10/10
·156 syf.··
Beğendi
·
2019 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2019 03:01
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Anlatımı akıcıydı, oldukça güzel, sanat filmi tadında betimlemeleri vardı. Herkes gibi ben de şiddeti soğukkanlı ve şiirsel bir dille anlatılmasından etkilendim. Hatta bazı bölümleri çok zorlanarak okudum. Eylemin kendisi yeterince dehşet verici değilmiş gibi öyle doğal akışında anlatmış ki etkilememek imkansız. Kitap Noboru, annesi ve denizci olmak üzere üç ana karakterin bakış acılarıyla anlatılmış.  Ayrıca Noboru'nun katıldığı bir çocuk çetesi üyeleri de var. Çetenin farklı, nihilist fikirleri kendinelerine özgü yöntemleri var. Çocukluğu yüceltiyor, yetişkinliği iki yüzlülük ve sahtelik olarak görüyorlar. Yetişkin eleştirisi diyince burada Küçük Prens'i ( Küçük Prens )anmak istiyorum. Küçük prens yetişkinleri sahte, çıkarcı, maddeci... olmakla suçluyor, duygusuzlaştıklarını düşünüyor. Bu kitaptaki Çete ise yetişkinleri duygusal ve kararsız oldukları için suçluyor. Kendilerinin de duygulardan arınmak için psikopatça yöntemleri var. Bu çocuklar bana Sineklerin Tanrısı ( Sineklerin Tanrısı ) kitabındaki çocukları hatırlattı. Herkes doğuştan iyi midir? Kötülük içimizde bir yerde bastırılmış halde ortaya çıkmayı mı bekliyor? Ama burada konu iyilik/kötülüğün kaynağı değildi. Bir bölümde çete üyeleri kendi ailelerinden bahsediyor kaynağın aile olduğunu düşündürüyor. Anne ve denizci karekterlerinin çelişkili buldum. Bunu yazarın özellikle çetenin yetişkinler kararsız olduğu hakkındaki düşüncelerini desteklemek için bu şekilde kurgulamış olabileceğini düşünüyorum. Bunun yanında kitapta nihilizm felsefesi sadece çetenin fikirlerinde değil kitabın genel kurgusunda ve anlatımında da hissediliyordu. Toplumsal değerlere aykırı olabilecek bir çok şeyi anlatışında tüm bunların hiç bir anlamı yokmuş gibi hissettiriyor. Kitabın sonunda kendimi bir sorgulama içinde bulacağımı düşünürken boşluğun içine düştüm. Çok başarılı bir kurgu ve anlatım. !!! Spioler içeren not !!! Zorlama mı olur bilemiyorum ama kitabı okuyunca Kara/Deniz, Çocuklar/Yetişkinler, Yanlızlık/Aşk, Ölüm/Yaşam  aralarında metaforik bağlantılar kurdum. Adamın denizden vazgeçtiginde naif birine dönüşmesi. Çocuğun naiflik ve duygusallıkğı küçümsemesi, denize olan merakı. Karanın naifliği duygusallığı, denizin ise sert ve katılığı temsil ettiğini düşündüm. Adamın uğruna ölünecek bir aşk düşlemesi, onu denizden vazgeçirecek bir aşk bulması ve sonunda olanlar.
Edebiyat
Denizi Yitiren DenizciYukio Mişima · Can Yayınları · 20133,214 okunma
·
104 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.