Gönderi

8/10
·175 syf.·
2020 37. kitabı
Gramer kuralları bize 'insan'dan 'insancık' söcüğü yapabilir. Hatta, 'Tanrı'dan 'tanrıcık' da yapabilir. Fakat, biz yapmalı mıyız? Yapamayız! Dilin canlı yapısı, kültür, irfan buna izin vermez. Ne olsun ki, sözün kökü veya gövdesi - cık (-cik, -cuk, -cük) eki alabilir. Bu 'istediğimiz gibi' hareket edebileceğimiz anlamına gelmez, dile karşı duyarsızlıktır. Çevirmenlik çok hassas bir meslektir. Kısacası, şunu demek istiyorum ki, Dostoyevski, "İnsancıklar" adlı roman yazmamıştır. O, "Бедные Люди" (Bednıye Lyudi) adlı roman yazmıştır. Kelimesi kelimesine "Fakir İnsanlar" diye çevirebilir, içerikle bütünleştirmek için üzerine düşünebiliriz. Sahiden, ben soruyorum; 'insancık' ne demektir? Burada 40 üzeri farklı baskıya baktım, sadece biri bu eseri "Yoksullar" diye çevirmiş. "İnsancıklar"a bunu tercih ederim. Ciddi anlamda Dostoyevski okumamış ve değerlendirmemiştim. "Yeraltından Notlar" ile yazarla ciddi tanışlık sürecimizi başlatmış oldum. Öcesinde ise bende öyle bir algı oluşmuştu ki, Dostoyevski deyince karamsar bir "tablo" canlanmalı gözümde, bir sosyopat, bir psikopat, psikolojik tahlillerle kafayı bozmuş, bunalımlı biri hayal edilmelidir. Oysa, okuyorum ve anlıyorum ki tam tersi söz konusudur. İncelikten, naiflikten, empatiden kopacak, çatlayacak bir adam; sevgiden, aşktan sızlayacak bir adam... Rus insanını sana öyle sunuyor ki, kemiklerini sızlatıyor. Bu adam göz yaşları eşliğinde yazmış olmalı. "Bednıye Lyudi" benden tam not aldı, hem de edebi anlamda. Şu, bir kez bana kanıtlanmış oldu ki, sadelik ne kadarsa derinlik ve büyüklük de o kadardır. Bu eserde ne var merak ediyor musunuz? Bir odaya tıkışıp, onu perde ve tahta levhalarla dört hisseye bölerek yaşayan insanlar var. Ve betimlemesi! Roman= betimleme. Bu eserle artık Dostoyevski ile el sıkışmış oldum. Yoksulluk, fakirlik övünülecek değildir elbette. Yazar da övmüyor zaten. Fakirliğin insanları düşürdüğü durumu sosyolojik, psikolojik ve edebi ölçüde aktarıyor bizlere. "Acın imanı olmaz" atasözünü, "Fakirlik bir kapıdan girince din öbür kapıdan çıkar" hadisini hatırladım. "Fakrım fahrımdır." ve buna rağmen "Veren el, alan elden üstündür" hadislerini de hatırladım. Her açıdan kendimce baktım esere. En çok neyi mesele ettim biliyor musunuz? Bu eserin sızısız okunamayacağını. Bak, olm, yazarlık bu işte! Haşiye: İlgi, beğeni ve yorumlar bu incelememe hâşiye yazma ihtiyacı doğurdu. 'İnsancıklar' kelimesi bana Türkçe'de hiçbir anlam ifade etmiyor. Rusça'da karşılığı da yok. 'Маленький человек' (Malenkiy çelavek) ifadesiyle küçük insan, ondan da insancık sözcüğü oluşturduk diyelim. Peki, Türkçe'mizde 'küçük' sözcüğünün fakir anlamına geldiğini gösteren bir bilgi kaynağı var mı? Azerbaycan Türkçesi'nde karşılığı olsaydı oradan anlamaya çalışırdım. Olsa olsa politik bir ifade (маленькие люди) olabilir diye düşünüyorum. Ya da burjuva veya feodal zihniyetin ortaya attığı sözcük olmalı. Tarih bilgimize dayanarak bu kelimenin hakkını vermeye çalışabiliriz. 