Gönderi

9/10
·256 syf.··
2018 76. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2018 17:46
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 31. kitap oldu. Sanırım yavaş yavaş serinin yayımlanan son kitabını yakalayıp İthaki ile beraber gidebileceğim. Henüz önümde okumam gereken 9 kitap daha var; ama 2019’un ilk yarısında İthaki ile aynı düzlüğe çıkacağım gibi görünüyor. Kitap hakkında ilk olarak vermek istediğim bilgi, Frankenstein’ın bugünlerde 200. yaşını kutluyor olduğudur. Nice 200 senelere Frankenstein… Vermek istediğim ikinci bilgi ise, kitabın yazarı Mary Shelley’nin, Frankenstein’ı 18-19 yaşlarında yazmaya başlamış olduğu ve 20 yaşındayken, 1818 yılında, kitabın yayımlandığıdır. Gerçekten de oturup düşünüldüğünde inanılmaz bir başarı olduğu hemen fark ediliyor. Zira birçok filme konu olan, içerisinde yer alan korku dolu bölümlerle mistik hava birlikte düşünüldüğünde 18-19 yaşlarındaki bir insanın böyle bir öykü kaleme alması kesinlikle takdire şayan. Üçüncü bilgiyi de verip kitabın konusuna geçeceğim: Sanılanın aksine Frankenstein bir yaratığın adı değil, yaratığın yaratıcısı olan Victor Frankenstein’ın soyadıdır. Açıkçası ben de Frankenstein’ı yaratığın ismi olarak biliyordum; ama kitabı okuyunca bu yanılgıdan kurtuldum. Kitabın konusuna gelirsek, Victor Frankenstein isimli bir adam annesinin ölümünden sonra büyük bir üzüntü duyar ve yaşam ile ölüm konularında bilimsel araştırmalar yapmaya başlar. Bu araştırma uğruna evini ve ailesini bırakarak Almanya’ya yerleşir ve doğa bilimleri dersleri alır. Bilim insanlarının önemsemediği bir takım kitaplarda yaşam ve ölüm konularında ilginç bilgiler edinir ve çeşitli mezarlardan topladığı ceset parçalarını bir araya getirerek 2,5 metrelik dev bir yaratık yaratır. Ancak Victor, yaratığının çok çirkin olduğunu düşünür ve onu bırakarak evden kaçar. Peki bir yaratıcının, yaratığını yüz üstü bırakıp kaçma hakkı var mıdır? Bir yaratıcı yarattığından ve onun yaptıklarından ne kadar sorumludur? Bir baba, oğlunu terk eder mi? Yaratıcı yaratılana sırtını dönebilir mi? İşte kitabın işlediği ve cevaplarını aradığı ana sorular bunlardır. Aslında Victor Frankenstein’ın yarattığı 2,5 metrelik dev yaratık, oldukça hassas bir kalbe sahiptir. Bir bebek kadar masumdur; ancak dış görünüşü sebebiyle insanlar tarafından sürekli dışlanır ve hor görülür. Tek istediği yaratıcısının sevgisi ve onayıdır. Bir de kendisine yaratılacak olan "münasip" bir eştir. Başka bir isteği yoktur. (Yine burada Frankenstein’ın acımasız bir katil olduğuna ilişkin hafızamızda yer alan bilgilerin gerçekle bağdaşmadığını görüyoruz.) Ancak yaratığının isteklerini yerine getirmeyen ve ona sırtını dönen Victor Frankenstein, kendi elleriyle azılı bir düşman yaratır kendisine. Bu noktadan sonra iki karakter arasında amansız bir intikam alma mücadelesi başlar. İşte kitabın ana çerçevesi bu şekildedir. Zaman zaman kitabın içerisinde gereksiz bilgilerin yer aldığını düşünsem de beklentilerimi karşılamayı bildi. Her şeyden önce Frankenstein’ın gerçek öyküsünü okumak oldukça zevkliydi. Tüm bunların yanında, okurken sizi germesi ve mistik havasını size geçirmesi öyküyü daha da değerli kılan detaylardı. Peki siz Victor Frankenstein’ın 2,5 metrelik dev yaratığı olsaydınız, size sırtını dönen yaratıcınızdan intikam almak ister miydiniz?
