“Jerry Long: Üç yit önce geçirdiği bir dalış kazasından ben boynundan aşağısı felçli Kaza geçirdiğinde 17 yaşındaydı. Bugün Long, ağız çubuğunu yazı yazmak için kullanabiliyor, özel bir telefon aracılığıyla. Community Col-lege’de venlen iki derse ‘devam ediyor.1 Telefon bağlantısı Long’un hem sınıftaki tartışmalan dinlemesine, hem de bunlara katılmasına olanak veriyor, Aynca boş zamanlarını okuyarak, televizyon izleyerek ve yazarak geçiriyor,” Long'dan aldığım bu mektupta şöyle yazıyor: “Yaşamımı anlamla amaçla dopdolu görüyorum. Kadenmi belirleyen o gün benimsediğim tutum, yaşam parolam oldu: Belimi kırdı ama beni kıramadı. Fakültedeki ilk psikoloji dersime kayıt yaptırdım. Sakatlığımın, başkalarına yardım etme becerimi geliştireceğine inanıyorum. Çektiğim acılar olmaksızın, ulaştığım gelişim düzeyinin olanaksız olacağım biliyorum”
Bu, anlamın keşfedilmesi için acının vazgeçilmez olduğu anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır. Ben sadece, bu kitabın ikinci bölümünde de belirtildiği gibi, acının kaçınılmaz olması koşuluyla acıya karşın -hatta acı vasıtasıyla- anlam bulunabileceğim vurgulamak istiyorum. Eğer acıdan kaçmılabılıyorsa, vapı
lacak anlamlı şey nedenim ortadan kaldırmaktır, çünkü gereksiz wrc acı çekmek, kahramanca değil, mazoşistçe bir tutumdur öte yandan eğer kişi acı çekmesine neden olan durumu değışr.renr
yorsa, buna karşın tutumunu belirleyebilir.37 Boynunu kırmayı Long kendisi seçmedi, ama başına gelen şeyin belini bükmesine göz yummamaya kendisi karar verdi.
Görüldüğü üzere Öncelik, acı çekmemize neden olan durumu yaratıcı bir şekilde değiştirmekte yatmaktadır. Ama üstünlük, gerektiği takdirde “acı çekmesini bilmektir.”