Gönderi

10/10
·167 syf.·
2019 15. kitabı
Ah, zavallı sadakat!... Bilseydin! Șanına leke sürülecek, var olur muydun, insanların dünyasında. Hani, nerede kaldı! Senin adına verilen vaatler, kanla mühürlenen yeminler... Nefsine hakim olan insan bulmak zor! Kimin eli kimin cebinde, belli değil! Kabul ediyorum, zavallı bir insanım, değil mi! Yaşadığımız çağ malum. "Zaman böyle!" diye, sarf edilen bir cümle herkesin dilinde. Bilinenin aksine bütün kabahatler zamana ait, insanlar masum. Halbuki özünde kaypak ve dönek olan bir insana, zaman ne yapsın, yaşananlara seyirci kalmaktan başka. Demem o ki, hiç kimse ihanetini zamanın arkasına sığdırmasın!... Kendi namussuzluğunu, allayıp pullayıp zamana yaftalamasın!... "Her şafak elinde feneri olan hırsız gibidir, ömründen çalar." der, İskender Pala. Bilmezler ki ihanet edenler, ömürlerini heba eder bir anlık şehvet uğruna!... Edebiyatı telaffuz ederken, düşünsel bağlamda bir başkaldırı ve entelektüel bir mücadele aracı, deriz de, fikirlerimizi aktarırken kelimelerin desteğine ihtiyaç duyarız, zaman zaman da olsa! Tıpkı incelemeye başlarken, sadakatsiz birlikteliklere olan isyanım gibi... Shakespeare de eseriyle atıfta bulunur özellikle, eşlerini aldatan sadakatsiz kadınlara. "Ah, bu çapkın yosmalar! Boyuna dil dökerler; İnsan daha onlara yanaşmadan, kollarını açarlar; Önlerine gelen her çapkın, gözlerinden Bütün düşüncelerini okur. Bunlar her isteyenin kucağına düşüveren, Şehvete oyuncak olan kızlar." Zannetmeyin ki bu atmosfer de sadece kadınlar ihanet eder; en az erkekler de, kadınlar gibi ihanet etmeyi sever!... Troilos ile Cressida'nın aşk hikayesi, Ortaçağ ve Rönesans'ın en meşhur aşk masallarından biri. Hikayede Troilus, Cressida tarafından terk edilerek acı ve keder içinde kalır. Tıpkı Yunan mitlerine efsane olan Helen'in, Melenaus ile evliyken Truva'lı Paris'e kaçtığı gibi... Shakespeare'in eserlerini kategorize ederken komedya, tragedya ya da traji-komedya olarak tasnif ederiz. Fakat bu eseri tasnif etmek zor, hatta neredeyse imkansız! Eser komedya değil! Çünkü eserin sonunda Troya Savaşı'nda olduğu gibi, Hektor feci bir şekilde öldürülür; Troilos da Cressida tarafından terk edilerek acı ve keder içinde bırakılır. Aynı sebepten, Traji-komedya da olamaz! Çünkü, çiftler arasında mutlu son yok! Tragedy demek, de mümkün değil! Çünkü esere ismini veren, Troilos ve Cressida isimli karakterler ölmedi! Nihayetinde hangi tür olduğu, bugüne kadar çözülmemiş bir bilmece. Neșredenlerin bile tasnif etmekte zorlandığı bir mevzuda benim verebileceğim en doğru cevap, türe girmeden anlatıma değinerek diğer eserlerine hakim olan grotesk anlatımın, bu esere de hakim olduğunu söylemek sanırım kafi olacaktır. Shakespeare diğer eserlerinde seyircilerine yansıttığı aşk gibi, savaş gibi değerler, bu eserde tam tersi bir anlatıma sahip. Aşk, gelip geçici bir șehvet anı; Savaş ise, hayvanca kuvvetlerin kalleşçe çatışması. Aşkı, șehvetle