Kitabı sizinle aynı dönemde okumaya başladık, şöyle bir alıntısı var Pamuk'un;
''Bir zamanlar, hep birlikte, anlamlı bir hayat yaşamışlardı, ama bilinmeyen bir nedenden, bu anlamı, tıpkı hafızaları gibi kaybetmişlerdi şimdi. Bu anlamı yeniden bulmaya her kalkışlarında, hafızaların örümcekli dehlizlerine her girişlerinde kayboldukları için, akıllarının kör karanlık sokaklarında dönüş yolunu bulamadıkları için, hafızalarının dipsiz kuyusuna düşmüş yeni hayatın anahtarını hiçbir zaman bulamadıkları için evlerini, yurtlarını, geçmişlerini, tarihlerini kaybedenlerin o çaresiz acılarına kapılıyorlardı. Bu evden uzakta kalma, yolunu kaybetme acısı öyle şiddetli, öyle dayanılmazdı ki, artık kayıp anlamı, ya da esrarı, hatırlamaya bile kalkmadan yalnızca sabretmek, sessizce, sonsuzluk zamanının dolmasını tevekkülle beklemek en iyisiydi. ''
Kara Kitap Orhan Pamuk'un okuduğum kitapları arasında sanırım en çok sembol kullandığı kitabı. Bir şey okuyorsunuz evet, akabinde bilmediğiniz başka bir kapıdan girip başka bir konuya müdahil oluyorsunuz. Yazar bunu öyle maharetli yapıyor ki, çoğu zaman okur ben ne okuyordum nereye geldim durumuna düşüyor. Özellikle Celal Salik'in iç sesinin konuştuğu bölümler gerçekten insana gerçek bir edebiyat doyumu veriyor. Benim de yıllar sonra 2. okuyuşum, romana değilde yolculuğa çıkıyor gibi hissediyorum kitabı her elime aldığımda. Basit bir okur olarak elbette Tahsin Yücel gibi imlalara bende takılmıyorum. Zaten edebiyat okuduğumuzdan aldığımız tat değil midir :) (filologlardan linç yiyebilirim) Velhasıl, Kara Kitap gerçekten çok güzel bir eser, ilk kez Orhan Pamuk ile tanışacak arkadaşlar ben ne okudum yaa :) olabilirler. Kaleminize sağlık. Etkinliğimize katıldığınız için teşekkür ederiz :)