Gönderi

10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2018 234. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2018 17:49
BU KİTABI HERKES OKUMALI, HADİ HERKES ALSIN! DÜNYA ÇOK GÜZEL İYİLİKLER YAPALIM... İnceleme Videosu: youtube.com/watch?v=zk0b6cp... Kitabı elime almamın ardından 2 şey düşündüm. Bu kitabı az sonra okuyacağım ve okuduktan sonra ne yapmalıyım? 1. tercihim herkesin yaptığı gibi kitabı bolca överek, herkes alsın okusun destek olsun diye bir çeşit dilencilik yaparak ki bunları yazarken de günlük iyilik kotamı doldurmuş oluyorum, kitabın okunmasını sağlayacağım. Ya da 2. tercih olarak kitap hakkındaki görüşlerimi ciddiyetle, abartmadan yazacağım. Tabii ki hangisini tercih ettiğimi anlamışsınızdır. Öncelikle bana bu kitabı hediye eden Oğuz'a (Oğuz AktürkOğuz Aktürk) teşekkür ederim. Dünya hiçbir zaman güzel bir yer olmamıştır ve daima kaosa sürükleniriz. Burada insanın kendisi de zaten kaosu daha çok sever. Distopya okuyanlar bilir. Ee şimdi de şöyle bir olay dönmeye başladı. Rukiye Hanım 2 yıl uğraşarak bi' kitap yazmış. Sonra da Oğuz sağ olsun burada iletiler paylaşarak alınmasını, desteklenmesini sağladı. Ama benim kafama takılan nokta şu oldu. Burada ağır ithamlara maruz kalabilirim (kalpsiz, ruhsuz gibi...) ama fikirlerimi özgürce savunmak istiyorum. Herhangi bir kitabı ki buradaki çoğu okur bu kitaptan edebi bir haz almak ister, o edebi hazzı alamayacağını bile bile neden okursun? X kişisi kitap yazmış ve hadi ona destek olalım diye mi? Şimdi bana birisi söylesin, kitabını alıp okumak sonra da gelip buraya "Çok güzel, kesinlikle okumalısınız. Hadi herkes satın alsın." demek ne kadar mantıklı? Öncelikle tatmin etmeye çalıştığınız kendi ruhlarınız bunu bilin. Herhangi bir insana iyilik yapmak farklıdır, iyilik yaptım diye kötülük yapmak ise çok farklı... Kanadı Kırık Melek'in Kanadına Takılanlara ise bu yapılıyor. İnsanlar iki yüzlüdür bunun birkaç örneğini size gösterebilirim. İsim vermeden bir örnek vermem gerekirse, kanser olan bir kadın var ve onu takip eden kesim tamamıyla güzel olduğu için takip ediyor. Çirkin bir kadına kimse yardım etmez. Bu kitaba da yapılan kötülük bana göre kitabı yüceltmek. Dostoyevski'nin yanında hiçbir şey bu kitap. Açık konuşmak gerekirse kitap, içinde sadece hikayeler barındırmış olsa ve de yazarı hakkında hiçbir fikir sunmasa, benim gözümde çöpten farksızdır. Burada inceleyeceğim 2 kısım var. 1. kısım kitabın kendisi,üslubu... Yani kitabı kitap olarak inceleyeceğim. 1. kısım da ise Rukiye Hanım'dan bahsedeceğim. Kitap oldukça amatörce yazılmış. Özellikle dikkat ederek okudum ve amatörce yazılmasının yanında yazım hataları ise yok. Sadece bir yerde buldum onu da umarım düzeltirler. Kitapta geçen hikayeler ise eskiler bilir, Samanyolunda çıkan dizilere, filmlere benziyor. Her olaydan hadi bir hakikat çıkaralım misali... Seni de Allah bu şekilde sınıyor. Test ediliyorsun, merak etme bunların karşılığını alacaksın. Din Felsefesinde de çokça tartışılan bu kısım Kötülük Problemi diye geçer. Rukiye Hanım ise bu problemi kendine göre bir çeşit dine bağlayarak çözmeye çalışmış. Buna saygı duymamın yanında da benim fikirlerimle zıtlık içerisinde olduğunu belirtmek isterim. Bir diğer kısım ise kitapta geçen olayların gerçek hayattan çok ama çok kopuk olması. Kitabı okuduğunuz zaman anlarsınız, kimse kitaptaki gibi diyaloglara girmiyor :D Bu bana çok komik geldi ama saygı duyarım. Kendisi insanları yeterince gözlemleyemeyecek, inceleyemeyecek durumda olduğu için... Gözüme çarpanlar ise şunlar oldu: 58. Sayfada geçen konuşmada Melek adlı karakter bir diğer karaktere "zaten yarı çıplaksın" diyor. Burayı sevmedim. 