EY TÜRK GENÇLİĞİ;
Puan vermedi·520 syf.·
2019 4. kitabı
Birinci vazifen, Bu kitabı oku! Oku ki tarihine yön veren bu muhteşem, insanüstü dehaya sahip insanı daha iyi tanı. İkinci vazifen, Bu kitabı okuttur. Okut ki sayende birçok Vatansever daha doğru kararlar verebilsin bu Adam gibi Adam için. Peki kim bu ADAM? Elbette MUSTAFA KEMAL ATATÜRK... O'nun hakkında bir sürü şey yazıldı, çizildi. Öyle ki hangisi doğru hangisi yanlış ayırt edemez olduk. Ama şunu belirteyim ki Yılmaz Özdil bütün doğrularıyla, yanlışlarıyla Atatürk ile ilgili bilgileri bize sunmuş bu kitapta. Kitaba geçmeden bi tanıyalım bakalım Yılmaz Özdil kimmiş? Yazara dair; Atatürk'ü sevdiğine inandığım (inandığım diyorum çünkü kimsenin kalbini bilemem) bu; yazar, gazeteci, araştırmacı bende çoook büyük bir tesir bıraktı bu kitabıyla. Okuduğum ilk kitabıydı Mustafa Kemal ve son olmayacak inşallah. Lakin sitedeki okunma sayısına baktığımda çook şaşırdım çünkü diğer kitapları 200, 300 gibi rakamlarla okunmuş sitede ve bu sayıyı hak etmediğine inandığım bir yazar. Kitabı basmadan önce '10 yıllık araştırmalarımın sonucu.' dediği bu kitapta gerçekten de büyüüük bir çaba var diye düşünüyorum. Okumadan önce alışkanlığımdan dolayı hemmen sitedeki incelemelere baktım ve bazı okur arkadaşlarımın beğendiğini bazı okur arkadaşlarımın da beğenmediğini okudum. Neden beğenmediniz sorusuna verilen ilk cevap şu: Kaynakça belirtmemiş yazar!!! Arkadaşlar ben, biz tarihçi değiliz. Ama bu ülkede birçok tarihçimiz var ve şunu söylemek istiyorum ki; eğer bu kitap yalanlarla dolu olsaydı tarihçilerin uyarmasıyla bu kitabın basımı durdurulurdu. Ayriyeten, yazarımız olduğunu belirttiği şeylerin, kişilerin nerede, ne halde olduğundan tutun da mezar yerine (kabristanına kadar) belirtmiş. Bu yüzden ben gerçekten bir araştırma yapıldığını düşünüyorum ve tekrar belirtiyorum; Tarihçiler bile geçer not veriyorlar bu kitaba:) Sherlock, bu kitabı bu kadar övdün, beğendin. Hani puanı nerede? diye soranlar olacak. Hemmen cevabımı veriyorum: Sitede verilen en yüksek puan 10. Ama ben de bu kitabın 10 değil de 10\100, 10\1000 hatta 10\1000000000000000....... Benim vereceğim puan bu ve sitedeki en yüksek puanın 10 olmasından dolayı bu sayıyı az buluyorum ve bundan dolayı puanlamıyorum. Yılmaz Özdil bundan itibaren ömrüm yettiğince okuyacağım bir yazar olarak yerini almış durumda. Kendisini tebrik eder, başarılarının devamını dilerim... KİTABA VE MUSTAFA KEMAL'E DAİR... Yazarını bu kadar övmüşken kitabı da övelim bari:) Öncelikle kitabı okurken sıkılmadım. Hatta sıkılmak şöyle dursun, yer yer sevindim. Yer yer ağladım. (evet kabul ediyorum ağladım. eşek kadar oldum hala ATAM için ağlarım) Spoi vermeden kitapla ilgili bilgilendirme yapacağım. Hem okumak isteyip de bir türlü okuyamayan hem de okumayı düşünmekle düşünmemek arasında ince bir çizgide kalan okur arkadaşlarım için bir bilgilendirme olur. Haydi