Aslında kitap hakkında inceleme yapma amacım yoktu lakin bu kadar ıssız olması pek içime sinmedi ve bir şeyler yazabilirim diye düşündüm.Yazarı çoğumuz biliyoruz zaten onun için yazarın yaşamına çok fazla girmeden Üniversiteler ve Felsefe hakkında düşündüklerimi yazacağım.
Kitabın ana konusu isminden de anlaşılacağı gibi Üniversite ve Felsefe ikilemi.Üniversitelerdeki felsefe adı altında filozof kılığındaki profesör ünvanlı insanların para uğruna felsefeyi ayaklar altına aldığı üzerinde epey durulmuş.Tabiki bunların parasız bu işi yapmasını bekleyemeyiz lakin bu tarz insanların paranın yanında bilgisizliklerini de diğer kuşaklara aktardığını çünkü oraya gelen masum gençlerin o üniversitedeki kişileri bir ilah bir uzman olarak gördüklerine şahit oluyoruz.Peki ama o zaman bu gençler gerçekten bu kadar savunmasız mı?Maalesef evet savunmasız buna Boyalı Kuş incelememde değinmiştim.Çünkü onlar hayatın gerçeğiyle pek ilişkili değildir hatta Marxın deyimiyle küçük burjuvalar ve aileleri çoğu zaman onların iyiliği adı altında bir çok kararırlarını vermekterdirler.
Burada biraz bizim sözde filozoflarımızdan bahsetmek istiyorum.Onlar bi devlet memurundan pek bir farkları olmayan bir avuç gerizekalıdan başka bir şey değilller.Neden mi çünkü bilgisizliklerini ağdalı,şaşalı bir dille kapatacaklarını düşünüp görüntüden ibarettirler.Oysaki gerçekten filozof en açık cümlelerle derdini anlatmaya meyilllidir.Çünkü felsefe çoğu zaman basit ,yalın ve net düşünmektir.Örneğin bir çocuğun tanrı nerede demesi misali.Oysaki sözde filozofumuz kullandığı dille öğrencilerde bir etki uyandırmak,aldatmak ve onları şaşırtmakla meşguldur.Burada bir şeyin daha ayrımına varmalıyız felsefe öznel bir eylemdir oysaki üniversitedeki felsefe öğrenmekten çok öğretmek üzerine kuruludur.Sözde filozof kendinden önce olan sözde filozofların kitaplarını okutur ki bilgizliği ortaya çıkmasın asla gerçek bir filozofun kendi şahsına ait kitabına el sürdürtmez.Çünkü o kitap ucu bucağı olmayan bir bilgi okyanusudur.Buna kalkışmak öleceğini bilerek bir uçurumdan atlamakla eşdeğerdir.Sahte filozofumuz sağdan soldan öğrendiği iki üç bilgiyi art arta sıralar ve öğrencilere tüketmelerini söyler.Gerçek filozof biraz Don Kişotluk oynar cevaplardan çok sorulara odaklıdır.Sürekli soru sorar bilgisizliğini gizlemeye çalışmaz.Aslında belli kalıplara oturtmak çok doğru gelmiyor bana lakin belirgin özelliklerini ifade etmek doğru olacaktır.
Diğer önemli nokta kitap felsefenin doğası gereği statükoya karşı olduğuna lakin üniversitelerde statükoyu felsefenin sağladığını çünkü vatana ,millete hayırlı evlat kavramının her şeyi kabullenmekle eşdeğer tutulduğu üzerinde durmuş.Dinle pek arası olmayan felsefenin birbirlerini eleştirmekten uzak tutulduğu çünkü o üniversite varolmak istedikleri ve tabiki bu da sözde filozoflarımız aracılığıyla gerçekleşmektedir.Üniversitelerde sürekli Dinin Metafiziği üzerinde durulduğu ve sanki başka bir felsefe yokmuş gibi davranıldığı söylenmiiş.
Daha çok şey yazılabilir tabiki lakin merak edenler bi zahmet kitabı temin etsin.:) Kitapla kalın.