Gönderi

9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2018 189. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2018 08:54
“Ne olurdu insanlar beş katlı bir yapıda altıncı katın da olabileceğine inansalardı, ne olurdu sanki.” “Beş Katlı Evin Altıncı Katı”, tiyatroda izlediğim en güzel oyundu. Aradan yıllar geçmesine rağmen birçok repliği ve şarkısı dün gibi hatırımdadır. Site sayesinde bir kitabı olduğunu öğrendim. İki farklı zamanda okudum kitabı. Şimdilik… Üç farklı yayınevi tarafından basılmış olan bu kitabın (biri Kültür Bakanlığı- 1994, ikincisi Ötüken Neşriyat, üçüncüsü ise Everest Yayınları) satışı yoktu. İlk okumada kütüphanede Kültür Bakanlığı tarafından yayınlanan baskısını buldum ve bende çok iz bırakan bu oyunu roman diliyle okuma imkânı buldum. İkinci okumam ise Everest Yayınları baskısıydı ve Ak Liman kitabıyla birlikte iki bölüm halinde basılmıştı. Yeri gelmişken iyi kitapların neden baskıları olmaz, bunu anlayabilmiş değilim. Ayrıca, ilk okumadaki eserin Kültür Bakanlığı tarafından basılmış olmasına rağmen bu kadar yazım yanlışı ve baskı hatası olmasını şaşkınlıkla karşıladığımı ilave etmek isterim. Tabi Azerbaycan dilinden kaynaklanan yöresel ifadeler bulunmasına rağmen, kanaatimce tercüme güzel yapılmış fakat harf ve basım hataları rahatsız edecek kadar fazla idi. “Azeri dili” ifadesinin yanlış olduğunu, doğrusunun “Azerbaycan dili” olduğunu ısrarla vurgulayan İlber Ortaylı’nın uyarısına kulak vererek “Azeri dili” ifadesini kullanmadım. Romanımızın içeriğine dönecek olursak; bir aşk hikâyesi gibi görünen bu eseri, zaman zaman beklentilerimden uzak bulduğum oldu ve oyunda gözümde büyüttüğüm kadar romanı güzel değilmiş diye düşündüm. Fakat kitabın sonlarına doğru yazar o kadar çarpıcı bir şekilde hikâyeyi sürükledi ki, ”İşte bende iz bırakan buydu,” dedim. Başarıyla yazılmış birçok kitabın finali okurda hayal kırıklığı yaşatırken, tam tersine bu eserde yazar sanki tüm mesajlarını finale saklamıştı. Bir başka dikkat çekici yönüyse yazarın ustalıkla atmış olduğu düğümlerdi. Aşk hikâyesinin ana sorunsalı olarak ön plana çıkan aldatma konusu, bir taraftan olma ihtimali üzerine olay örgüsünü kurarken, tam ikna olacağımız noktada bir tesadüf veya başka bir gerekçe ortaya koyarak farklı düşüncelere itiyor okuru. Bir anlamda okura diyor ki, o kadar acele etme hikâye daha bitmedi. Siz okur olarak, ben yazar olarak nasıl bilinmezlerle doluysam kahramanlarımız da bize benzer. Hemen acele karar verip kolayına kaçmayın, hayat biraz karmaşık. İnsan, yaradılışı gereği melekle şeytan, iyiyle kötü, helalle haram arasında çelişkiler barındıran bir dönüşüm içinde yaşar. Kalp, inkılapla aynı kökten türemiştir. Değişim, dönüşüm ve sorgulamalara götürür bizi. Âmâk-ı Hayal’de insanın içindeki bu mücadele değişik dini öğretilerde benzer şekilde sorgulanır. İster kitap, ister tiyatro veya sinema olsun, benim yazardan beklentim, insanın içindeki bu sorgulama ve gel-gitleri bize göstermesidir. Hatta bu çelişki ve dönüşümleri bize izlettikten sonra yarım bıraksa da olur, belki daha iyi olur. Özellikle bilinç akışı tekniği uygulanan romanlarda, eğer kitabı bitirecek kadar sabrınız varsa, kahramanın iç dünyasını daha derin izleme imkânı bulabiliriz. İşte tam burada Zaur; ailesi, aşkı, toplumsal değerler ve evlilik kavramları arasında karmakarışık bir halde bocalarken, bir de bu kadar tutkuyla bağlı olduğu kadın hakkında kitabın sonuna kadar bir şüphe taşır içinde. İşte bu şüphedir; Othello da Shakespeare’e “ Hayır, bir kez fırsat verdin mi kuşkuya, karara da vardın demektir” dedirten. Kuşku kalbe bir kere girdikten sonra, artık insan yaşamına dair bütün detaylar bir delil gibi görünmeye başlar. İlginç olan şudur ki, hayat bu hezeyanlar için sürekli destekler bizi. İnsan bir kurmaya başlamasın kafasında, romanlardaki kurmacaya rahmet okutur akla düşenler. Şizofrene