Gönderi

Hiçliğin Paralel Hikayeleri: Derya Hanım ve Ekmel Bey
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2019 49. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2019 18:41
Bu kadar incelemenin yazıldığı, puanı gayet yüksek, çokça beğenilen ve yazarın sitede en çok okunan kitabına ne desem bilemedim ama yine de bir şeyler söylemeye çalışayım. Hani şık bir restoranda, önünüze harika bir sunumla görsel olarak kusursuz bir yemek gelir ve o yemeği tattığınızda ağzınızda o kusursuz görselle uyuşmayan bir lezzet kalır ya işte o yemek Suzan Defter'dir benim için hem de kitabın daha ilk sayfalarından itibaren. Ne demek istediğimi biraz daha detaylandırayım. Birçok incelemede anlatıldığı gibi kitapta bir Ekmel Bey'in bir de Derya Hanım'ın eş zamanlı yazılmış günlüklerini okuruz. Yazar burada farklı bir anlatım şekli denemiş ve bence gayet de güzel olmuş. Ben kitabı ekitap olarak okuduğum için paralel anlatımla ilgili hiçbir sorun yaşamadım. Zaten daha önce okuduğum kitaplardan paralel anlatımlara, birçok farklı anlatıcıya alışık olduğumdan açıkçası beni hiç mi hiç etkilemedi bu durum. (Ekitap olarak okumanın şöyle bir avantajı vardı, her iki defter de ardı ardına geldiğinden bir Ekmel Bey'i bir de Derya Hanım'ı peşi sıra okuma şansına eriştim.) Kitabın genel olarak anlatımı akıcı, naif ve birçok cümlesini alıntı yapabileceğiniz şekilde iddialı, şiirsel. Gayet kolay okunabilen, konsantre olursanız rahatlıkla bir günde bitebilecek bir roman. Peki sorun nerede? Benim için sorun kitabın yalnızca bu kadar olmasında. Başlıkta belirttiğim gibi iki defterin anlatıcıları Derya Hanım'ın deyişiyle "Yardımcı Oyuncu" karakterinde tiplemelerdir. Ekmel Bey ve Derya Hanım, hayatları boyunca ne iş ne de aile yaşantılarında başarılı olabilmiş, yapayalnız ve giderek hiçleşme duygusunu son derece yoğun bir şekilde yaşamaya başlayan iki karakterdir. Karakterlerden kadın olanı Derya Hanım, saplantılı bir şekilde abisine aşıktır. Bu öyle bir sevgi ki, sonu boşanmayla biten evliliğindeki başarısızlıktan, kendini yalnızlaştırmaya kadar birçok durumu kapsamaktadır. Kitaba ismini veren bir "Suzan"ımız var ama kitap boyunca yalnızca Derya Hanım'ın anlatımlarında kalan bir karakterdir kendisi. Suzan, abisinin tam on beş yıl süreli sevgilisidir. Sonra gün gelir o abi Suzan'ı da Derya'yı da unutur; hayatın rahat yollarına sapar. Derya Hanım, Ekmel Bey'e kendini Suzan olarak tanıtır ve tüm anlatımı Suzan ile abisinin aşkını gören bir göz olarak değil de sanki Suzan kendisiymiş ve tüm bu aşkı abisiyle karşılıklı olarak yaşamış gibidir. Yani Derya Hanım kendini Suzan karakteriyle özdeşleştirmiştir. Peki Suzan gerçek mi? Kitabı okumuş olanlardan, bu adam da şimdi ne saçmalıyor sözlerini duyar gibi oluyorum. Derya Hanım'ın abisine duyduğu ne toplum ne de kendisi tarafından asla onaylanmayacak saplantılı aşkın bir sembolü olamaz mı "Suzan"? Belki de kafasında yıllardır kurguladığı ve bir türlü erişemediği saplantısal "ideal" aşkın kurgu kahramanıdır "Suzan". Kitapta öyle bir sahne gelir ki Suzan ile abisi arasında yaşanan sevişmeyi bile Suzan'ın ağzından -tanık olmamasına rağmen- gayet detaylıca anlatır Derya Hanım. Bu kesin böyledir demiyorum tabii ki ama hem kitabı okuyanlara hem de okumayı düşünenlerin kafasında bir soru işareti bırakmaktır amacım. Bu kitapta hissetmiş olduğum duygunun aynısını Aslı Erdoğan'ın Kabuk Adam romanında ki meşhur Kabuk Adam karakterinde de yaşamıştım. İki kitabı da okuyanlar ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklardır ya da bu adam ne de çok saçmalıyor diyeceklerdir; bilinmez. Son olarak bu roman belki Ayfer Tunç edebiyatına giriş için iyi bir başlangıç kitabı olabilir. Fakat anlatım şekli iki defterden eş zamanlı anlatıldığı için farklı olsa da ne anlatım ne de kurgu olarak kitap beni açıkçası tatmin etmedi. Beni kitap boyunca tek heyecanlandıran olgu, Suzan karakterinin gerçek olmama ihtimaliydi. Fakat kitapla ilgili olumsuz görüş bildirsem bile bana pek aldırmayın canlar. Beynim iki kez Ulysses, Gölgesizler ve Teneke Trampet okumaları yüzünde kısa devre yapmış durumda. Bunlardan sonra biraz doğaldır ki okuduğum başka eserler pek tat tuz vermiyorlar. O yüzden bana aldırmayın siz, keyifli okumanıza bakın. Ha illa bu deli herifi dinleyeceğim diyorsanız, yazarın hacimli ve anlatım açısından zorlayıcı fakat bir o kadar da muhteşem, özel bir eserini okumaya davet ediyorum sizleri: Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi. Her dem kitapla ve devrelerinizi yakmakla kalın...
Edebiyat
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
··
120 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Suzan Defter kitabıyla beraber Ayfer Tunç 'un Derya ve Ekmel bey üzerinden hiçliği yorumlamanıza tanık olduk. Kitabı henüz okumadığımdan incelemede bahsettiğiniz noktaları hissedebilmek adına heyecan dolu bir anlatıma sahip olduğunu görüyorum. Bizimle beraber yolculuk heyecanımızı paylaştığınız için de teşekkür ediyorum. :) iki farklı anlatımı olduğu için farklı tarzından dolayı kitabı en son okumayı planlıyordum. Tavsiyenizi dikkate alacağım.
Turhan Yıldırım
Gönderi Sahibi
Etkinlik için size ve https://1000kitap.com/Nephrenka ya teşekkürler.