Gönderi

Bu incelemeyi yazsam da yazmasam da bir.
9/10
·112 syf.··
2019 38. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2019 15:35
*Anam ölmüş bugün. Belki de dün, bilmiyorum.” *** “Kendisiyle dost olmak isteyip istemediğimi tekrardan sordu. "Bence bir," diye karşılık verdim.” *** "Beni seviyor musun?" diye sordu. "Bu anlamsız bir şey, ama sanırım sevmiyorum." *** "Bence bir, ama istersen evleniriz." *** “...hava da öylesine sıcaktı ki, gökkubbeden düşen kör edici ışık yağmuru altında put gibi durmak da güçtü. Buracıkta kalmak ya da gitmek, bence birdi.” *** “O anda içimden, insan ateş eder de edemez de, bence ikisi de bir diye geçirdim.” Hayatınızda bu sözleri kendisinden duyabileceğiniz kaç kişi gördünüz? Ben hiç görmedim. Hepimiz hayata deli gibi bağlanmış şekilde yaşamıyor muyuz? Her şeyi kafamıza takmakta üstümüze yok. Peki hayat bu kadar düşünmeye değecek kadar önemli mi? Biraz düşününce vardığımız nokta hepimizin günün birinde öleceyi değil mi? *** “Değil mi insan ölecekti, öyleyse bunun ne zaman ve nasıl olacağı pek önemli değildi.” Varoluşçuluk düşüncesine göre bireyin başlangıç noktası “varoluşsal tutum” olarak adlandırılan tutumla, yani görünürde anlamsız ve ya absürt bir dünya karşısında bir kopma ve keşmekeşlik duygusu ile nitelenir. Pek çok varoluşçu geleneksel ya da akademik felsefeyi biçim ve biçimsel yönden gerçek insan deneyiminden fazlasıyla soyut ve uzak olarak görmüştür. Albert Camus, " Hayat yaşamaya değmez. " diyor. Ona göre hayat, toplum ve her şey saçma. Bu idelojisini Meursault yoluyla aktarmış. Şöyle ki, evlenip evlenmemesi, dost olup olmaması bir olan; bir insanı neden öldürdün diye sorulduğunda, "Buna güneş neden oldu," diyebilecek kadar rahat olan; hatta annesinin yasında neden ağlamadığı sorulduğunda "Anacığımı topraklara verdiğim gün çok yorgundum, gözlerimden uyku akıyordu. Öyle ki, olup bitenlerin pek farkına varamadım," cevabını verecek kadar duygusuz ve “tuhaf” bir adam Meursault. Başlarda “yahu bu kadar da olur mu?” dedirtse de sonradan anlamaya başladım kendisini. Ve idamının asıl nedeninin bir cana kıyması yanı sıra böyle duygusuz ve rahat olması üzdü. Kesinlikle okunması gereken ve uzun zaman kendinizi sorgulamanıza sebep olacak bir kitap. Belki bizler de birer “yabancı”yız?!
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2015137bin okunma
··
228 Gösterim
5 Yorum
Çok güzel yazmışsınız ama yabancıyı okurken aklıma bir şey takıldı . Günlerdir bu soru hakkında düşünüyorum . Marseult ' un arabı neden öldürdün sorusuna güneş vardı o yüzden diye cevap vermesi çok sıradışı yani Marseult gibi farklı bir cevaptı . Ama Marseult ' un bu cevabı vermesi ne kadar doğruydu ? Sonuçta bir insanı hayattan, çocukları varsa belki onları babalarından koparmak bu kadar kolay ve umursamaz olmayı gerçekleştirir mı? Yanı bilemiyorum o kadar takıldı ki bu soru aklıma okula giderken yoldaki insanlara , okuldayken arkadaşlarıma ve öğretmenlerime bakmaya falan başladım . El kol hareketlerine dikkat etmeye , jestlerine ve mimiklerine bir anlam vermeye başladım gibi oldum
Nərmin Quluzadə
Gönderi Sahibi
Rica ederim canım her zaman :) Sana da iyi geceler🌸
Okuduktan sonra inceleme yazmayı beceremediğim kitaplardan biri daha:) Emeğinize sağlık. 👏👏
Nərmin Quluzadə
Gönderi Sahibi
Ben de zorlandım açıkcası :d. Rica ederim :))
Albert Camus'nün dünya görüşü, yaşamın anlamsızlığından, saçmalığından kaynaklanan bir anlayış kavrayıştan yola çıkmaktadır. Değil mi ki yaşam, bir yerde ölümle -yani yoklukla- sonuçlanıyor, öyleyse nedir bu didinip durma, bu yedim içtim, aldım verdim, benim senin kavgasının anlamı? Albert Camus için yaşam, insan yaşamı, bir saçma, bir anlamsız, bir akıl-dışı, bir mantık-dışı yaşamdır. Yani, başlangıçta bir karamsarlık, bir umutsuzluktur söz konusu olan. Ama umutsuzluktan yola çıkmak, sonuna dek umutsuz olmayı gerektirir mi? Hayır, diyor, Albert Camus. Ölümle biten yaşam saçmadır, evet. Bunda kuşku yok. Ama, yaşam ölümle bitiyor diye, kapayacak mıyız gözümüzü, yüreğimizin kapılarını bu yaşanası dünyanın güzelliklerine, bunlar yanında insanların acılarına, çaresizliklerine? Mademki, yaşıyoruz, yaşadığımız sürece mutlu olmaya, sağımızda solumuzda mutluluk yaratmaya bakmalıyız. Mutluluk, bir yerde ve her yerde, hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir, diyor Albert Camus. İşte, Albert Camus'nün dünya görüşü bu.
Nərmin Quluzadə
Gönderi Sahibi
Çok güzel özetledin. Teşekkür ederim değerli yorumun için🌸
Bu yorum görüntülenemiyor
Bu yorum görüntülenemiyor
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.