Gerçekten sosyal bilim algınız farklı, tarihi çok naif bir yorumlama şekliniz var, M. Kemal hakkında yazdıklarınız da o yüzden şimdi daha anlaşılır oluyor, halk salak adam geldi düzeltti söylemi ya da sadece peygamberin işine yarayan din söylemi ancak böyle bir arka-planla söylenir.
İslamiyet bir yere uygun olduğu için yayılmıyor, zaten yayıldığı topluma göre biçim değiştiriyor, esniyor. Zaten içinden çıktığı toplumdan binlerce öğe taşıyor, bunları biliyorsunuzdur, cennet algısından tutun da Tanrı isimlerine, kültürel adetlere kadar. Ancak bir Arabistan Müslümanı ile Türkiye Müslümanı arasında tonlarca fark var. Burada Şamanizmden kalan onca kalıntı hala insanlar arasında İslami inanca ait sanılıyor, İslam algılarının içerisinde tonlarca Türkleri övücü, milliyetçi söylem yerleştirilmiş ve dönemine göre dikkat edilen ayet ve hadisler sürekli değişiyor, sekülerleşen dünya ile birlikte buradaki temel İslami referanslar bile görmezden geliniyor. Bölgesine göre Hristiyanlığa paganlardan, heterodokslardan bilerce öğe geçti, yüzlerce eklektik yaklaşım var dünyanın her yerinde. Sizin sandığınız gibi kimse dini, sadece kitap ve peygamber referanslı yaşamıyor, yaşasa dahi çağa ve topluluğa göre tonlarca farklı yorum çıkıyor.
Din sadece bir yönetim aracı değil aynı zamanda yaşamı anlamlandırma yoludur da; din açıklamaz, bilim anlamlandırmaz. Bir bilim insanı dahi yaşamı sadece bilim üzerine oturtamaz, onlarca farklı yaklaşım, toplumsal kavrayış ve ön-kabul geliştirir gündelik yaşamında. Bugün Türkiye'ye bakın, sizce sadece İslam dini mi var engel, bakın ben kaç gündür Kemalizmi din gibi benimseyen, onun söylemlerinin dışına çıkmayı günah kabul eden insanlarla boğuşuyorum, üstelik bu insanlar kendilerini her şeyden münezzeh buluyor. Sadece onlar da değil memleketin çoğu komünistinden liberaline kadar herkesin düşüncesi din gibi yaşayıp diğerini yok etmekle uğraşıyor. Evet, İslami birçok söylem çağ-dışıdır, özgür düşüncenin önünde engeldir, gelişmeye terstir ama tarihin birçok toplumunda gelişim seviyesine bağlı olarak bunlar dikkate alınmamış, tonlarca revizyona gidilmiştir. Endülüs İslam'ına bir bakın ya da sadece Fatih'in bile kendisince oluşturduğu İslam algısı içerisinde İslam'a uymayan tonlarca şey sayılır. Yani sandığınız gibi kitap ve peygamber öyle tüm yaşamı belirlemiyor, toplumun içeriğine göre biçim alıyor, şekil değiştiriyor. Çıkarlar ilişkisine ters düşmeyen kısımlar aynen kalıyor ancak üretim ilişkilerinin dönüşümü ile din de dönüşüyor. Zaten bunu beceremezse çoktan yok olup giderdi, Budizmin karşısında Brahmanizmin yok olup gitmesi gibi.
Ben güçlü bir dinsel gelenekten gelip ateist olmuş birisiyim. İbn-i Sina'yı ya da Farabi'yi İslam'dan koptuğu için zeki olarak gösterdiniz ben de onlar kendisini İslam dairesi içerisinde görüyordu, zaten bu yüzden sizin zannettiğiniz gibi yekpare bir din yok dedim. Arap yok dediniz, ilk aklıma gelen örneği verdim. Kuran'ın anlama, yoruma açık olması zaten dönüşümünü sağlayan şeydir. Size göre İslam'ın farklı toplumlarda biçim değiştirmesinin sebebi toplumsal ilişkiler değil, insanların yerine göre yanlış anlaması. Sizin algınıza göre insanlar kurallara tümden bağlı, kitaba göre şekil alan yapılar; sadece düşüncelerin de toplulukları değiştirdiğini sanıyorsunuz. Bu çok kadük bir tarih anlayışı ve dinin ya da düşüncenin, nihayetinde soyut olanın dizayn edici gücüne çok yüksek bir pay biçme. Ayrıca İslam içerisinde çıkan onlarca farklı fraksiyonu, akımı, tarihsel hareketi izah etme gücünden yoksun. İslam'dan uzaklaştı ilericileşti, İslam'a yakınlaştı gericileşti de daha önce uyardığım dikotomilerden, işler sandığınız kadar basit değil.