119. sayfada ise Ömer adlı karakter,ki benim de adım Ömer, "Ben de bir engelli adayıyım." diyor. Bu söz çok ama çok önemli. Kitabı okuduğunuz zaman anlayacaksınız ki aslında her insan bir "engelli adayı". Bir gün bizim de kaza yapmayacağımız ne malum? 141. sayfada da Rukiye Hanım şöyle bir yorum yapmış Facebook'ta: "Benim ilk hedefim örnek alınmaktı." Bu kısım çok ama çok önemli neden mi? 2 Kısımdan bahsedeceğim demiştim ya hani, o 2. kısım bu işte. Örnek alınmak. Birisi çıkıp bir kitap yazmış. Çok güzel! Kendisi %99 engelli birisi ve herkesin de gördüğü gibi ya da yaptığı, kendisine yardım amaçlı kitabı alalım ve okuyalım. Sonra da durmadan övelim. Bu değil olay! Yukarıda da dediğim gibi kitap oldukça amatör! Ve ben bu kitaba neden 10 puan verdim? Rukiye Hanım'ın 141. sayfada söylediklerinden dolayı... Örnek alınması gereken bir kişi o çünkü! Burada zaten diğer arkadaşlar hikayesini bolca yazmışlar incelemelerinde, ben ise bu kısmı pas geçerek şunları söylemek istiyorum. Bu kitabı okuyun! Neden mi? Rukiye Türeyen sizlere de örnek olsun. Kalkıp kitap yazmış, bu kitapta anlattıkları ise kendi gözünden, kendi tecrübelerinden... Aslında bulunmaz bir nimet! Hani hastalandığınız zaman anlarsınız ya kıymetini sağlığınızın... İşte hayatınızın da kıymetini anlamanız için, topluma ve kendinize faydalı bir birey olmanız için, hayat kalitenizi artırabilmek için okumalısınız bu kitabı. Çok konuştum, linç de yiyeceğim büyük ihtimal ama umrumda değil. Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim.
Edebiyat
Kanadı Kırık Melek’in Kanadına TakılanlarRukiye Türeyen · Egemen Yayınları · 20181,081 okunma
··
45 Gösterim
4 Yorum
Öncelikle incelemenin hepsini okuduğumu belirterek başlıyorum Ömer ve rica ederim. Sanırım ki, kitabı bolca övenlerden biri de benim. Fakat gerek buradaki incelememde yayınevinin tutumunu, gerekse de videomda Rukiye Hanım'ın askerlik ile ilgili görüşlerini hafif bir şekilde eleştirmiştim. "Hafif" kelimesinin altını çizerim. "İsim vermeden bir örnek vermem gerekirse, kanser olan bir kadın var ve onu takip eden kesim tamamıyla güzel olduğu için takip ediyor. Çirkin bir kadına kimse yardım etmez." Ben bu kısmı hiç anlayamadım, kusura bakma ama. Rukiye Hanım'ın güzel ya da çirkin oluşuyla hiç ilgilenmemiştim oysa ki. Dostoyevski kısmına koca bir "oha" dedim. Aslında evet, Dostoyevski'nin yanında hiçbir şeydir bu kitap. Çünkü Dostoyevski bile bütün parmaklarını kullanabiliyordu, değil mi? Mesela ben şu an bu yorumu yazarken ne güzel bütün parmaklarımı kullanabiliyorum, değil mi? Yok Ömer ya, ben böyle düşünemiyorum, düşünmeyi de istemiyorum. Başaramadım yani böyle düşünmeyi, biraz deneyeyim dedim, olmadı be dostum. Yapamadım. Engelli ve yatağa bağlı olan, kendisinin de kitabında bahsettiği hayal bahçesinden hayatı boyunca uzak kalmış bir insanın nasıl profesyonelce bir eser çıkartmasını bekleyebiliriz? Biz, yatağımızdan harika ayaklarımızla kalkıp ufkumuzu açmak için istediğimiz parka, istediğimiz ülkeye, istediğimiz göl kıyısına gidebiliriz, değil mi? Doğru, Dostoyevski'nin yanında hiçbir şeydir bu kitap. Çünkü o St. Petersburg sokaklarını gayet sağlıklı ayaklarını da kullanarak gezebiliyordu, değil mi? Kitaba ve yazara bu kadar şey söyleyip üstüne 10 puan vermeni ise hiç ama hiç mantıklı bulmadım. Doğru, Dostoyevski'nin yanında hiçbir şeydir bu kitap. Çünkü bu kitaba 10 puan, Dostoyevski - Yeraltından Notlar kitabına ise 10 üzerinden 9 puan vermişsin. Bu kadar eleştiriye yakışacak bir puan aslında 10 üzerinden 3 ya da 4 olması gerekirken, sanırım ki daha çok tepki çekmemek açısından 10 puan kıstasını sadece "örnek alınma" olarak belirlemişsin. Dostum, seni severim. Ama bu sefer seni hiç anlamadım, kusura bakma. Yine de Voltaire'e ait olup olmadığı belli olmayan bir söz vardır : "Fikirlerinize katılmıyorum ama onları söyleme hakkınızı hayatım pahasına savunurum." Sevgi seninle olsun.
