1000Kitap Logosu
Oğuz Aktürk
Huzursuzluğun Kitabı'ı inceledi.
680 syf.
·
10/10 puan
HUZURSUZEVİ
YouTube kitap kanalımda Huzursuzluğun Kitabı’nı önerdim: youtu.be/zAd9Y20INZM "Gündüz, bir hiçim; gece, kendim olurum." Fernando Pessoa Kendimi, tamamen kendim olarak hissettiğim sessiz ve tamamlanmış bir zaman diliminden. Zaman, aslında ilk başta bir bütün olarak tasarlanmıştı. Sonradan bıçak denen insanlar ezeli dilim dilim ettiler. Bıçaklar teker teker en huzursuz kalmaya mahkum edildi. Malzemesi anı. Suyu acı. Navigasyonu kader. Habitatı gözyaşları. Geçmişte yaşanacak ve gelecekte anılaşmış olan. Düşünerek hisseden ve hissederek düşünen. Düş ile eylem arasındaki geçirgen zar Bernardo Soares denen bir kimliksiz. Huzurlu bir kimliklilik atmosferinde bilinçsizlik bilinciyle dünyalaşan. Geçirgen zarının etrafına toplanmış beklenti ve vaatlerinin arasında sadece bir oyuncak olmaya yaradığını hisseden. Uzaklaştıran bir penceresi, yakınlaştıran bir günlüğü. İçinde bulunduğu sonsuz ikircikliğinden tamamlanmış sonuçlar beklenen. Kolektif bir varoluş salatasında iki seçeneğin olur. Mutfağı netlik ve bulanıklılığın boks maçı. Ya tabak olursun varoluş kaosunu taşıyan ya da salatanın içerisindeki herhangi tin parçasından sadece biri. Ya da belki her ikisi de? Ya da seçmemeyi seçmek ister misin? Soruya cevabın evetse seçmemeyi seçersin. Soruya cevabın hayırsa yine seçmemeyi seçersin. Salt huzuru istemek ile sorunlu hayallerin huzursuzluğu bir ringdedir. Ringin adı Huzursuzluğun Kitabı. Hakem ruh miyopluğu. En önden bilet alan seyirciler bekleyen öz sorumluluklar. Maç günü karnını ağrıtan varoluşsal sancılar. Arkalarında ise sanki sahip olmanın bir yolu varmış gibi Ay'a göz diktiğim bakışlar. Mola sırasında yüzünü tedavi eden bir ruh fermanı. Maçı kazanan bir yok-varlık. Sabırsızlığımız elimizden emeklemeyi aldı. Huzurun emekleme olduğu yerde ne zaman ki ayağa kalktık işte tam da o zaman düştük. Adım adım maruz kaldığımız çift kişiliğimiz suretindeki Bernardo Bernardo -evet, bu kitaptaki adım adım-, ikilemleriyle inşa ettiği kimlik binasını, olumsuzluk eki dinamitleriyle huzursuzlaştırdı. Tuğlası sanrı, proje çizeri Tanrı. Müteahhiti kalp ve beyin medceziri. Pencerelerin iç yüzü gerçeksizlik, dıştan görünen yüzü tam gerçek. Ona can veren ve özgürleştiren ise bunun içindeki ironi. Gözlem belediyesinden izin çıkmadığı sürece onu yıkan ve süreçlerini parçalara ayıran bir düşünce makinesi. Tapusu vicdan ama sahte. Makinenin çalışmasını ellerindeki tamamlanmış ama sorgulanmamış ruh çekirdeklerini de çitletip izleyen huzurlular. Huzurevleri boşuna mı var? En büyük felaketlerin başlangıcının bir sadaka verilmişlik olabileceği ihtimali ile insan ruhunun nezleye yakalanması ihtimali arasındaki uzaklık, güneşin her günkü gibi doğudan doğması ile bir kıyamet senaryosu olarak batıdan doğması arasındaki ihtimallerin birbiri arasındaki uzaklık kadardır. Aynı insan ruhunun yapışık olduğu hayata olan bir türlü tam olarak gidemediği huzursuz uzaklığı gibi. İç daraltıcı. Evren genişletici. Hissetmenin gökkuşağındaki ulaşılamayan renklerin tanımladığı hissiz yarım kalmışlıklar, çelişki antikahramanları tarafından içinde var-yokluklanan girdaplar, duygu ikliminde yeşermiş meyvesiz ağaçların selülozlarının her elle tutulur kanıtında bir tezatlık tekrarına büründüğü tin uçarılıkları. Leitmotifi insan ruhuzursuzluğu, ateşli bir şekilde üşüyen kaygı edebiyatının esrik adı Fernando Pessoa. Huzurevi değil, huzursuzevi. Harfler arasındaki dansın his renginin renk körü huzurlular arasında çarpıtılmasıyla zuhur edememesi. Kimsenin kazanamayacağı bir zafer edinme mücadelesi olan doğal seçilim savaşında güçlü olan yarımlarımız, zayıf olan tamlarımız. Militarizmi üstün insanlara yakışan yegane tavır, anarşizmi Fernando Pessoa cümleleri.
Huzursuzluğun Kitabı
Okuyacaklarıma Ekle
4
Yorum
19
Paylaşım
507
Beğeni
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.
En Yeniler
Melinda
Elimde Huzursuzluğun Kitabı ile Pessoa’nın Lizbon’unda gezmiştim yıllar yıllar önce, çok özeldir benim için, kalemine sağlık
Beyzanur Gökduman
Öncelikle eline sağlık..Bu kitabı okumuştum ama bambaşka bir ben'dim o zaman. Okumam gereken bir sürü kitap varken daha önce okuduklarımı da tekrar okumam gerektiğini hissediyorum. Bu incelemeni de okuyunca bunun iyice farkında vardım ve derdime bir dert daha eklendi teşekkürler :)
2
3
2 YANITIN TAMAMINI GÖSTER
Beyzanur Gökduman
Bu dünyada huzurluysak bir sorun var demektir. Yazarın da okurun da huzursuz olanı lazım. Teşekkürler tekrar hatırlattığın için..
3
Hacer
"Düşünerek hisseden, hissederek düşünen" ve bazen ikisinin de tecelli bulamadığı bir hayat. "Huzurun emekleme olduğu yerde ne zaman ki ayağa kalktık işte tam da o zaman düştük." Tabiri beni fazlasıyla düşünmeye sevketti Oğuz. İnsanlığın evrim sürecinde dört ayak yaşamını sürdürdüğü ilk yıllarda, elleriyle yürürken ve bakışları yere dönükken ve düşünceleri göğün bir metre yukarısından öteye geçememişken, uzun otların arasında tehlikelere karşı kendini koruma arzusuyla başını uzun otların arasından kaldırıp daha uzağı görüp çevresinde olup bitenleri keşfetmek için ayağa kalkışı ve yaşamına iki ayaklı olarak devam etmesi nedeniyle huzursuzluğun içine düştük belki de. Kim bilir... Huzurevi için de şunu söylemek istiyorum. Terkedilme hissi olmasaydı huzurevleri gerçekten huzurun evi olabilir miydi? Insanoğlu huzurun ruhuna yabancı ama ruhunda huzuru arayan bir canlı değil mi?
9
4
9 YANITIN TAMAMINI GÖSTER
Oğuz Aktürk
Bilseler sevecekler fakat merak duyan çok az. :)
2