Gönderi

Derin Uyku | Aralık ayı hikaye yazma etkinliği
"Ders bitmiştir. Size verdiğim sunum ödevlerini unutmayın önümüzdeki hafta onlardan not vereceğim. İyi akşamlar." Profun bu sözleriyle kafasını önündeki masadan kaldırdı. Yine ağlamıştı, kimse fark etmemişti,  her zamanki gibi sessizce dökülmüştü gözyaşları, kimseyi rahatsız etmeden. Notlarını toparladı çantasını ve ceketini alıp sınıftan ayrıldı. Okul çıkışına kadar geldi. Hemen sağındaki büyükçe bir ağacın dibinde duran ve sol ayağından kan akan köpeği gördü. Sonbahardı, sarı yaprakların üzerleri koyu kırmızı kanla boyanmıştı. İçinden attığı çığlık dudaklarında sadece "Neden?" diye bir soruyla karşılık buldu. Sağına soluna baktı, yüzlerce insan geçiyordu birsi neden bu hayvana yardım etmemişti ki?.. Köpeğin yanına gitti. Çantasından çıkardığı mendillerle ayağını sarmaya başladı. Telefonunu aldı yakınlarda bir veteriner olup olmadığına baktı hemen arka sokakta bir tane olduğu gördü. Köpeği o sıcak ve ürkek bakışlarıyla kucakladı. Her inleyişinde bir damla gözyaşı akıyordu kocaman siyah gözlerinden. Ve sonunda veterinere varmıştı. Hemen yardım istedi yanına gelen kadına olanları anlattı sonra ona ne olacağını sordu. Kadın tedavisi yapıldıktan sonra barınağa teslim edileceğini söyledi. Onu orda bırakmak istemiyordu ama şimdi yapabileceği bir şeyde yoktu. Kapıdan çıkacakken köpeğin kendisine o kadar sevgi dolu baktığını hissetti ki dönüp baktığında o bakışı yakalamıştı. Yoluna devam etti. Kendi yaşamını düşündü. Daha 24 yaşındaydı. Ama neden bu kadar yaşlı hissediyordu. Yaşıtları eğlencelere dalmışken yaptıkları şeyler ona neden tuhaf, gereksiz ve saçma geliyordu? Yeni bir hıçkırıkla yine gözyaşlarının esiri oldu. Etrafına bakıyor ve kimsenin onunla ilgilenmediğine yanıyordu. Kendisi olsa öylece yol ortasında oturup ağlayan birini görse en azından yardım edebileceğini söylerdi. Bu insanlara ne olmuştu? Oturduğu yerden kalktı sanki biri onun ayaklarını hareket ettiriyormuşcasına kapkaranlık hiç bilmediği sokaklarda hızlı adımlarla burnunu çeke çeke ilerliyordu. Sonunda yaprak dökmüş bir sürü ağacın olduğu ormanımsı bir yere geldi, adımlarını yavaşlattı. İleride birinin durduğunu gördü ondan başka kimse yoktu. Başka zaman olsa bu ıssız yerde bir dakika kalamazdı. Ama bugün üzerine üzerine gidiyordu ıssızlığın. O kişinin kim olduğunu merak ediyordu. Yanına doğru ilerledi, tam arkasında durdu ve oranın derin bir uçurum olduğunu fark etti. O kişiyse kendisinden başkası değildi. "gözyaşlarımla geldin buraya şimdi hazır mısın?" Diye sordu arkasındaki kendisine. Cevap vermek istedi ama ne olduğuna anlam veremedi. Önündekinin tekrar konuşacağını ve neler söyleyeceğini biliyordu ama nasıl olurdu? Biraz sonra birlikte söze başladılar.  "Bak!.. Neredeyim görüyorsun. Uçurumun başında. Oysa daha dün doğmuştum. Neden buradayım biliyorsun. Onlar yüzünden binlercesi... Nedir bu insanların amacı, Ne için yaşadıklarının neden farkında değiller?.. Çözemiyorum! Beynim bulanıyor... Yok olmak istiyorum. Daha çok gençsin ne gördün ki? daha yolun başındasın diyeceksin. Evet öyleyim ve eğer yolun başı böyleyse gerisini merak etmiyorum. Acı.. acı.. acı, binlerce milyonlarca acı. Dayanamıyorum artık. Yapmacık gülüşlere, sahte sevgilere, inanıyormuş gibi yaşayanlara, yanmış çocuk cesetlerine, dünya üzerinde en çok sevdiğin insanların bile menfaat peşinde oluşlarına, özellikle her şeye her daim susanlara, ölenlere... ölenlere... ölenlere, gamsızlığa, bir paçavra için göz yaşı dökenlere, unutulan sokak hayvanlarına, evsizlere, iki insan doyurdu diye kurtulacağını sananlara, evladını diri diri gömenlere ve  onlardan çocukluğunu alanlara, sevginin anlamını bilmeyenlere, inatçılara, yalancılığa, kendi yaşadığı hayatla yetinmeyip başkasınınkini de yaşamak isteyenlere, zorbalığa, vicdansızlığa, umutsuzluğa, rakamlı kağıtların  uşağı olanlara bunun için savaşanlara ve daha bir çok şeye... Elimi uzatmak istiyorum ama yetişemiyorum her birine. Sanki bir denizdeyim boğulmak üzere. Hiçbir insan canı yandığı için ağlasın istemiyorum. Neyiz biz ne için varız? Bir birimizi yok etmek için mi? Neden? Herkes herkes gibi mi olmalı? Neden tek bildiğimiz şey yarışmak?  Ben küsüm, artık yarışmak istemiyorum. Mümkündür derin bir uykuya yatmam... İşte uyku bir adım ötemde öyleyse neden uyumama izin vermiyorum? Madem 'dünya hassas kalpler için bir cehennemdir' öyleyse neden yeni bir yolculuğa çıkmıyorum?" Bir müzik eşlik etti bana: youtu.be/rVN1B-tUpgs
··
61 Gösterim
6 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Elinize sağlık, Camus tarzında olmuş bir parça, tabi şahsi görüşüm. Mantıklı bir açıklama bulamadım ama ölme isteğine, toplumdan kaçma isteği belki. Orman kısmındaki geçişler güzel olmuş. Beraber konuşma yerine yankı olsa belki daha farklı olurdu. Sondaki isyan tiradıyla bitiyor, bu konuların belirsizliği mi bilmiyorum çoğunluk benzer hikayeler yazıp içini döküyor, güzel ama. Teşekkürler :)
Kevser S.
Gönderi Sahibi
Tabi kendimi geliştirme aşamasındayım. Sonraki hikayelerimde daha dikkatli olmaya çalışırım. Birazda kısa tutmak istedim aslında yoksa uzar giderdi, şuan bunu değiştirmeyi düşünmüyorum. Yorumunuz için çok teşekkür ederim =)
Hani bir eşik vardır, ne olacaksa olsun artık dediğimiz, sığınmaların istifi bozulur, ürpermenin miladı geçen güz unutulmuştur. O kadar bitmişiz ki, yeniden başlayabiliriz... Kevser Hanım, bazen yazmak ağlamak gibidir...Ağlamanın sözleri içimizde duyuldu. Dilerim inşirah getirmiştir. Yüreğiniz varolsun.
Kevser S.
Gönderi Sahibi
Beni ne güzel anlamışsınız Eylül hanım. Teşekkür ederim. Beğenmenize sevindim.. =]
Kevser hanım güzel bir yazı olmuş. Yüreğinize sağlık. KIŞ ÜZÜMÜ adlı kitaba da davetlisiniz...
Kevser S.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim =] kitapla ilgilenicem =)