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar Rusya'da serflik sisteminin mevcudluğu gerçektir. Fakat, biz bu hakikati Batı zihniyeti ve Sovyet sansürü üzerinden okuyoruz. Rusya tarihini bu zihniyetle yazanlara ( nasıl ki bizim tarih yazma metodumuz yok ve tarihimize batılı gözüyle bakıyoruz) Puşkin ta o zaman itiraz etmişti. Buna Dostoyevski de itiraz etmiştir. Politik ifadelerle edebi eserleri anlayamayız ve yanlış değerlendiririz. Hiç bu kadar zahmete gerek yok, romanı okuduktan sonra felsefi hülyalara dalmaya da gerek yoktur. Kitap elimizin altında, okuyoruz; fiziksel ölçülerine göre değerlendirilen insanlar görmüyoruz, zavallı diye niteliyeceğimiz insanlar da görmüyoruz. Fakir insanlar ve onların sosyo-psikolojik yapısı, duygu dünyası ve bunlarla ilgili ipuçları... "Бедный" (Bednıy) Türkçe'de fakir veya zavallı demek. Lakin, durum edebi eserde farklı boyuta ulaşıyor. Karamzin'in "Бедная Лиза" (Zavallı Liza) hikayesi vardır. Bu hikaye dilimize Yoksul ya da Fakir Liza diye çevrilmiş olsaydı ben yine itiraz ederdim. Önce Türkçe'mizi öğrenmemiz gerekecek; fakir ve zavallı arasında dağlar fark vardır. Üstelik birileri de çıksın desin ki, ben İnsancık Liza diye çevireceğim. Demekle oluyor mu!? Çeviririz ama ne derler!? Sen bu kitabı okudun mu demezler mi? Sen çevirmensin! Dostoyevski'yi dilimize aktarıyorsun ve bunun farkında mısın!? Sözcükler içinde bir kültürü, bir medeniyeti, bir mentaliteyi, tarihten bir kesiti aktarıyorsun. Roman yazmaktan daha zordur bu iş. Dil kutsaldır, kutsal bünyedir, sosyal varlıktır ve canlıdır. Daha ne diyebilirim ki! Sözü uzatmanın ne anlamı var!
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201876,8bin okunma
··
580 Gösterim
11 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ferman Mamedov
Gönderi Sahibi
İncelememin bu kadar ilgi görüp beğenilmesi bir taraftan gururlandırdığı gibi, diğer taraftan da bu gururla karışık utancı da getirdi. Ahh.. dedim, keşke daha geniş, açıklayıcı ve özenli cümlelerle yazmış olsaydım. Yukarıda yazdıklarıma ilaveten ayrıca, sizlerden ricam olsun, eğer, bu okur 'insancıklar' sözcüğüne neden bu kadar takmış deseler, sizler cevaben: "Dostoyevski'nin içtenliğine ve samimiyetine bu sözcüğü yakıştıramamış, romanın bize sunduğu dünyaya bu sözcükle dahil olamamış." deyiniz. Teşekkürlerimi sunuyorum..
Ferman Bey o kadar güzel bir noktaya temas etmişsiniz ki. Bunu sizin gibi hem Türkçeye hakim hem Rusçaya aşina birinden okumak bence çok değerli. İnsancıklar kelimesi insanda zavallılık çağrıştırdığı için mi tercih edilmiş bilmiyorum ama bu ismi gördükten sonra okur, karakterlere üzülse de, belki kibre kaçan bir acıma duygusuyla da doluyor. Aşağı görüyoruz, insan bile olamamışlar, ancak insancık olmuşlar, çünkü fakir. Değerli incelemeniz için teşekkür ederim.
Ferman Mamedov
Gönderi Sahibi
"Budala"ya sıra gelince inşallah bu konuyu müzakere edelim. Eseri okumadan size şimdiden hak verebileceğimi sanıyorum. "Ölü Evinden Anılar" ve "Öteki" ile devam edeceğim. Sırası gelince umarım hatırlarım ya da siz hatırlatırsınız. İnsan fakir olmadan da zavallı duruma düşebilir. Ekonomik ve politik şartlar sözkonusu bile olmaz da. Yani zavallı diyerek aşırı çember daraltmış oluruz. Fazla yazmak istemiyorum. Yorumlarınız için, ilginiz için, fikir paylaşımınız için...teşekkür ediyorum.