Ömer Gezen
Gönderi Sahibi
Yorumunu yeni gördüm kusura bakma. Dostoyevski ile kıyaslama yapma nedenim kitabı edebi açıdan övmek isteyenler içindi. Bana göre yalan söylemiş olurlardı çünkü... 3-4 puan verebilirdim evet ama 10 puan verdiğim kitapları herkesin okumasını istediğim kitaplar diye veriyorum. Bu kitabın da okunması gerektiğini düşündüğüm için (herhangi bi' yardım olsun diye değil, örnek alınması için) 10 puan verdim. Teşekkür ederim :)
Siz gerçekten bir okursanız eğer bu kitap ve yeni bir yazar için kalkıp şu cümleyi; “Dostoyevski'nin yanında hiçbir şey bu kitap,” yazamazsınız. (Ayrıca yazar-yazar kıyaslaması yapıyorsanız, Dostoyevski ile başlayıp sonuna kitap koyarak kıyaslamak, Dostoyevski adında bir kitaptan bahsetmiş şeklinde aşırı komik anlaşılıyor.) Kimseye kitap eleştirilmesin denmedi ya da kitap eleştirilince “linçleyeceğiz yehuu!!” denmedi... Fakat özgürlükse özgürlük, eleştiriyse eleştiri... hepsinin bir sınırı olduğunu düşünüyorum. Açıkcası bu kitabı eleştirmeye başlarken kalkıp başına Dostoyevski örneği verdiğiniz için benden tam bir sıfır aldınız. Geri kalan hiçbir düşüncesinizi de umursamadım. Bayılıyorsunuz böyle en bilinen kişilere ölümüne bağlı olmaya. Yok bu bir Dosyoyevski olamaz yok bu bir Tolstoy olamaz falan da filan... Ya olamaz zaten! Olsaydı onlar olmazdı da olan olurdu. Şu kitap okurlarının şöyle mantıksız yorumlarını gördükçe kitap okumaktan soğuyorum. Arkadaşım kültürlü gözükmeye çalışacağım diye kalkıp illa biriyle birini kıyaslamana gerek yok. Kitabı ben de okudum. İnceleme yazmadım. Ama amatörce yazıldığı, ee 10 km öteden belli. Zaten bu dediklerinde hiç problem yok. Yazan kişinin de ben bir yazarım, ben bir Dostoyevski olacağım kaygısı da yok. Ama en azından dilenmek yerine, tek parmağıyla ortaya eser koymuş bir insan var. Sen kalkıp oraya çöp -dolaylı anlatmaya çalışmışsın olsan bile- yazmışsın. Sen 10 parmağınla ne yaptın? Ne fayda sağladın? Seni şu an linçlemiyorum. Asla böyle bir amacım yok. Zaten oraya beni linçleyecekler yazarak bir çeşit politika yapmışsın, ee onu da anladım. “Özellikle dikkat ederek okudum ve amatörce yazılmasının yanında yazım hataları ise yok.” Acaba redaktör kontrol ettiği için olabilir mi? Bu yazıda rahatsız olduğum tek konu Dostoyevski ve çöp noktasıdır. Geri kalan söylemlerine, eleştirilerine asla lafım yoktur. Eleştiri eleştiridir. Ama sırf ben herkesten farklı olacağım, ben şöyleyim, ben böyleyim diyerek de yersiz olmanın hiçbir anlamı yoktur.
Ömer Gezen
Gönderi Sahibi
Incelememi tümüyle okuyup anlayamadığınızı düşünüyorum,o yüzden cevaplamaya çalışmayacağım. Saygılarla...
Bugün kadınlar günü hediyesi olarak gittiğim spor salonunda verildi
Ömer Gezen
Gönderi Sahibi
Aa çok güzel bir hediye olmuş :)
Ömer Gezen
Gönderi Sahibi
Videosunu izlemek isteyenler için: youtube.com/watch?v=zk0b6cp...
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.