Gönderi

Don Kişot - İncelemesi
10/10
·920 syf.··
Beğendi
·
2008 10. kitabı
·
82 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2008 21:52
İŞTE GENE BEN ve SİZLERE YİNE OKUMUŞ OLDUĞUM ESKİ BİR KİTAPTAN BİR İNCELEME DAHA. :) Don Kişot ile ilgili bugüne dek ifade edilememiş şeyler hakkında kim ne söyleyebilir acaba? Miguel de Cervantes tarafından kaleme alınan ve yazılan bu güzel roman, dört yüz yıldan bu yana, on sekizinci yüzyıldan kalma edebi akımlara, yirmi birinci yüzyıl post-modernizmine ilham kaynağı olmuştur. İngiliz yazar William Makepeace Thackeray, İspanyol filozof José Ortega y Gasset, Melville, Flaubert, Kafka, Nabokov, Dostoyevski, Proust, Jorge Luis Borges gibi yazarların eleştirel çalışmalarına da ayrı bir ivme katmıştır. Don Kişot‘a, bir okuyucu yaklaşımı acaba nasıl yapılır diye düşünüyorsanız, buyurun gelin, bunu hep birlikte okuyalım ve ele alalım. :) Yukarıda ilham alan bu yazarların dışında, İngiliz şair William Shakespeare, Cervantes’in Don Kişot adlı eserindeki Cardenio’nun öyküsünden esinlenerek yazdığı oyunlarından biri olan, Cardenio tragedyası için eseri kaynak malzeme olarak kullanmanın nadir bir övgüsünü Cervantes'e fazlasıyla ödedi. Shakespeare tarafından yazılan bu (Cardenio) romanda İktidar, zorbalık, aşk, iffet ve ölüm öğeleriyle şekillenen tragedyada kadınların sahip olduğu değerlerin üstünlüğü vurgulanmıştır. Eser sahnelendiğinde, ustaca düşünülen olay dizisi, canlı tabloları ve mükemmel oyun kurgusu ile aşırı övgü toplamıştır. Sanatçı burada aşırı materyalizm ve metinlerin sonsuz referanslarını biz sanatseverlere sunmaktadır. “Gözlerini kendine çevirip kendi kendini tanımaya çalış; varılması en zor olan bilgi budur. Kendini tanırsan, öküze özenen kurbağa gibi şişinmezsin.” S. 698 Don Kişot, sıradan bir eserden ziyade, günlük yaşantımızda aşırı övgüyü ve referansı hak eden birkaç edebi eserden/kitaptan biridir. Bununla birlikte, hepimiz tarafından evrensel olarak bilinen bir sıfat olan "hayalperest"lik ile doğuran bağlantılı birkaç roman arasında da yer almaktadır. Peki ya biz okurlar, bu kültürel bir monolit olan romanı nasıl değerlendirmeye ve ele almaya çalışıyoruz acaba? Bunun için Tabii ki en basit yol, ilk yayınlanışından dört yüz yıl sonra, Don Kişot'un hala okunaklı bir ebedi eser, dünya klasiği olduğu gerçeğine dikkate alarak! Kitapta anlatılan mini hikâyeler, modern yayıncılarında dikkatini çekecek kadar gözle görünen güzel şeylerdi. Açıklamalar insanı bazen belirsiz bir karmaşaya doğru sürüklerken, romanda bahse konu olan bazı silahlar veya dindarlık üzerine geçen uzun kesitler, okuyucuların duyarlılıklarına garip gelebilir. Sancho Panza'nın kısa solo maceraları bizleri hem eğlendiriyor ve zihnimizde bu güzel kitaba dair hoş şeyler bırakıyordu. “Dağlarda bilginler, çoban kulübelerinde filozoflar yetişir.” S. 506 Burada ele aldığımız romanı aslında iki kitap/cilt olarak yayınlandı. Bunlardan ilki olan birinci cilt 1605 yılında yayınlandı ve o dönemde bir hayli popüler oldu. Onun “devamı” niteliğinde olanı ise 1615 yılında yayınlandı. Cervantes, bu ikinci cildi bitirmek için bence biraz acele etmeliydi çünkü bir başka yazar, Alonso Fernández de Avellaneda, Cervantes'in kendi metninde eğlendiği ikinci ciltlik bir sahneyi zaten düşünmüştü. Bu derleme, hikâyeleri Don Kişot'un aldatmacaları tarafından