Hocam benim nacizane fikrim "İnsancıklar" ismi kitabın orijinal ismini karşılıyor bence. Çünkü sözlükte insancık kelimesine bakarsanız "Küçük ya da zavallı insan" olarak açıklanmış.
Ferman Mamedov
Gönderi Sahibi
Nihal Yalaza Taluy'un da insancıklar olarak çevirdiğine nedense inanasım gelmiyor. Sansür müdahalesi olmuştur diye düşünüyorum.
Son paragrafta atasözleri ile özetlemişsiniz.. elinize sağlık.. Elbet sızısız okunmaz, yazılmamıştır da...
Ferman Mamedov
Gönderi Sahibi
Son paragrafı bir kaç cümle ile daha da anlaşılır hale getirmek istedim de vakit olmadı. İpucu olabilmişse sevindim. Teşekkür ederim.
İnsan doğan birisinin "insancığa" dönüşebileceğini düşünüyorum. Kibir bunların en güzel yollarından biridir mesela. Daha bir çok yolu var. Neticede insan doğan öyle bir hale geliyor ki, sadece suret olarak insana benziyor. "İnsanımsı" da denilebilir bu suretlere. Her insan doğan insan ölemiyor. "İnsancık" diye bir tanımlama varsa, o da bunlara yakışır. Kitabın ismi beni de rahatsız etmiş idi. Fakat çevirmenlerin fakir insanlara "insancık" düşüncesiyle baktığını söylemek ağır bir eleştiri olur. Yazara haksızlık, duyarsızlık, yoksula karşı düşüncesizlik denilebilir. Ama "Fakir İnsanlar" yada "Yoksullar" isimleri daha insanca bir bakış açısının isimlendirmesidir. Güzel incelemeniz için teşekkür ederiz.
Ferman Mamedov
Gönderi Sahibi
'İnsancık' sözcüğüne takıntım genel anlamda değil zaten. Gramer yoluyla dilimize kazandırabiliriz ve bir anlam da yükleyebiliriz. En azından mecazi olarak. Fakat, kendi zihniyetimize göre veya aklımıza estiği gibi olmamalı. Eseri ve yazarını dikkate almalıyız. Dostoyevski'de hep bunu göreceğiz. Genelleme yapmak çok zor ve yanlış anlaşılmalara oldukça da müsait. İnsancık kelimesini bu yazarla bağlı olarak kullanılmasına karşıyım. Bu da biraz yazar adına konuşmak gibidir. Bence onu yüceltmekten çok değersizleştirmektir. Konuşulacak önemli noktalar var. İlginize ve yorumunuzla katkınızdan dolayı teşekkür ederim.
Reklam
Doğrusu uzun zamandır böyle güzel bir inceleme okumamıştım. Tebrik ederim. İnsan yaptığı iş ne olursa olsun kendi yargıları ile sentezleme yapar. Siz baktığınızda insanı görürsünüz diğeri baktığında acınası ve değersiz olduğunu. Bir de yazarın Rus halkını anlatırken olan üslubunu dile getirmişsiniz. Ah keşke bizim yazarlarımızda artık Türk halkının güzel meziyetlerinin tablacısı olup sürekli bize hakaret etmekten hor ve hakir görmekten vaz geçseler. Her toplumda iyisi ve kötüsü ile insan var ama neden göz önüne sergilenen kötü yanlarımız olsunki. Buna analam veremiyorum. Biz birbirimizi biliyoruz zaten bizi bizden olmayana top yekün kötülemek kimin ne işine yararki
Ferman Mamedov
Gönderi Sahibi
Takdiriniz, yorumunuz ve katkınız için teşekkür ederim. Bu eserde yazar bize kendi yorumunu katmadan okuruna fakir halkın soyolojk, psikolojik ve nihilist tablosunu çıkarmış ve bunun nereye vardığını. Onları hor ve hakir görmek daha da kötüye sürükler. Aslında Dostoyevski de bu eserinde fakir ve zavallı duruma düşürülmüş insanların duygularını ve düşünce dünyalarını aktarmıştır. Genellikle bütün eserlerinde bunu işler. İnsanı bataklığa sürükleyim orada bırakınca çırpındıkça batar, el uzatmak gerekir, bilakis küçümsek yerine.