Gramer kuralları bize 'insan'dan 'insancık' söcüğü yapabilir. Hatta, 'Tanrı'dan 'tanrıcık' da yapabilir. Fakat, biz yapmalı mıyız? Yapamayız! Dilin canlı yapısı, kültür, irfan buna izin vermez. Ne olsun ki, sözün kökü veya gövdesi - cık (-cik, -cuk, -cük) eki alabilir. Bu 'istediğimiz gibi' hareket edebileceğimiz anlamına gelmez, dile karşı duyarsızlıktır. Çevirmenlik çok hassas bir meslektir. Kısacası, şunu demek istiyorum ki, Dostoyevski, "İnsancıklar" adlı roman yazmamıştır. O, "Бедные Люди" (Bednıye Lyudi) adlı roman yazmıştır. Kelimesi kelimesine "Fakir İnsanlar" diye çevirebilir, içerikle bütünleştirmek için üzerine düşünebiliriz. Sahiden, ben soruyorum; 'insancık' ne demektir? Burada 40 üzeri farklı baskıya baktım, sadece biri bu eseri "Yoksullar" diye çevirmiş. "İnsancıklar"a bunu tercih ederim.
Ciddi anlamda Dostoyevski okumamış ve değerlendirmemiştim. "Yeraltından Notlar" ile yazarla ciddi tanışlık sürecimizi başlatmış oldum. Öcesinde ise bende öyle bir algı oluşmuştu ki, Dostoyevski deyince karamsar bir "tablo" canlanmalı gözümde, bir sosyopat, bir psikopat, psikolojik tahlillerle kafayı bozmuş, bunalımlı biri hayal edilmelidir. Oysa, okuyorum ve anlıyorum ki tam tersi söz konusudur. İncelikten, naiflikten, empatiden kopacak, çatlayacak bir adam; sevgiden, aşktan sızlayacak bir adam... Rus insanını sana öyle sunuyor ki, kemiklerini sızlatıyor. Bu adam göz yaşları eşliğinde yazmış olmalı. "Bednıye Lyudi" benden tam not aldı, hem de edebi anlamda. Şu, bir kez bana kanıtlanmış oldu ki, sadelik ne kadarsa derinlik ve büyüklük de o kadardır. Bu eserde ne var merak ediyor musunuz? Bir odaya tıkışıp, onu perde ve tahta levhalarla dört hisseye bölerek yaşayan insanlar var. Ve betimlemesi! Roman= betimleme. Bu eserle artık Dostoyevski ile el sıkışmış