çerçevelenen birçok küçük karakteri ile yalnızca ilk cilde odaklamaktaydı. Bu ikincil olaylar dizisinin çoğu, Erken Modern İspanya'da toplumun geniş bir kesimini ele geçiren karakterizasyonları barındırmaktaydı. Kitabın bazı arketip’lere ait cazibesi, Cervantes'in İspanya dünyasındaki şövalyeliği, bizi konuya bağlayan bir büyü olmaya, roman içerisinde bazı yaşananların ise gittikçe daha acınası bir halde devam etmesi, yeri geldiğinde güldürmesi de biz okurlar için daha ilgi çekici hal almaya başlıyordu. Kişinin “çılgınlığı” olarak bahsettiği, kendisinin ayrı kültürel bir davranışı olarak okumakta olduğumuz Don Kişot eseri boyunca, mevcut olmuş olan büyük bir sosyal hoşgörüsüzlük teması üzerinde durmaktadır… Don Kişot bu edebi eseri ile İspanya tarihinin bir dönemine bizler için ışık tutmaktadır; burada o dönemin yabancı düşmanlığı ve siyasi hoşgörüsüzlüğünün yükselişine onun kalemi sayesinde tanıklık ediyoruz. İşte tamda tarihin, Kastilya ve Leon Kraliçesi I. Isabel ile Aragon Kralı II. Ferdinand’ın evlenmesine şahit olduğu bu zamanda, iki büyük gücün birlikteliği sağlandıktan sonra, İspanya’daki İslam aristokrasisinin tasfiye sürecinin hız kazandığı kayıtlara geçmiştir. 1478’de hayata geçmiş olan İspanyol Engizisyonu binlerce Yahudi’nin ve Konverso’nun ölüm emrini vermiştir. 31 Mart 1492’de I. Isabel ve II. Ferdinand, Yahudilerin ‘iyi Hristiyanları kendi kutsal inançlarından döndürmeye çalıştıkları’ gerekçesi ile birlikte yaşamakta oldukları Yahudileri ve Müslümanları İspanya’yı dört ay içinde terk etmelerini emreden Elhamra Kararnamesini imzaladılar. Üstelik giderken sahip oldukları altın, gümüş vb. yanlarına almaları yasaklandı. Kararnameye göre bu kurallara uymayanlar, bu süre zarfında ülkeyi terk etmeyenler ve onlara yardım, yatakçılık edenler ölüm cezasına çarptırılacaktı. “Dikkat et; imkânsızın peşine düşersen, imkânı olan bile, haklı olarak senden esirgenebilir.” S. 338 Aslında romanın konsepti oldukça basittir: Bu on yedinci yüzyıl romanımızda, La Mancha'da bir arazi sahibi olan ve felsefenin tutarsızlıkları yüzünden delirmiş olan ana karakterimiz, hayalperest Alonso Quijano ile birlikte olan köylü Sancho Panza’nın ve bu ikilinin yaşattıkları ile bizleri gerçekten güldüren, ama bir o kadar da düşündüren birçok olaylar zincirini içermektedir. Quijano’nun, batı kültüründe artık son demlerini yaşayan şövalyeliğin kaybolan mesleğine haysiyet kazandırma çabasının mizahi ve alaycı bir eleştirisidir. Hikâyemizde bu histerik inanç hareketine karşılık, kötü niyetli hırsızları, alaycı çobanları ve sadist asilleri okuyacağız ve ilk birkaç sahne, çağdaş dünyaya karşı tek başına duran Don Kişot'u konu ediyor, ancak ilerleyen sayfalara doğru kendisine romanımızda eşlik eden yancısı Sancho Panza'yı tanıtıyor. Don Kişot ve Sancho'nun kişilik olarak birbirinden ayrıldığını hayal etmek okur olarak çok zor değildir: ikisi, sürekli olarak dünyaya ve karşılıklı olarak birbirinden ayrıcalıklı görüşlere odaklanmış kişiliklerdir. “Söz gümüş ise sükût altındır. Ne olursun, mecbur kalmadıkça söze karışma. Sık sık ipliğini pazara döküp ne kötü bir kumaştan yapıldığını gösterme!” S. 141 Böylece, kitabımız karakterlerimizin ideal ya da birer komedi figürleri olarak tasvir edilip edilmediklerine, İspanya'nın Engizisyonunun, insanlar üzerine hâkim gelmiş