Puan vermedi·268 syf.····Okunma: 27 Şubat 2019 17:52 Sinek kadar olsun yaşamak hakkı isteyen macide, zekasını bir mirasyedi gibi harcayan Ömer, köşesine sinmiş veya sindirilmiş gerçek aydın Bedir, iyilikten maraz doğar sözünün vücut bulmuş hali Veznedar Hafız Efendi, para ve nam için özyeğenlerini evlerinden atmayı makul gören akrabalar, sözde aydınlar... O kadar çok tanıdık çehre İle karşılaşıyor ki insan bu kitabı okurken, kitap boyunca bu insanların çevremizdeki kimler olabileceğine dair çıkarımlar yaptırıyor. Gerçekle dans ediyor 1940'lardan günümüze dek değişen bir şeyin olmadığını fısıldayarak kulağımıza.
Bazen çok sevdiğine inanan ve sevdiğiyle ortak bir görüşte buluşabileceği nokta bulma çabasıyla çırpınan insanların çırpınışını gözler önüne serer Sabahattin Ali. Macide gibi nice güçlü kadın, hayatın sillesini yedikçe, fırtınalarında ıslandıkça bir sığınak arar ama güneş açtıktan sonra zamanla orada barınamayacağını farketmemiş midir? Kendisiyle hesaplaşma içinde olan ve bunun ne kadar zaman alacağını öngöremeyen,zeki, kendisini düzeltecek birini bekleyen Ömer gibi adamlar değil midir hala düşünce ile eylemde çelişkiler yaşayan? Ömer ve Macide'nin ortak bir nokta arayışlarındaki tek ulaştıkları ortak noktanın neden ayrılmaları gerektiği olduğu çok manidar...Macide ve Ömer'in özelinde yapılan psikolojik tahliller çok başarılı. Veznedar Hafız Efendi gibi pek çok iyi insan, kandırıldığını hissede hissede yine de karşısındaki zor durumdaki kötü kişinin içinde gizli kalmış iyiliğe inanmayı seçmemiş midir? Kendi sonunu hazırlamak ve tüm inancını kaybetmek pahasına...
Toplumsal dönüşümü, savaş yılları sonrasında aydın sınıf olarak adlandırılan kesimin aslında ne kadar omurgasız "papağan"lar olduğu, gerçek değişimi yaratacak olanların Bedir gibi gizli kalmış halk adamları olacağı vurgulanmaktadır. Hatta bu hususta öğretmen olarak Anadolu'ya da giden fakat Anadolu'nun toplum baskısından canı yanarak ve ailevi nedenlerden ötürü dönen Bedri'nin İstanbul'da yaşamayı dahi aydın olma sebebi sayanlara karşılık bir gönderme olması çok etkileyicidir. Para konusuna da parmak basılır. Bir memurun ailesini geçindirmekte ne kadar zorlandığı ve en sevgi dolu ilişkilerin bile bu sebeple yaralandığı hissettirilir. Ne değişmiştir geçmişten bugüne? Hala tüm kötülükleri içindeki şeytana bağlayan, kolaycı, düşünmeyen, sorgulamayan, bağnaz insanlarla örülüdür dünya.
Kitaptaki özellikle Veznedar Hafız Bey olmak üzere Bedir, Ömer ve Macide'nin tiratları muazzam! Kürk Mantolu Madonna'daki yaşlanmış Raif Bey'in yanında çalışan memur arkadaşı İle olan konuşmalarını çağrıştırdı.
- azıcık spoiler olabilir-
Kitabın sonunda Macide ve Bedri'ye Ömer'in gözleriyle bakarken aşık Ömer için yüreğim dağlanırken, aklını başına alıp kendini aramaya çıkan Ömer'in kararını alkışlamak geldi içimden. Bu kadar romantik ve bir o kadar da gerçekçilik tüten bir sona kolay kolay rastgelinmez.
-spoiler bitti-
Huzur içinde uyuyasın içindeki şeytanları def etmiş, toplumundakilerle savaşırken ölüme uğurlanan büyük kalem...