Bir gün bile ağrısız yaşamadığınızı; işe gitmek istemediğinizi, eşinizden, annenizden, kendinizden ve bu dünyadan nefret ettiğinizi inkâr edemezsiniz. Yaşamı hakir görmediğiniz bir gün bile yok.
Siz bu durumlara binbir bahane üretip yine yaşama tutunursunuz. Bu tutunmanıza tam olarak vesile olan nedenlere karşı bir söylev niteliği taşıyor kitap. Ya da direkt bir taşlamada denilebilir.
Benatar, varolamayışın daha az zarara uğramak olduğunu savunur. Haz ilkesi tezinin çürütülmesi de kitabı epey kötümserliğin zirvesine taşıyor. Ve sonra biraz daha düşününce kitabın hiç de kötümser olmadığını haddizatında yaşam sürerken anlamsızlık içinde cebelleştiğini farkediyorsun.
"Hiç doğmasıydım keşke" diyerek yakındığımız zamanların boşluğuna elini sokan Benatar, yarayı tuzdan argümanıyla deşiyor resmen. Daha da bir yakarma hissiyatı bedenden fışkırıyor.
Olmayışın manası, varolmanın acısı, hedonistik arzular ve bunların yokluğu, ussal bir arınmaya dönüyor. Naçizane bunca zaman sebeplere neden aradığım soruların açıklamasını yapmış bir yazar.