başlayalım... Öncelikle kitaba başlamadan önce şöyle bir düşüncem vardı; Kesin Atatürk 1881 de doğdu. Annesi Zübeyde, babası Ali Rıza idi. diye başlayacağını düşündüm. Çünkü okuduğum her Atatürk kitabının giriş cümlesi böyleydi. Ama kitabı elime aldım, bir de ne göreyim? Atatürk ün doğum gününü söylüyor. Annesinin kişiliğiyle ilgili bilgi veriyor. Babasının daha önce hiiiç görmediğim bir fotoğrafı bile var!!! (Daha önce okuduğum incelemelerin hiçbirinde fotoğraflarla desteklendiğini belirten olmamıştı. Fotoğraflarla destekli bir kitap olduğunu belirteyim buradan) O anda anladım bu kitabı çook seveceğimi. Okumaya devam ettim ve şunu gördüm; Atatürk ü hem kişilik özelliğiyle (neleri sever, kimlerle arkadaş, nasıl oturur, nasıl kalkar, ne içer, nasıl içer, nasıl şakalar yapar...) hem de askeri özelliğiyle ele almış. Hatta ve hatta askerde çekilen fotoğraflarını kimin nasıl çektiğini bile anlatıyor yazarımız. Bu durumda benden artı aldı yazarımız. Atatürk ün karısı kim desem inanın 10 kişiden 3 ü ya bilir ya bilmez. Bu kitapta ise karısından tutun da kimlerle gezmiş tozmuş, kimlerle çay, kahve içmiş, her şeyin detayı var. (Karısının ismini vermeyeceğim. Çünkü hem spoi vermek istemiyorum hem de yazarın emeğine yazık olur düşüncesindeyim. Öğrenmek isteyenlerin kitabı okumasını tavsiye ederim. Ama epub değil de normal kitabını alıp kütüphanenize koymanız hem bir Türk olarak gerekli hem de bilgilenmek açısından çook olumlu sonuçlar doğuracağını düşünüyorum) Atatürk' ün kitaplara ne kadar düşkün olduğundan bahsediyor ki hepimiz bunu biliyoruz-biliyoruz değil mi?:))) Ama bu kitapta hangi eserleri özellikle sevdiğini hatta hangi kitapların altını çizdiğini bile öğreniyoruz. (Ben de bir kenara not aldım beğendiği kitapları ve onları 'MUTLAKA OKUYACAKLARIM' a ekledim bile) Yazara saygısızlık olmasın diye eserleri paylaşmayacağım buradan. Hangi marka kıyafetleri giyer, hangi rengi sever, ayağı kaç numara, Atatürkle ilgili doğru bilinen yanlışlar neler... Hepsi kitabımızda mevcut. Sherlock ağladığın ve güldüğün kısımlar neler? Hemmen onlara geçiyorum: Atamızın ölümü beni hep ağlatmıştır. Burada da ağlattı. Bir de şöyle bir huyu varmış kendisinin; sevdiği insanların cenazelerine, mezarlarına gitmezmiş. Bir gün en iyi arkadaşlarından biri kendisinden önce ölüyor. Cenazesine gitmiyor tabii. Bir gün apar topar şoförüne beni kabristana götür diyor. Gittiğinde ise kabirdeki arkadaşına tek cümle söylüyor: -Neden beni bırakıp gittin? İşte orada gözyaşlarım sel oldu... Komik şeyler de var tabii. Atamız arkadaşlarına, misafirlerine çook düşkünmüş. Bir gün gelen bir arkadaşı yemek yedikten sonra karnını tutuyor ve karnının ağrıdığını söylüyor. Sen misin bunu söyleyen? Apar topar hastaneye götürüyor arkadaşını. Hastaneyi ayağa kaldırıyor. Çabuuk yetişiiin! Apandisti patladı sanırım. Ülser de olmuş olabilir. Hemmen doktor getirin! Doktorlar zar zor yatıştırıyorlar