Gönderi

Puan vermedi·501 syf.·
2019 62. kitabı
i.hizliresim.com/r0v92M.jpg Fernando Pessoa İnsanın içinde kaç insan var böyle dedirtecek türden. Yanımızdan geçenler,her gün gördüklerimiz... İnsanı tanımlamak icin isminden fazlası gerekiyor. Görüntüye aldanmadan,bir ruha sahip olduğunu, birden fazla duygu ile ,sevinçleri,kederleri bunlar ile olgunlaştığını önemsememiz gerekiyor. Fernando Pessoa çalıştığı kumaş fabrikasında,yaşadığı zaman diliminde bir muhasebeciden fazlası değildi belki de. Geceleri karaladığı,kendini bulduğu satır aralarında mürekkebi kuruyana kadar yazdı, kendini anlatabileceği,kendisini anlayayabileceği kimsenin olmaması ona ruhunun ayna olma görevini veriyordu. Yaşamda ki en büyük zorluğu seçmişti. Eylemsizlik. Penceresinin dışından seyre daldığı hayat serüveninde tek tutkusu düş kurmak olmalı(ydı). Çünkü şöyle diyordu ”...benim için düş görmek sahip olmaktır....” Sahip olamadığı birçok şeye düş yoluyla ulaştığını düşünüyorum bu yüzden gündüzleri de ısrarla düş görme arzusunu dile getiriyordu. Ona göre gözleri kapatmak görmenin ta kendisiydi. Gözlerini kapattığında sahip olamadığı acı duyduğu ne varsa yaşamda, onun kontrolünde ilerliyordu. “Yazdığım hersey gri.” diyor yazarımız. Yaşadıklarının gri olduğunu bu kadar acının onu içselleştirilmiş bir kuvvet olarak aramıza dönmesini sağladığını düşünüyorum. Yazmak rahatlamaktı onun için. (Hangimiz için değil ki ?) Çocukluk hiç geçmeyen bir mevsimse eğer Pessoa’nın gözlerini kapatmadan önce ki mevsimi sonbahar olmalı. “Ufak bir çikolata parçası anılarımı fazlasıyla canlandırarak sinirlerimi yıpratabilir. Çocukluk!“ Nedir onu yaşamdan koparacak ? Babasının küçük yaşta ölmesi mi ? Ya da yaşıyor olmasına rağmen “ annem onu tanıyamadan çok erken öldü“ demesi mi ?okuduklarımızdan bildiğimiz bir şey varsa eğer mutluluk onun için düşlerdeydi. Kim sahip olmak istediğini hayal etmedi ki ? Ama onun düş kurarken yaşamdan alıntılar yapması Fernando’nun ruhunda acaba ben kimim? diye sorgulatmıyor değil. Olaylar hakkında yazdığı cümleler de muhakkak kendinizden bir parça bulacağınıza eminim.Hepimizden daha duyarlı, birçok insan,birçok yazar tek bir kalem... öldükten sonra bu kadar değer görmesinin sebebi bu olmalı sen,ben,o hepimizin içinden geçen bir cümle ,hepimizden esintiler sağlamış olması. “Duyarlılığım mı zekam için fazlaydı yoksa zekam mı duyarlılığım için fazlaydı,bunu bilemedim.” diyen Fernando için şunu söylemeliyim ki ikisinin de çok fazla olduğu. Birçok duygu ile harmanlanan ruhu bize birçok kapıyı açıyordu. “...kelimelerim başka birinin ruhunda bir zil çaldırıyor mu?“ diye soran Fernando Pessoa’yı okumanızı tavsiye ederim. Zira ruhunuzda yankılanacak birçok söze şahit olacaksınız. Kaleminin güzelliğinde mest olacaksınız. Okuyunuz efendim.
Edebiyat
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Chiviyazıları Yayınevi · 201714,5bin okunma
··
75 Gösterim
6 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Özellikle yazarı anlama düsturunuz çok keyifliydi... Okumak üç yönlü bir etkinliktir bana kalırsa.Evvelâ kitabın satırları okunur, son demlerinde yazarın iç dünyası tamamlanmış olur ve kitabın kapağını kapattığınızda içinizde kalan cümleler okunmaya devam eder.Bu nedenle noktalanabilen bir süreç değildir.Belleğin arka odalarına kilitlediğimiz, tavan arasında unuttuğumuz cümleler bile, trabzanlarda ki tıkırtılarda günlenir ve o sallanan perdenin hokkasını mürekkebe batırdığı an zenginleşir, yeniden sayfaları çevrilir... Teşekkür ederim paylaştığınız için. :)
Vildan
Gönderi Sahibi
Evvela yorumunuz,değerli fikirleriniz için teşekkür ederim. Okuyuş sürecini çok güzel analiz etmişsiniz. Okumak,hatırda kalmaktır diye eklemek istiyorum. Hayırla kalın☺️
“Yaşamdaki en büyük zorluk.. Eylemsizlik..” Üşengeçliğin felsefik yansıması, en sevdiğim 😅 Emeğine sağlık 👏🏼👏🏼🌷
Vildan
Gönderi Sahibi
Okumak en güzel eylem. Sen de öyle kal canısı☺️
Kulağa hoş gelen bir melodi gibi olmuş..
Vildan
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim.
Vildan
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum 😊
Muhteşem inceleme. 👏🏻👏🏻