Öncelikle kitabın adıyla Ümit Yaşar Oğuzcan’ı anıyor ve anlıyoruz.
“Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın,
denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın,
öylesine yıktın ki bütün inançlarımı;
beni bensiz bıraktın; beni sensiz bıraktın...”
güftesi Ümit Yaşar Oğuzcan’a bestesi Münir Nurettin Selçuk'a ait olan bu şarkının sözlerini yazmadan kaçınılmazdı.
Romanın diline ve üslubuna baktığımızda klasik Hasan Ali Toptaş etkilerini rahatlıkla görebiliyoruz. Akıcı, masalsı bir anlatımı var
Yazarın dili çok güzel. Güldiyar’in ve ailesinin trajik öyküleri okuyucuyu etkisi altına alıyor. Köyden büyük şehire göçme hayalini gerçekleştirmiş alkolik baba,kaybolmuş bir ağabey ve nice konusuyla dikkat çeken bir hikayesi var . Kitap bir aile dramını anlatırken aynı zamanda yozlaşmış bir toplumun resmini çiziyor. Herhangi bir durumdan mustarip olan, acı içinde ve dert içinde olan bir insanın karşısında o dertten ve acıdan etkilenmeyen insanların ne kadar vurdumduymaz, ne kadar umursamaz olabileceğini de çok ama çok iyi karikatürize ediyor roman. HAT bizlere anlatmak istediği aslında çok derin bir nokta olup günümüz Türkiye'sinde hatta dünyasında artık normal karşılanan
"Kötülüğü Seyretmek!”
Seyrediyoruz...
Acıyı; toplumca, kayıtsızca, tepki vermeden seyrediyoruz.
Tüm çabamızı herkesten önce görebilmek için harcıyoruz.
Kitap çok şey hakkında düşündürüyor, sinirlendiriyor, sorgulattırıyor. İyiki de yapıyor.
Hasan Ali ToptaşBeni Kör Kuyularda