Atamızı. Sonuç; çok yemek yediği için karnı ağrımış:)))))) Bunları kitapla ilgili bende uyandıran hisleri sizde de uyandırmak için bilgi maksatlı verdim. Kitapla ve yazarla ilgili düşüncelerim bunlar. Benim düşüncem herkesin bu kitabı okuması. Okumaya başlayın zaten seveceğinize eminim. Ön yargılı olmayalım lütfen bu kitaba karşı. Yazar da kitap da harika. Şişirilmiş olduğunu düşünmüyorum. Çookça okunmayı hak eden bir eser. İncelemem aslında incelemeden çok bu tabuyu yıkmak için yazılan bilgilendirme metnidir. Umarım her okuyan arkadaşın aklına sevgi tohumu ekebilmişimdir. Metnimi Atamızın yaptığı kapak bir cevapla bitirmek istiyorum. Bolca okumalarımız olsun:) Sarhoş olan bir konuğu ( Abdülhak Hamit) sarhoş haliyle karısı için uygunsuz bir laf eder. Mustafa Kemal kendini zor tutuyordu. Yüzü kıpkırmızı olmuştu. Lafını düzeltmesi için duymamış gibi yaptı, 'ne buyurdunuz beyefendi?' dedi. Abdülhak Hamit iyice saçmaladı. 'Bana beyefendi demeyiniz lütfen, sadece adam deyiniz' dedi. Mustafa Kemal kestirdi attı. -İşte onu diyemediğim için beyefendi diyorum ya!!!!!(Sayfa 234-235)
Mustafa KemalYılmaz Özdil · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201815,7bin okunma
··
161 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yorumlar... :)) Sherlock; Kafanı takacağın şey var, takmayacağın şey var, Dikkate alacağın yorum var almayacağın yorum var, Ciddiye alacağın kişi var almayacağın kişi var, Mantık diye dolanıp mantıktan fazlasıyla uzaklaşan var yakınlaşan var, Herkesin bir hayal dünyası ve o hayal dünyasında da dev aynası var, Fikir var, fikir var. Sevgili Sherlock, insan var, insan var. :)) Çok konuşan ve papağan misali her yere aynı şeyleri yazan var, yazmayan var. Özgün olan var olmayan var... Eline sağlık, bak keyfine! Mustafa Kemal kimseye ait değildir, kimin ne yazacağına, nasıl ve ne şekilde yazacağına kimse karar veremez. Okursun ya da okumazsın, beğenirsin ya da beğenmezsin. Dedikodu seviyesinde sürekli aynı şeyleri yazmazsın değil mi? :) İnsan dediğimiz şey, müthiş bir varlıktır. Kendisini sürekli bir otorite konumuna sokmayı sever. "Birtakım kuş beyinli kimselere kendinizi beğendirmek hevesine düşmeyiniz; bunun hiçbir kıymeti ve önemi yoktur." Mustafa Kemal Atatürk
Sherlock Holmes
Gönderi Sahibi
aa çok teşekkür ederim murat. cidden sevindirdin. öncelikle şunu söyliyim: ben özdil i beğendiysem kime ne bundan? sen beğenmedin diye ben de mi beğenmeyeceğim kardeşim? kendileri daha kitap okumanın ne olduğunu bilmeden bana yorum yazma 'ŞEREFİNİ(!)' görüyorlar. yanlış sayfadasın kardeşim. insan yanlış düşünebilir. veya doğruyu düşünebilir. ama önemli olan bunu güzel, ahlaklı bir şekilde anlatmak. bu güne kadar hiçbir okur arkadaşıma sen neden böyle düşünüyorsun demedim. hatta özdil e karşı ön yargılı yaklaşana bile katılıyorum, katılmıyorum diyerek belirtme yaptım. herkes ne kadar ahlaklıysa o kadar konuşur!!! NET!