FrankensteinMary Shelley · İthaki Yayınları · 202121,7bin okunma
··1 alıntı·
6,7bin Gösterim
15 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Semih Hocam emeğinize sağlık. Muttasıl devamını dilerim bu güzel incelemelerin :)
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim, senden de bekliyoruz :)
Küçükken izlemeyi en sevdiğim çizgi filmlerden biriydi bu Semih. Frankenstein'ı orada yaratıcısıyla beraber izleyebiliyorduk. :) Bu yüzden isminin oradan geldiğini biliyordum. Bu yaratık ilginç bir konuma sahip bir yaratık bence, içerdiği hassas kalbiyle ne insan ne de robot ikisi arası bir varlık, bu yüzden konumu ve temasının çok özgün olduğunu düşünüyorum. Sondaki soruna cevap olarak da bari ismim yaratıcımın soyadıyla karıştırılıyor, o zaman Frankeinstein falan olsaymış da insanlar da beni bir şey sansınlardı derdim, onun dışında intikam almak isterdim tabii ki. Eline sağlık, yine ilgi çekici bir inceleme dostum.
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Muhtemelen ilk örneğidir, daha eskisi olacağını sanmıyorum. Ayrıca Doktor Moreau’nun Adası ile konuları benziyor ama bazı noktalarda farklılık gösteriyor. Biyolojik teknoloji deyince aklıma ilk o kitap geliyor.
Kendi yaptığım Frankenstein incelemem de konuyu dağıtmamak için yazamamıştım. Burada yazayım. :)) #30657799 Aslında iki tür Frankenstein var. Birisi gençken yazdığı, asıl olan. Biri de ilerleyen yaşına ve yaşadığı döneme göre değişen Frankenstein. Biz ikincisini okuyoruz yani 1831 yılında basılmış olanın çevirisi. İlk basım 1818. İlk olanla ilkinci olan arasında ne farklar var?? Okuduğum makale de aklımda kalanları aktarayım. Bu dediğim ilk basımı baz alarak çeviri yapan iletişim yayınları var. İsteyen oradan da okuyup dediklerimi teyit edebilir. “O zamanlar genç bir kız olan ben, bu kadar korkutucu bir fikri nasıl tasavvur edip işleyebildim?” demiştir Shelley. Elizabeth; 1818 baskısında Evian’da, 1831 baskısında Como Gölü kıyısında ölüyor. 1818’de Victor Frankenstein özgür irade sahibi, seçimlerinin sonucunu yaşayan bir karakter olarak sunulurken, 1831’de, kendi isteği dışında ki güçlerin oyuncağı ve kurbanıdır. Başına gelen bir çok şey kaderimsi bir yapıdadır. Bu çok önemli mesela; 1818 de ki basım da Victor Frankenstein kötücül davranışlarının seçicisi ve bizzat sorumlusu iken, 1831 basımında ise, kötülük onun dışında oluşur ve kurbandır. Zaten onu yaratana olan yalvarış ve yakarışları buna en güzel örnektir. 1831 basımını okuduğumuzda içimiz parçalanıyor gibi bir durum oluşuyor. Bildiğin edebiyat yani. :)) Kısacası ilk basım asıl kötü olanı sunarken, ikinci düzeltilmiş basım da ise "ben ne yaptım Tanrım, hemen sevgi dolu bir bir pıtırcık yaratmalıyım" demiş olmalı Shelley Hanım. :))) Bunun gibi bir çok örnek var. Aklımda kalanlar bunlar. :)) Her zamanki gibi incelemene farklı bir yorum ve bilgi katayım istedim. Umarım faydalı bir yanı olur. İnceleme için tekrardan teşekkür ederim. Frankenstein filmlerde olanın dışında edebiyat karakteridir. Okumayanlar vakit kaybetmeden okuyup, anlasınlar. Ama bu farkları bilerek bir seçimi yapsınlar. :)
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Öncelikle özür dilerim Murat. Yorumunu görmedim. O sebeple de hiçbir cevap veremedim. Kusuruma bakma lütfen... Her zamanki gibi tamamlayıcı ve doyurucu bilgilerinden birini vermişsin. Teşekkür ediyorum katkın için :)
Hiç okumayacağım tarzda bir kitap, incelemeyi okuduktan sonra da ne kadar isabetli bir karar verdiğimi anlamış oldum :)
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Adres güncellemesi yaparsan deneyebilirim :)
Filmi çok iyidi kitabıda okuyorum şimdi
Kübra izlemeni tavsiye ediyorum kitabı kadar filmide okuduklarının zihninde canlanması adına etkili
Reklam
Victor'u parçalara ayırabilirdim. Yaratık ondan daha masum ve saf duygular taşıyordu. İstediği ufak bir sevgi kırıntısıydı.
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Kesinlikle. Hangisi daha insandı? Bu sorunun cevabı da kitaba ayrı bir keyif veriyor...