bir tutar. " Bak nasıl șehvet şeytanı, şişko göbeği, patates parmaklarıyla gıdıklıyor ikisini de!" Troya savaşına da, " Budalalar! İki tarafta budala! Helen elbette güzel olacak! Her gün kanlarınızla allık sürüyorsunuz ona." sözleri ile tepkisini dile getirir. Shakespeare böyle bir eser kaleme alırken, hangi ruh halinde ve ne düşünüyordu bilmem ama emin olduğum bir husus var ki, günümüz birlikteliklerin gerçek yüzünü ortaya serdiği aşikar. Çiftler sahteliklerle donanmış. Vaatler, edilen yeminler suya yazılan yazı misali gibi, gelip geçici. Kırık, dökük hayatlar... Dağılmış, perişan olmuş çocuklar... Nereden, neresinden tutarsanız tutun, elinizde dağılıp kalan, paramparça olan yaşamlar. Görmediğimiz, gözlerimizden kaçan!... Yeri doldurulamayan ve doyum sağlanmamış hisler, söze dökülmemiş yaşanılan sıkıntılar olarak kalmışsa, çiftlerin arasına bir üçüncü şahsın devreye girmesi kaçınılmaz! Sonuç; ayrılık ya da ihanetler ile örtülü çarpık hayatlar... Toplum yozlașmanın eşiğinde. Hatta yozlaşmış. Çürümüş ve kokuşmuş bir ilişki düzeni her yerde!... Hem görsel, hem de yazılı basının çarpık ilişkileri normalleştirme çabaları, takdire şayan!... Sözün özü, toplum denilen o büyük kitleyi oluşturan ihanetin gölgesinde yaşamaya mahkum olan bireylere atıfta bulunan eseri, okumanızı tavsiye ederim.. Değer ağırdır, sevgili okurlar. Herkes taşıyamaz! Taşıyabileceğinden emin olduğunuz kişilere, verin!...
Troilus ve CressidaWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2014721 okunma
··
370 Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Shakespeare okumaları bana bir türlü hitap etmedi. Gerçi ben de yeterince zaman ayırmadığımı itiraf edeyim. Öyle güzel yorumlamışsınız ki eseri, belki bu kitap yazara ısınmama vesile olur. Okuma listeme alıyorum. Kaleminize sağlık, ömrünüze bereket. 🌸♥️
Serpil Ağ
Gönderi Sahibi
Nezâketiniz adına teşekkür ederim, Neşe Hanım! Mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Her zaman derim Shakespeare benim okuma hayatıma, oğlum vasıtasıyla girdi. Sonrasında bir de baktım ki, hemen hemen neredeyse bütün eserlerini temin etmişim. En hazin sözler, " Keşke! " demekle, başlar. Benim de geçmişime dair, en büyük keşke ile başlayan pişmanlığım, Shakespeare geç tanımış olmam! Sağ olun, var olun!🤗♥️🍀
Ablacım uzun zamandır okuduğum en iyi tahlillerden biriydi.Sizlerden öğrenecek ne çok şeyimiz var. Homo Deus'da, Harari şöyle diyordu; "Kadim zamanlarda güç sahibi olmak, veriye erişim yetkisine sahip olmak demekti. Bugünse güç, neyi görmezden geleceğini bilmek demek." Neden tercih etmemek bu denli mühim? Özünü, maksadını ve saygınlığını yitirmiş ilişkilerin yaygınlığını ve tesirini en aza indirmek için, gündemin bize dayattığı ve gündelik yaşama enjekte ettiği kirliliğe bir nebze karşı durabilmek için... Yüreğin varolsun ablacım, Shakespeare oku artık diyen dostların sesini gürleştiren emeğin vefa bulsun. Derin saygımla...