acımasızlığına ve kalıcı etkisine işaret eder. Karakterler genellikle farklı bakış açılarıyla Katolikliği desteklemektedir. Bu nedenle, romanda karşıt görüşlü bakış açıları, varsayılan olarak kültürel normlara bağlı “doğal” karakterlerden, bu kültürel normları yapay olarak yerine getiren “doğal olmayan” karakterlere kadar uzanır. Don Kişot'un performansı, karakterlerin tümü arasında en çekici olanıdır çünkü kendisi kişilik olarak herhangi bir otoriteye bağlı değildir. Katolik metinler yerine, kendi seçtiği otorite, kutsal kitapmış gibi çalıştığı popüler bir edebiyat timsalidir. Böylesi bir “sapkınlık”, yetkililerin dikkatini, dini, manevi anlamda değilse de, hukuki anlamda fazlasıyla çekmektedir. Kendisinin yaptıkları ve idealleri statüko ile keskin bir tezat oluşturmaktadır. Okumakta olduğumuz Don Kişot'un rolünün, mizahının büyük bir kısmı, dönüştürülen Müslümanlara ve Yahudilere benzer şekilde kendi ülkesinde bir yabancı olduğu gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Kendi baskın laik inanç sistemi, sapkınlığın gerçek suçlamalarından kaçınmaya yetecek kadar Hıristiyan normlarına bağlı kalmaktadır. Bu nedenle, Cervantes'in diğer karakterlerinin Don Kişot'un çılgınlığına tepkisini betimleme şekli, zamanın dini dogmasından güvenli bir mesafeyi korurken, İspanyol kültürel kontrol sisteminin mantığını ortaya çıkarmaktadır. “Bütün kötü huylar, beraberinde az da olsa bir zevk getirirler, Sancho; ama kıskançlık sadece tatsızlık, hınç ve öfke getirir.” S. 494 Don Kişot'un devam eden izlenimlerimden biri çoğulculuk için bastırılmış bir özlemi içerir. Yazar Michael McGaha, bu eserin doğal olarak Cervantes'in Cezayir'deki kendi deneyimleriyle bağlantılı olduğunu düşünmektedir: “Cezayir'de Cervantes'in geçirdiği beş yıl, İspanyol okurlarının büyüleyici buldukları kesin bir malzeme kaynağı olmuştur. İspanya'dan çok farklı bir topluma uzun süredir maruz kaldığı, ama aynı zamanda, Orta Çağ'ın hoşgörülü, çoğulcu İspanya'sını andıran bir topluma uzun süreli maruz kalması, onun ufkunu genişletmiştir.” Kendisinin bu yorumu, anakronizmin derinliğinin altını çizmeye fazlasıyla yardımcı olur. Genel olarak, bu nedenledir ki, Don Kişot, bugün bile okunabilecek en iyi ve en güzel olan temel edebiyat eserleri arasındadır. Don Kişot ile okuyucular antik dünyanın büyüleyici, pastoral atmosferini yaşarken, aynı zamanda gerçek dünyanın da acımasız, kötü yanlarını da kritize ederler. "Ey felâket, tek başına geldiysen hoş geldin." S. 426 "Şimdi lütfen söyleyin bakalım, elinde olmadan deli olan mı, yoksa bilerek delirenler mi daha akıllıdır?" S. 308 Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar. Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız! ~ A.Y. ~
Edebiyat
Don Quijote (2 Cilt Takım)Miguel de Cervantes · Yapı Kredi Yayınları · 202527,5bin okunma
··1 alıntı·
7,5bin Gösterim
