Sarı için ayrılığın rengi derler.

Sarı bir apartmana bakıyor pencerem. Sarı saçlı bir kadın çamaşır asıyor , pencereleri siliyor ve sürekli aşağıya bir şeyler silkeliyor. Sarı gömlekli meczup bir adam hep aynı şarkıyı mırıldanıyor ama anlamıyorum ne dediğini.

Çocuklar çok severmiş sarıyı öyle duymuştum bir yerlerden , nerelerden hatırlamıyorum. Bir de doğuştan kör olanlardan gözleri açılanlar , en çok sarıyı seviyorlarmış renklerle karşılaşınca. Belki de bu da uydurma bir bilgidir bilmiyorum.

Bir kız vardı bir yerlerde , çok seneler önce. Sarıydı saçları , sarıydı saç tokası , sarıydı çantası , sarıydı kol saati. O şimdi uzak bir galaksi kadar uzakta kalmış bir zaman diliminden ışık hızıyla , bir saniyeden daha kısa süren seyahatler düzenler kalbime. Neyse geçelim bu bahsi.

Sarı sonbahar. Henüz kırkı çıkmamış bir ölünün mezarına doğru sarı yapraklar savurur sonbahar rüzgarı. Ölüm sen ne yaman hakikatsin , elinden kurtulan ademoğlu görülmemiş.

Güneş de sarıdır. Seni unutacağımı mı sandın ey ısı, ışık ve umut kaynağımız. Milyarlarca yıldır umudu koynunda saklayan sen değil misin ?

Sarı hüzünlü bir renktir. Sarı neşeli bir renktir. Sarı ilgi çeken bir renktir.

Sarı için ayrılığın rengi derler. Dünya hayatında ne varsa zaten , hepsi ayrılığa işaret eder..