Gönderi

Heba/Hasan Ali Toptaş
10/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2020 02:33
Başlangıcında ‘ne okuyorum ben’ ortalarında ‘dur bakalım, bir şeyler çıkacak galiba’ sonlarına yaklaştığımda ‘hadi Tahir, başarabilirsin, bitirebilirsin’ ve sonlarına geldiğimde ‘Ama yaaa; böyle mi bitmeliydi, ne yaptın böyle Hasan Ali Toptaş?’ dediğim karışık hisler yaşatan bir kitaptı... Bazı yerleri hani bir film izlerken müstehcen bir sahne çıkar da gözlerinizi kapatırsınız ya; işte öyle gözlerinizi kapattıracak cinsten argolar, küfürler, müstehcen kelimeler barındırıyordu. Bazı yerleri ise korkudan ve gürültüden kulaklarınızı tıkayacağınız cümleler içeriyordu. Ziya’nın kırk küsûr yıllık yaşamının anlatıldığı eserde, yazar ve severleri alınmasın ama askerlik kısmına çok fazla yer verilmesi biraz beni sıktı açıkçası. Elbette bu şahsî fikrim. Gerçekten kişisel olarak söylüyorum, o kısımları okurken çok yoruldum. Eser baştan 319.sayfaya kadar çok yeknesak iken; 319’dan sonra hareketlendi, kıvam buldu benim için. İşte 319.sayfadan sonrası, yukarıda da ifade ettiğim gibi: “Ama yaaa; böyle mi bitmeliydi, ne yaptın böyle Hasan Ali Toptaş?” dedirtti yani... Toptaş’ın üslûbunu bu 6.kitabı olmasına rağmen kavrayabilmiş değilim. Her defasında karışık hisler yaşatıyor bana. Kelimeler, tasvirler, daha önce duymadığım argolar, teşbihler, mecazlar ağzımı açık bırakıyor. Mesela ‘uyku delinmesi’ tasvirine bayıldım. Minnet anlatımı, acı, geçmiş anlatımları çok hoşuma gitti. Edebiyat zevk alanı ve HAT, acıyla karışık zevki çok ustaca veriyor. Hasan Ali Toptaş okumaya devam edeceğim. Heba Hasan Ali Toptaş
Edebiyat
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20165bin okunma
·
220 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.