15 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Emeğinize sağlık Adem Bey🙏🏻 Ben de naçizane yorumumu ekleyeyim: 1605 yılında yazılmış olan bu değerli eser, modern romanın ilk örneklerinden kabul ediliyormuş. Shakespeare gibi modern bir okur düşlemiş Cervantes. Şövalye kitapları okuyup etkilenen, kötülük ve haksızlığın düşmanı, genç kızların koruyucusu, devlerin korkusu ve savaşların galibi gezgin şövalyemiz Don Quijote😊 Yaşar Kemal’in en etkilendiği romanlardan biri olduğunu duyduğum için hep İnce Memed’le bağlantılar kurarak okudum elimde olmadan:) Ki sadece Yaşar Kemal değil, birçok edebiyat duayeninin etkilendiği, örnek aldığı bir eser. Okumaya başlamadan önce böyle zengin ve yoğun bir kurgu beklemiyordum açıkçası. Çocuk kitaplarının da etkisi olabilir bunda:) Rönesans devri romanların kurallarını yıkan, yenilikçi, kurgu içinde kurgu yer alan, tekrar tekrar okunup her okuduğunuzda yeni bir şey keşfedeceğiniz bir roman. İleriki dönemlerde tekrar okunacak bir kitabı daha listeme eklemiş oldum. Daha 2.cilt beni bekliyor tabii. Onu da artık 2019 yılı içinde okumak dileğiyle. İlk cilt için inceleme videom da vardı izlemek isterseniz👇🏼 youtu.be/L6K-WQHhNWg
Adem YEŞİL
Gönderi Sahibi
Güzel yorumunuz ve konuya kattığınız bilgileriniz için teşekkür ederim. Evet, incelemenize dair videounuzu bende izlemiş hatta ufak bir yorum girişi de yapmışım. :)) Düşünce ve görüşleriniz ile konuya renk kattınız ve belki henüz okumamış olanlar için önemli bilgiler aktardınız. Sizin de emeğinize, yüreğinize ve kaleminize sağlık. Edebiyatınız daim, kaleminiz keskin ve bu yolda okurunuz bol olsun. :)
Emeğinize sağlık Adem Bey, oldukça bilgilendirici bir inceleme yine. Bol kitaplı günler dilerim. 🙋‍♀️
Adem YEŞİL
Gönderi Sahibi
Bazen bana da oluyor efenim. Hem günün yorgunluğu hem de okuma isteğinin içgüdüsel dürtüsü ile kitap açıkken gece gözlerimin kapandığı bile oluyor. Ama başka türlü de vaktim pek yok. Uykudan feragat ederek oluyor sadece. :))
Oldukça detaylı ve bilgilendirici bir incelemeydi Adem Bey ve yorumlayışınızla da eser ayrıca bir bütünlük kazanmış. Okuma listeme aldım. Emeğinize, kaleminize sağlık :)
Adem YEŞİL
Gönderi Sahibi
Rica ederim Özlem Hanım. :))
Don Kişot özet kitabı hemen herkesin kitaplığında bulunan kitaplardan biri. İki elin sayısını geçmeyen, okunmamasına rağmen 'okudum' denilen kitaplardan aynı zamanda. Edebiyat tarihinde 'ilk modern roman' olması hafızalarda yer edinmesinin en büyük etkeni olsa gerek. Ben de özetini okuyanlara dahilim ama ne yazık ki esere dahi en ufak bir şey hatırlamadığımı gördüm bu incelemeyle. Yaşadığı çağın distopyasını konuşturan ve hicvederek yeren kalemler bir 500 yıl geçse de hatırlanır öyle sanıyorum ki. Öğretici bir inceleme olmuş, kaleminize sağlık.
Adem YEŞİL
Gönderi Sahibi
Rica ederim. Avrupa tarihi (özellikle Alman ve İspanyol) beni her daim ilgilendirmiştir. Buna gerek edebi yönden, gerekse doğrudan tarih olarak diyebiliriz. O sebeptendir ki, böylesi güzellikleri ele alırken, tarihten ufak dokunuşlar ayrı bir tat veriyor. Geçenlerde İskender Pala'dan "Efsane" kitabını da aynı tarihi tat ile yorumladım. İnanın bundan çok keyif alıyorum. Evet uzun oluyor, ama beni rahatlatıyor yazarken. :) Size de iyi okumalar dilerim.
Emeğine ve yüreğine sağlık. Yine kaleminin hakkını fazlasıyla vermişsin. Bize daha ne demek düşer ? bu saatten sonra. 👌👏💙
Adem YEŞİL
Gönderi Sahibi
Aynura, cansın. Çok teşekkür ederim. (:
Reklam
Ustam gerçekten kalemine 🖎💙yüreğine sağlık..👌👏👏👏 okurken inceleme değilde romanın içinde buldum kendimi diyebilirim. youtu.be/st6qIn2_Mz0 Burda dursun.. :))) Şimdi lütfen söyleyin bakalım, elinde olmadan deli olan mı, yoksa bilerek delirenler mi daha akıllıdır? Bilerek delirenler daha akıllı bence..:))) Saygılar sevgiler ustam.. 🕊
Adem YEŞİL
Gönderi Sahibi
😂😂😂