyküden oluşuyor. Karşımdaki tabureye oturmuş, elinde sigara, gözleri uzağa dalmış da bana öyle anlatıyormuş gibi yaşamdan öykülerini... Ölüm oldukça ön planda, depresif, karamsar hikayeler var, ki tam da okul öncesi bana uygun oldu.
"“Nen var Halil?” “Siz yazarmışsınız öyle mi?” Bulut Hanım yaydı anlaşılan. “Verseniz de okusak kitaplarınızı.” “İçin kararır Halil! Aşk meşk arama bende.”"

Araştırıp tanınması, okunması gereken bir yazar Vüs'at Orhan Bener. Size araştırdığım siteden birkaç alıntı ve link bırakıyorum.
...Hikâyelerinde günlük yaşamın ayrıntılarına dikkatli bir gözlemcilikle eğilir ve ruh çözümlemelerine geniş yer verir. Gündelik olaylarla bilinçaltında birikmiş yaşam parçalarını birleştirir...
...Orhan Koçak, yazarın tekniğinin bilinç akışı değil de “iç monolog” olarak adlandırılmasının daha doğru olacağını, hatta bunun da o kökensel bölünmenin önemini ve şiddetini açıklamaya yetmeyeceğini söyler...
...Ayşegül Yüksel, oyun yazarı Vüs’at O. Bener’in, tıpkı Shakespeare ve Beckett gibi, yapıtlarını insanın “ölüm”e yazgılı oluşunun getirdiği “anlamsız varoluş” açmazına odakladığı görüşündedir. Hem toplum yaşamının getirdiği erdemli davranışlara tutsak hem de ölümlü olduğu gerçeğiyle yaşamak zorunda oluşun insanın dramı, açmazlarla dolu zor bir bireysel ve toplumsal yaşamı sürdürürken de “ölüm”ün sürekli olarak insanla alay ettiğinin bilincinde olmaya yoğunlaştırır. Bilinci bu duruma isyan ederken duygularının, vicdanının ve nesnel koşulların sarmalı içinde yuvarlanıp giden insan, Hamlet gibi, hep kendi kendisiyle hesaplaşır...
( http://www.biyografya.com/biyografi/3676 )

Son olarak nedir şu bilinç akışı tekniği?

Kişinin aklından geçenlerin birinci kişi ağzından yansıtılmasıdır. Bu teknikle yazar; kahramanın, hayatı, nesneleri, etrafında gördüğü şeyleri nasıl algıladığını, bir bilinç yansıması eşliğinde aktarır. Derin, soyut ifadelerden meydana gelir.
Bilinç akışı tekniği, genellikle iç çözümleme ve iç konuşma tekniği ile karıştırılmaktadır. İç çözümleme anlatıcı-yazarın araya girerek kahramanın duygularını, düşüncelerini okura aktarmasıdır. İç konuşmada ise yazar aradan çekilir, aktarma görevini bırakır; okura roman kişisinin zihnini bir sinema gibi seyrettirir.

Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Vüs'at O. Bener'i tanımayan kalmasınn!