Hasan Ali Toptaş'ın ben bir gürgen dalıyım adlı eseri genç bir gürgen ağacının yemyeşil, kuş cıvıltılarıyla, çeşitli hayvanlar ve bitkilerle dolu okurken yüreğimizi ferahlatan bir ormandan; iki orman avcısı tarafından kesilerek insanların acılarına, başkalarına yaptıkları acımasızlıga şahit olma serüvenini bu kez gürgen ağacının ağzından dinliyoruz.
Kitapta yazarın insan üzerine şahane tespitleri çıkıyor karşımıza beni en çok etkileyen Anahtarlar üzerine şu yazılanlar: "Kilit ne demektir bilir misiniz?
Ne demektir?"
"Ben size söyleyeyim,
kilit,insanın utanınca demektir her şeyden önce... İnsanoğlunun nereye ulaştığının göstergesi demektir. İnsanların birbirlerine duydukları güvensizliğin elle tutulur halidir kilit. Birbirlerine duydukları saygının derecesidir. Bu yüzden, bir çeşit utanç, belgesidir her kapıda. Hatta, her dolapta, her çekmecede, her çantada, her kasada, her kutuda... Gene de insanların yüzü kızarmaz onu görünce. Üstelik bu kilitleri açıp kapamaya yarayan ve adını anahtar denen şeyi, sürekli ceplerinde taşırlar. Bazıları ceplerine bile koymaz anahtarlarını, kaptıracakmış gibi, sürekli elinde tutar. İkide bir, evirir çevirir. Neşelenince, şıkır şıkır sallar. Yani utanç belgesini farkına bile varmadan, neşesinin birer göstergesi olarak kullanır."
~Kitap özetle insanoğlunun kâinatın tek sahibi olarak kendini görmesi ve cahilliği üzerine yaptığı yıkımları anlatan bir eser.
Eserin sonunda gürgen ağacının mapushane marangozunun elinde bir darağacına dönüşmesi en düşündürücü bölüm oldu benim için.
Okuduğum ikinci Hasan Ali Toptaş kitabı oldu ilki Gölgesizler romanı olmuştu. Yazar bu kitabında da tıpkı diğer eserinde olduğu gibi o naif ve usta kalemini konuşturmuş. Ben bir gürgen dalıyım kitabında her bölümün başlığı bir türkü ismi bir yandan da onları dinleyerek okumanızı tavsiye ediyorum.