Gönderi

Acilis cumlesi
Selam! Bir yazi yazmaya baslarken beni en cok zorlayan kisim yazinin ilk cumlesidir. Ilgi cekici olmali, basit olmali, merak uyandirmali ve dogal olmali. Zordur... O sebeple bu ileti altinda bazi ilk cumleleri toparlayayim dedim, hangi yazar nasil baslamis topluca gorebiliriz. Okudugunuz kitabin baslangic cumlesi nedir? Benimki oldukca basit: "Wake up, genius." (Stephen King - Finders Keepers)
1000Kitap
··
37 Gösterim
9 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Başlangıçta Söz Vardı ve Söz Tanrı katındaydı ve Söz Tanrı’ydı. (Gülün Adı-Eco)
Ben bilmiyordum.
“Karın sessizliği, diye düşünüyordu otobüste şoförün hemen arkasında oturan adam. Bu bir şiirin başlangıcı olsaydı içinde hissettiği şeye karın sessizliği derdi.” Orhan Pamuk-Kar
:) bi kere daha okuyasım var yakın zamanda. Ne kitap ama 🖤
Ben de sevdiklerimden birkaç ekleme yapayım öyleyse. "Eğer bunu okumaya niyetliyseniz vazgeçin. Birkaç sayfa okuduktan sonra, burada olmak istemeyeceksiniz. Bu yüzden unutun gitsin. Gidin buradan. Hala tek parçayken hemen kaçın." Tıkanma “Omnes Vulnerant Ultima Necat! Hepsi yaralar, sonuncusu öldürür!” Kinyas ve Kayra "Toy çağımda bir öğüt vermişti babam, hala küpedir kulağıma. 'Ne zaman' demişti, 'birini tenkide davranacak olsan, hatırdan çıkarma, herkes senin imkanlarında gelmemiştir dünyaya!'' Muhteşem Gatsby Not:Dönüşüm ve Anna Karenina'yı hepimiz biliyoruz zaten. :)
Bakalım :) Bu sene fazla okuyamayacağım kliniğe odaklanmam gerek. Chuck'un yeri ayrı tabii.
"Ceset, bir gün önceki gazetenin magazin sayfasını okuyordu." Kuzunun Kusuru - Andrea G. Pinkets
"birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi." aylak adam, yusuf atılgan
Reklam
Savaştan on yıl önce Riviera’da kaldığım küçük pansiyonda masada otururken beklenmedik bir biçimde şiddetli bir kavgaya, hatta karşılıklı nefret ve hakarete varmasına ramak kalan sert bir tartışma çıktı. İnsanların çoğunun muhakeme gücü körleşmiştir. Kendilerine doğrudan dokunmayan, sivri ucu ısrarla sert bir şekilde duyularına kadar nüfuz etmeyen şey, onları neredeyse hiç harekete geçirmez; ancak gözlerinin önünde cereyan eden, duygularına dokunacak en ufak şey bile içlerinde ölçüsüz bir tutkuyu ateşler. İşte o zaman duyarsızlıklarının yerini gereksiz ve aşırı öfke alır. Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat