Gönderi

Mutluluk bu kitabı yarım bırakmak benim için..
1/10
·%44 (173/392 syf.)·
Söz konusu yazarın daha önce Serenad ve Kardeşimin Hikayesi adlı kitaplarını okudum. Daha önce almış bulunduğum ve kesin yargıda bulunmamak için buna da başladım ve yaklaşık 100 sayfa sonunda bu işkenceye son veriyorum. Çünkü aynı şeylerin tekrar etmeye başladığını, birilerini eleştireyim derken saygı sınırının aşıldığını, sürekli alttan alttan koca bir medeniyetin değerlerinin ayaklar altına alınmaya çalışıldığını iliklerime kadar hissettim. Genel olarak okuduklarımdan şunları çıkardım: İçki içmek iyidir, medeniyettir, gelişmişlik göstergesidir. Toplumun alt orta kesimleri namaz kılan, muhafazakar insanlardır. Sevişmek, evli insanların sevgililerinin olması, kıskançlığın olmaması gelişmişlik göstergesidir. Arabesk müzik ortadoğu kaypaklığının bir göstergesidir, caz, tango gibi müzikler iyidir. Toplumumuzun inançlı kısmı yozlaşmış, gelişmemiş, cahil ve yobazdır. İmla kurallarına önem veren, genel kültürünün gelişmişliğini! her konuda gösteren, üstelik bu memleketin bir evladı olan yazar, üç ihlas bir fatiha kavramını "üç kulhuvallah bir elham" şeklinde ifade etmiş. Bu ve bunun türevi birçok söylem var yani. Özgürlük ve sanat, hiçbir medeniyeti, hiçbir toplumu aşağılamak, ötekileştirmek değildir bence. Sanat kisvesi altında buram buram nefretin koktuğu, birilerinin hor görüldüğü, alttan alta düşmanlık tohumlarının ekildiği satırları okumak isteyenlere şiddetle tavsiye ediyorum bu kitabı ve türevlerini. Çünkü okumazsak göremeyiz, bilemeyiz, kimin ne olduğunu öğrenemeyiz. Keyifli okumalar.
1000Kitap
MutlulukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202043,6bin okunma
··
6,3bin Gösterim
19 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bence kitaba olan bakış açınızı değiştirmelisiniz.Yazarın kitabında ele alınan düşünceler, yaklaşımlar aslında sizin benim ve diğerlerinin fikirleri.Yazar toplumumuzdaki her kesimden insanın düşüncesine, yaşam tarzına, fikirlerine yer vermiş.Bahsettiğiniz aşağılamayı sokakta yanınızdan geçen insanlar yapıyor ve yazarda bunu aktarıyor.Ayrıca kitapta sadece doğuyu hor görme, batının modernliğini doğru kılma söz konusu değil.Birçok ironiyle bu sözde modernlik algısını da eleştiriyor.Bence farklı bir bakış açısıyla tekrar okumaya başlamalısınız.
İlk 20 sayfasını okuduktan sonra yukarıdaki yapılan eleştriyi haklı buluyorum. Tamamiyle yanlı bir algı var ayrıca kitabı olumlu eleştirenlerin neredeyse tamamı yabancı olması ayrı bir ironi.
Batıyı, batı medeniyetini kutsama drecesinde yüceltip, kendi öz değerlerini, insanlarını hor ve hakir gören tipik kemalist zihniyet. Ben sanatçının ayrıştıran değil birleştiren, nefret eden değil seven ve hoşgören, sanatanını icra ederken ideolojisini okurlarına dikte etmeyen biri olması gerektiğine inanıyorum.
Baştaki yorum icin yaziyorum. Sadece 100 er sayfa okumaktan kaynaklanıyor bu. Bir dahakine tam okursanız yazarın ne anlatmak istediğini anlarsınız. Kitabı az önce bitirdim ve kitapta kültürümüzü yeren tek bir söyleyişle karşılaşmadım. Bunlar sizin eksik okuduktan sonra kurduğunuz ve sonra da kurduklarıniza inanmanizla ilgili.
Çoğu yazar ele aldığı hikaye üzerinden birçok şeyi altan altan eleştirir;ülke siyasetini, dini görüşleri, batı - doğu karşılaştırmalarını vs. Bu tür kavramlara bakacak olursak kitaplardan yarım istifade etmiş oluruz. Ben de bu kitabı okudum ama şikayet ettiğiniz durumlara hiç takılmadım. Bir genç kızın hayatını ve yaşama isteğini, herşeye rağmen mutlu olabilmeyi başaran, bunun gayretini sarf eden bir roman okudum.
Ömer Köse
Gönderi Sahibi
Evet alttan alta ya da açık bir şekilde de eleştiriler olabilir. Zaten eleştiriye bir sözüm yok. Ben eleştiri yaparken kendisi gibi olmayanlara saygısızlık yaptığını düşünüyorum.
Demek ki kitapta doğu kültürünü, inancı aşağılayan satırlardan şikayetçi olan bir tek ben değilim.
Harika bir inceleme olmuş tebrik ederim. Bende okumaya başladım bir hafta önceye kadar,normalde bir kitabı iki günde bitiren ben bu kitaptan pek haz almadım. Bir ara bırakma eşiğine geldim, dediklerinizde çok haklısınız altan altan aşağılama, din sahiplerini yobaz gösterme gibi anlatımlara şahit oldum. Kitaptan soğuduğum için pek haz alamadım sona doğru yazarın anlatmaya çalıştıkları değişir ümidiyle okumaya devam ediyorum. En çok rahatsız olduğum kısım ise Amerikan gazeteci Peter Cape ' nin ropörtaj adı altında ülkeyi kötülemesiydi. Kendi ülkesi hakında pek bilgiye sahip değil anlaşılan. Kendi ülkesinde yapılan insan katliamlarından habersiz !
Reklam
yazar zülfü livaneli bu kitabında Türkiye cumhuriyeti insanlarını tecavüzcü aile içi sex, sapık dini bütün insanlar, sapık proflar, olarak göstermiş, yani dogusu batısı ile tc vatandaşlarını kötülemiş, bizim( tc) nin avrupadaki monşerler varya, aynı zülfü livaneli de monşerler gibi olmuş, Türkiye vatandaşını begenmiyor, yada, avrupada tc yi kötüleyen bir yazar gazateci olunca hemen ödül verirler, zülfü livaneli de belkide ödüle oynamıştır, kendisi ile sohbet edebilsem sorucagım sorulardan biride sizin ailede sülalede ensest ilişki varmı, yoksa heran gibi bir tc vatandaşın tarafından tacize ugrayan varmı, diye sorardım heralde çünkü ülkesindeki insanları bu kadar kötüleyen bir yazar yoktur heralde, kitaplarında avrupa insanını öven müslüman toplumlarını aşagılayan bir söylemler var unutulmasınki avrupa toplumu dünyadaen cok can alan çinayet işleyen meydanlarda insan kesen yakan bir toplumdur örnek 1çi 2çi dünya savaşı
İlk 20. sayfasına kadar vasat. Bu sayfaya kadar kurguları oldukça yanlı. Müslüman tu-kaka, yobaz, tecavüzcü, aşırıcı olarak lense edildikten sonra, zamanında o köyde yaşayan Ohannes isimli bir Ermeni'nin kasaba tarafından çok sevilmesi, hatta Ermeniler o köyden göç ederken değerli eşyalarını ve hatta hatta kızlarını bu Müslüman'lara (!) emanet etmesi ayrı bir mantık hatası. Ben o köyün yerinde olsam Hristiyan olurdum (!)