Gönderi

9/10
·442 syf.··
Beğendi
·
2018 69. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2018 21:53
Arka kapakta yazdığı gibi; şaheser. Onar yıl ara ile üç kez okumuş bulundum. İlerde yine okurum inşallah. Hiçbir kitap kusursuz değildir diyerek dokuz yıldız verdim. Ayrıntılı incelememi yarın yazacağım. (25-10-2018) 26-10-2018 (Yani yarın) Daha önce 1992 ve 2006 yıllarında iki kez okuduğum roman her defasında farklı tatlar bıraktı. Birçok eleştirmen ve edebiyatçıdan farklı olarak veya böyle olduğunu savunan bazıları gibi ben de bunun bir İstanbul romanı olduğunu düşünüyorum. Tahsin Yücel'in 1990 yılında yazdığı bir eleştiriyi romanı bitirdikten sonra okumama rağmen (dipnotkitap.net/DENEME/Kara_Kit... ) kitap üzerindeki beğeni katsayım aşağı düşmedi. Tahsin Yücel'in Orhan Pamuk hakkında Türkçeyi düzgün kullanmadığı ve çok sığ bulduğu eleştirilerine ve romanı yerden yere vuran bu eleştirisine rağmen bu sığlığı yazarın tarzı olarak kabul ettim. Orhan Pamuk uzun cümleler kurup cümlenin sonlarına doğru kafa karıştırarak okura bunu tekrar okutup hep konunun içinde kalmanızı sağlıyor. Öyle ki neredeyse sayfanın üçte birini bulan bazı cümleleri birkaç kez okumak zorunda kaldım. Bunu bilerek yapıp yapmadığını bilemem ama okuru konudan koparmamak için iyi bir taktik olduğunu düşünüyorum. Elbette bu uzun cümleler sıkıntıya gelemeyen okuru bıktırıp kitabı bırakmaya kadar götüren handikaplar da oluşturabilir ama gerçek edebiyat okurları için böyle bir şey söz konusu olmayacaktır. Galip'in, aniden ortadan kaybolan karısı Rüya'yı ararken bunu Rüya'nın üvey abisi gazeteci köşe yazarı Celal'in (Uzun yıllar Çetin Altan olduğu iddia edildi, Orhan Pamuk bu konuda bir açıklama yaptı mı bilemiyorum) Milliyet gazetesinde yayınladığı yazılarındaki bir takım ipuçları ile birleştirmesi ve bu arayış içinde kendisini bir anda o zamana kadar pek ilgisinin olmadığı konuların içinde bulması romanı mistik bir havaya sokuyor. Mevlana Şems ilişkisi, Hurufilik ve onun peygamberi Fazlallah'ın mücadelesi, kendisi de bir Hurufi olan Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'un fethi sonrası geçirdiği dönüşüm, Boğazın sularının çekilmesi sonrasında neler olabileceği gibi ütopik bir yaklaşım, idam ettiği paşanın kellesi ile hesaplaşan cellat hikayesinde olduğu gibi romanın içine serpiştirilmiş farklı metinler aslında hep sıkıcı olduğu iddia edilen romanı bir anda ilgi çekici bir hale sokup merak uyandırıyor. Türkçeyi yanlış kullanım, devrik cümleler, olay örgüsündeki bir takım tutarsızlıklar tıpkı Tahsin Yücel gibi benim de dikkatimi çekti fakat ortalama bir edebiyat okuru olarak ben bunu sorun etmedim. Kara Kitap'ın Türk Edebiyatı'nda bir dönüşüme yol açtığı konusuna katılmıyorum ama edebiyatımıza bir canlılık ve tartışma ortamı getirdiğini ve bu kitabın daha uzun yıllar tartışılacağını görerek seviniyorum. Çok satan, az okunan ama fazlasıyla eleştirilen Orhan Pamuk edebiyatımızın içinde iyi ki var diyerek naçizane bu incelememi Tahsin Yücel'in eleştirisindeki son paragraf ile bitirmek istiyorum. “Peki, bunca baskı yapan, bunca eleştirmeni hayran bırakan bu kitapta tutarlı sayılabilecek hiç bir şey yok mudur?” diyeceksiniz. Olmaz olur mu? Örneğin iki yarım tümcesi vardır ki, kurgusuyla da, içeriğiyle de gerçekten doğru görünür: “Ne tuhaf okurlarsınız siz, ne tuhaf ülke burası?” (s.128)
Edebiyat
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma
··
53 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kitabı sizinle aynı dönemde okumaya başladık, şöyle bir alıntısı var Pamuk'un; ''Bir zamanlar, hep birlikte, anlamlı bir hayat yaşamışlardı, ama bilinmeyen bir nedenden, bu anlamı, tıpkı hafızaları gibi kaybetmişlerdi şimdi. Bu anlamı yeniden bulmaya her kalkışlarında, hafızaların örümcekli dehlizlerine her girişlerinde kayboldukları için, akıllarının kör karanlık sokaklarında dönüş yolunu bulamadıkları için, hafızalarının dipsiz kuyusuna düşmüş yeni hayatın anahtarını hiçbir zaman bulamadıkları için evlerini, yurtlarını, geçmişlerini, tarihlerini kaybedenlerin o çaresiz acılarına kapılıyorlardı. Bu evden uzakta kalma, yolunu kaybetme acısı öyle şiddetli, öyle dayanılmazdı ki, artık kayıp anlamı, ya da esrarı, hatırlamaya bile kalkmadan yalnızca sabretmek, sessizce, sonsuzluk zamanının dolmasını tevekkülle beklemek en iyisiydi. '' Kara Kitap Orhan Pamuk'un okuduğum kitapları arasında sanırım en çok sembol kullandığı kitabı. Bir şey okuyorsunuz evet, akabinde bilmediğiniz başka bir kapıdan girip başka bir konuya müdahil oluyorsunuz. Yazar bunu öyle maharetli yapıyor ki, çoğu zaman okur ben ne okuyordum nereye geldim durumuna düşüyor. Özellikle Celal Salik'in iç sesinin konuştuğu bölümler gerçekten insana gerçek bir edebiyat doyumu veriyor. Benim de yıllar sonra 2. okuyuşum, romana değilde yolculuğa çıkıyor gibi hissediyorum kitabı her elime aldığımda. Basit bir okur olarak elbette Tahsin Yücel gibi imlalara bende takılmıyorum. Zaten edebiyat okuduğumuzdan aldığımız tat değil midir :) (filologlardan linç yiyebilirim) Velhasıl, Kara Kitap gerçekten çok güzel bir eser, ilk kez Orhan Pamuk ile tanışacak arkadaşlar ben ne okudum yaa :) olabilirler. Kaleminize sağlık. Etkinliğimize katıldığınız için teşekkür ederiz :)
Tahsin Yücel daha mesleki bakımdan değerlendirmiş ve beğenmemiştir belki haklıdır da ama okur olarak benim en beğendiğim kitabıdır Pamuk'un bu kitap. Biraz da kusur bulmak için mi kusur bulunuyor bazan diye düşünüyorum. Etkinlik bitmeden bir kez daha okumak istiyorum Kara Kitap'ı kısmetse. Teşekkürler inceleme için.