Gönderi

İnsan niye okur? Siz niye okuyorsunuz? Uygun olduğunuzda görüşlerinizi alabilir miyim?
··
180 Gösterim
82 Yorum
2013’de Krakow’daki Auschwitz-Birkenau toplama kamplarına gittiğimde ben de buna benzer bir soruyu aynen kendime sormuştum. “Bir insan niye bunu yapar? Niye gaz odası tasarlar? Niye masum öldürür?” O anda bir şeylere geç kaldığımı fark ettim, çünkü karşımda bilinmeyen ve spesifik bir durum vardı. Orada uzun süre kalmış olan Frankl’ın dediği gibi, hizmet edebileceğim davalar bulup kendimi daha çok unutabilmeyi öğrenmek için okuyorum sanırım. Çünkü biliyorum ki, dünyanın esas acıları varken kendi acılarım bir hiçten ibaret olacak. Ve dünyanın üzerindeki su kütlelerini ne zaman dünyanın gözyaşları olarak algılamaya başlarsak, o zaman da niye kitap okuduğumuzu fark etmeye başlıyoruz. Ben ise o gözyaşlarının içinde unutulan ve alışılıp bir süre sonra normalleştirilen şeyleri, kendi hafıza bahçemde bir çiçek olarak büyütebilmek için okuyorum.
Kendinizi adayabileceğiniz amaçlar için okuyorsunuz anladığım kadarıyla?
Zihnimdeki tiyatro sahnesini ışıklandırmak için başladım sanırım, hatta okuma yazma bilmediğim dönemlerde ilk hikayeleri annemlere anlattırıp battaniyemin altına girip karanlık bir ortam yaratırdım, tüm karakterleri zihnime davet eder onların eylemlerine konuk olurdum. Sonraları ben okumaya başladım, maalesef gözlerimi malum sebepten artık kapatamıyorum :) Fakat okumak benim için tam olarak o sahneye vip dahil olmak gibi, en önde tüm karakterlerin ruhumu gezdirmelerini izliyorum. Düşünce yolculuğu için kitaptan daha zevkli bir vasıta olamaz. :)
İnsan niye okur sorusunun yeryüzündeki okuyan insan sayısı kadar farklı cevabı vardır sanırım. ‘Ben neden okuyorum’a gelince; sanırım en büyük nedeni dayatılan tektip ve tekdüze yaşamdır diyebilirim. Çünkü hayatımın çok daha hareketli dönemlerinde, mesela fotoğraf makinem elimde karış karış İstanbul’u gezdiğim veya haber peşinde o şehirden bu şehire seyahat ettiğim dönemlerde okumak bu denli baskın bir ihtiyaç değildi hayatımda. Daha çok bir hobi, bilgiye ulaşma veya kafa dağıtma aracıydı. Çünkü farklı insanların, farklı kültürlerin, farklı coğrafyaların içinde olduğumda kitapların bana katacağı çeşitliliğe organik olarak ulaşabiliyordum. Ne zaman ki biz büyüdük ve dünya biraz daha kirlendi; aile kurmak, geçinmek, hayatta kalmak derdi ön plana geçti, işte o zaman hayat stabilleşmeye, durağanlaşmaya, sabitlenmeye başladı. Ve içinde bulunduğumuz çağın dayattığı, vahşi kapitalizm, tüketim toplumu, bireyselcilik ve değerlerin yok olması da bu sürece çanak tuttu ve hayatımıza sıkıcı, gri bir fon serdi. Çeşitlilik kayboldu, insanlar, mekanlar ve ilişkiler tektipleşti. İşte bu aşamada kitaplar yine kolay ulaşılan, cezbedici bir alternatif haline geldi. Oturduğunuz yerde, nispeten düşük bir maliyetle, fiziken olmasa da ruhen farklı insanların, farklı coğrafyaların, farklı yaşanmışlıkların içine girebilme imkanı sundu. Gidemediğiniz köylere götürdü, giremediğiniz denizlere soktu, tanışamadığınız insanlarla tanıştırdı. İki çift laf edecek birini bulamadığınızda sizinle sohbet etti, akıl verdi, dert dinledi... Kitap okurken kazandıklarımın beni bu hayata karşı koruduğunu düşünüyorum. Kaosun içinde kaybolmaya, savrulup gitmeye, vasatlaşıp değersizleşmeye çok müsait bir ortam var. Çevremde kitaba elini sürmeyen insanlarda çok rahat gözlemleyebiliyorum bunu... Ve ben, o insanlardan biri olmak istemiyorum...
Önceki 6 yanıtı göster
Temel neden kitap sevgisinin zamanında, bir şekilde , aşılanması o zaman beynimize. Yüzüklerin Efendisi ayrı bir olay, ben 20'li yaşlarda okuyabildiğim için öyle büyük bir etki bırakmamıştı bende. Sıkılmıştım hatta ikinci kitapta bir ara. Bu sebeple George RR tarafında kalıyorum karşılaştırmalarda:) Gerçi türün ilk örneği olması kült yapıyor onu. Alice'i saymazsak :)) Neyse, bilinçli insanlar olduğumuz için mi güven duyuyoruz kitaplara, öyle öğretildiği için mi, yoksa bizi hiç yarı yolda bırakmadıkları için mi insanlar gibi? Bırakmadılar mı gerçekten, hayal kırıklığı olmadı mı filmler gibi bazı kitaplarda da? Yoksa hep el üstünde tuttuğumuz için görmezden mi geldik kötüyü? Sorular bolca, gereksiz ama hepsi. Bağlanmışız bir kere, bırakmıyoruz :)) Çok teşekkürler cevabın için, sağlıcakla.
1 yanıtı göster
Gidilecek her yere gidemediğim, görülecek her şeyi göremediğim, benden farklı insanlar ne düşünür ve nasıl yaşar bilemediğim için okuyorum. Tüm bunları kitaplarda bulmayı umuyorum. En önemlisi de bilmediğimin farkındayım, azıcık da olsa bilebilmek için okuyorum.
Farklı dünyalar, farklı yaşamlar beki de en önemli etken , teşekkürler cevabınız için:)
1 yanıtı göster
Bu yorum görüntülenemiyor
Reklam
Bu yorum görüntülenemiyor
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.