kadar varabilir bu durum. Ama biz edebiyata dönelim yine de; insan yaşamı için çekilmez olan bu ıstırap, iyi bir yazarın elinde başarılı bir romana veya oyuna dönüşebilir. İşte bu eski hikâye, Rıza Anar’ın dilinden o kadar güzel romana dökülmüş ki; kitabın sonlarına doğru yazarın bütün ustalığı kitaba hâkim oluyor ve Zaur’un iç dünyasında uzun bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Kitabı bitirdiğinizde iyi bir yazar ve iyi bir hikâye izlemiş olacaksınız. İmkân olsa tiyatroda oyunu izlemenizi ve Tehmine’nin sesinden birkaç şarkı dinlemenizi isterdim. İki tanesini burada paylaşarak kahramanla baş başa bırakıyorum sizi. Ben sık sık okumaya ara verip ilk önce Fuzuli’nin sözlerinden beslenen birinci şarkıyı, kitabın sonuna doğru ise eserle tam olarak örtüşen ikinci yorumu dinledim. youtube.com/watch?v=zqZkI-Caihc youtube.com/watch?v=bG-dVUhQZ6Y Arka fonda Tehmine yalnız başına söylüyordu bunları. Belki de bana öyle geldi. Zaur’un kuşkuları hala onu yiyip bitirirken, yazarla birlikte aşktan yana olduğunuzu göreceksiniz. Tehmine’nin Zaur’a gerçekten ihanet edip etmediğini yazar da bilmiyor, biz de bilmiyoruz. Belki bu bilinmezlik sizi de beş katlı bir binanın altıncı katına çıkarabilir. Asansöre bindiğinizde lütfen doğru kata bastığınızdan emin olun!
Beş Katlı Evin Altıncı KatıAnar Rızayev · Ötüken Neşriyat · 19971,849 okunma
··1 alıntı·
2 +1'leme
·
5,3bin Gösterim
7 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kitabı bitirdikten sonra incelemenizi tekrar okuma ihtiyacı hissettim. Dediğiniz gibi 'kez fırsat verdin mi kuşkuya, karara da vardın demektir' .. kuşku , şüphe tohumu ekilince kalbe ki zehirler olmuşu, varsa olacağı da.. Dokunaklı bir bir hikayeydi. ' Senden mene yâr olmaz' pek fena oldu. Sayenizde farkına varıp okuduk. Teşekkür ederiz.
Resul Bulama
Gönderi Sahibi
Ben de okumanıza çok sevindim hocam. 1k'da herkes Rızayev'i okuyana kadar eylemlerim sürecek :)
Teşekkür ederim baya zaman geçmiş üzerinden üzüldüm ya
Resul Bulama
Gönderi Sahibi
Kitabın baskısı yok, nadir kitapta var sadece.
Dağıldım kitap bitince hocam inceleme yazayım dedim ama cümlelerimi toparlayamadım . Ah şu önyargılarımız, toplum baskıları, riyakarlik durumu , yalan dolan , kıskançlık . Neden insanları görmek istediğimiz gibi yargılarız ki ? Tahmine karakteri toplum içinde herşeye maruz kalıp şu kısacık ömründe yüzü gülmeyenlerden . Duygusal derinliği olan kitaplardan keyifle okudum çok teşekkür ederim, inceleme de güzel olmuş elinize sağlık .
Resul Bulama
Gönderi Sahibi
Rızayev insan ruhunu çözmüş, çok önemli bir yazar hocam. İnsana dair bütün açmazları olgunlukla kaleme almış. Beğenmenize sevindim, keyifli okumalar dilerim.
youtu.be/6LA6fY9EPgg Bu güzel incelemenin yorumuna kitaptan uyarlanma filmi bırakmadan edemedim. Özellikle "Azeri değil, Azerbaycanlı" vurgusu için teşekkür ederim. Bir çok Azerbaycanlı yazarlar var ki okumanı çok isterdim Resul abim. Keşke bütün kitapların çevirisi olsa, keşke bizim Türkiye türkçesini okuyabildiğimiz gibi Türkiyede de Azerbaycan türkçesi rahatlıkla okunabilse orijinalinden. Mesela ben sizin Salam Qedirzade'nin eserlerini okumanızı çok isterdim. Ve onun gibi o dönemin nice yazarlarının kalemiyle tanışmanızı isterdim. Eminim ki çok severdiniz. İnceleme çok güzel olmuş, elinize emeğinize sağlık🌼
Resul Bulama
Gönderi Sahibi
Sadece Anar'ın elliden fazla kitabı var. Orada Türk edebiyatını yakından takip ettiklerini ve birçok ismi beğendiğini söyledi. Biz ne yazık ki yeteri kadar bilmiyoruz Azerbaycan edebiyatını. Kitabı çeviren İmdat bey de oradaydı. Ketebe diğer eserleri de çevirir inşallah.
Bu kitabın tiyatrosunu nerede ne zaman izlemiştiniz acaba okuduğum kitapların tiyatrolarını izlemeyi hep çok istemişimdir
Resul Bulama
Gönderi Sahibi
Sanırım 2003 yıllarıydı. İstanbul'da Haldun Taner sahnesindeydi. google.com/amp/s/www.istan...