Serpil Ağ
Gönderi Sahibi
Ah, Eylülcüm! Mahçup oldum 😊 Estağfurullah, değerli kardeşim. Hepimiz şu fani dünyada var oldukça, bir öğrenci değil miyiz? Benim de sizlerden öğrenerek bilgi hazineme kattığım o kadar değerli bilgiler var ki!... Deneyim en büyük öğretmendir, denilir. Kitap tavsiyeleri bir bakıma deneyimler sonucu elde edilen kazanımlar. Shakespeare'in zihin dünyama kattığı değerler muazzam. İstiyorum ki görünürde basit bir tiyatro oyunu olan eserlerin öz de ne kadar kıymetli olduklarının farkına varılarak, zihinsel bağlamda yaşadığım aydınlanmayı bütün okurlar yaşasın. Tercih etmek ya da tercih etmemek! En çok bu ikilemde kalmak yorar insanı. Nefsimizin esiri oluruz bazen, vicdanımızın bütün feryadına rağmen! Mantık başka söyler, kalp başka... Bir insanı sevmek zor!... Hani deriz ya, zaman ister, emek ister her şeyden önce sağlam bir yürek ister. Yoksa gerisi laf-ı güzaf... Sağ ol, var ol, Eylülcüm. Sevgi dolu dileklerimle, selamlar... 🤗
Ne kadar akıcı bir incelemeydi Serpil hanım:) İnanın bir solukta okuyuveriyor insan... Okuduğumuz kitapların incelemesini yazarken az da olsa yazarın dilinden, üslubundan küçük bir iz bırakmak o incelemeye ayrı bir keyif katıyor. Sizin cümlelerinizi okurken de bu duyguyu yaşadım. Bir Shakespeare kitabından çıktığınız kelimelerinize de yansımış:) Günümüz birliktelikleri hakkında yazdıklarınıza katılmamak imkansız. Yozlaşma, vasatlaşma, değersizleştirme hayatın her yanını ahtapot gibi sarıyor. O ahtapotu besleyen ise yine insanın ta kendisi maalesef... Keyifli okumalar dilerim. Selam ve sevgilerimle...
Serpil Ağ
Gönderi Sahibi
Nezaketiniz adına çok teşekkür ederim, Necip Bey :) Haklısınız, okuduğumuz kitaplar lisanımıza sirayet ediyor. Özellikle de fikirlerimiz ile örtüşen kitaplara denk geldiğimizde! Shakespeare ile mazim çok da geçmişe dayanmaz! Aksine yakın bir tarih. Hani bazı tatlar vardır, unutulmayan! Her yerde, her şeyde aranılan! Shakespeare'in kitapları da benim için öyle! Okudukça, daha çok okuma istek ve arzu ile çoğalan... Bilmiyorum Denis Diderot okudunuz mu? Benim lisanıma yansıyan Shakespeare ve Diderot'un cümleleri... Diderot aşırı bir santimantalizm yaratarak sanatı tefekküre yönelten idealist bir yazar. Materyalizme kaydığı için dini konularda kilise düşmanı olarak yaftalanmış olsa da metafizik açısından maddeci, etik bakımından ise insancıl ve özverili. Shakespeare de, oyunlarıyla aristokrasi sınıfını yerden yere vurarak halkı yücelten bir yazar. Diderot kadar kilise tarafından dışlanmasa da, oyunlarında yer yer kilise ve rahipleri sert bir dille eleştirir. Zaten Shakespeare, Shakespeare yapan üslubu değil midir? Okuduğum mekanlardan tutunda, o anki bulunduğum ruh halime kadar bir çok etken varlığıma etki eder. Özellik de elimde Shakespeare ve Diderot varsa. Kitap bittikten sonra artık herşey değişmiştir. Ne ben eski ben, ne de o kitap sıradan bir kitap... Sevgi dolu dileklerimle, selamlar... 🤗
👏👏👏 kıymetli incelemenizi ayakta alkışlıyorum. Yorum yapamayacak kadar cahil kaldım🙏 Mutlu okumalar .
Kıymetli dost, her zamanki gibi muhteşem, okumak isteyen kitap dostlarına ışık, okuma planlarında olmayan okuyucular içinse merak ve heyecan uyandıran bir inceleme olmuş. Kelamın ve kalemin baki ola...