Selimye üçlemesinin ilk kitabı olan Hücrem iki bölümden oluşuyor. İlk bölümü Yılmaz Güney'in 72-74 yılları arasındaki Selimye cezaevindeki gözlemlerinden oluşmaktadır. Kesinlikle cezaevi anı kitabı gözüyle bakılmamalıdır bu bölüme.
Sinemadaki başarısını edebiyatta da gösteren Güney fikirleri doğrultusunda neler yapılması gerektiğini cezaevinde daha iyi anlamıştır.
Cezaevi Güney için bir tür iç hesaplaşmadır. İlk günlerinde geçmişte yapmış olduğu hataları göz önüne getiren Güney büyük pişmanlıklarını dile getirmiştir.
"Cezaevi günlerim benim için yeniden doğuş olmuştur." diyerek cezaevinde bambaşka bir Yılmaz Güney olduğunu da belirtmiştir. İdeolojisi ile ters bir hayat yaşayan Güney alkolün ve kumarın yanlış bir şey olduğu saptamıştır.
"Hapishane de savaş sürecinin bir parçasıdır" diyen Güney cezaevi yıllarını olumlu yıllara dönüştürebilmiştir.
Zannımca da cezaevi üretimin yapıldığı en büyük alanlardan biridir.
İlk bölümde Yılmaz Güney ile birlikte hapishaneye girecek, parmaklıkları karşınızda hissedecek, onunla beraber volta atacak, rutubet kokusunu içinize çekeceksiniz.
Kitabın ikinci bölümü de bizeleri iki küçük öykü karşılıyor. Her iki hikayede de bir çocuğun gelişimi ve yaşayışı konu ediniyor.
İkinci öyküsünde adı geçen Mehmet Sapla Güneyin Selimye Üçlemesindeki Salpa'nın müjdesini veriyor.
Yılmaz GüneyHücrem