Ilgaz

Modern dönem gözetleme faaliyetinin etkin aktörü devlet iken, postmodern dönemin etkin aktörü piyasadır. Paranın biçimlendirdiği neoliberal piyasayı kamçılayan temel güdü ise arzu ve hazlar olmuştur. Tek tek her bireyin sınırsız bir özgürlük anlayışıyla kendi kararlarının ve arzularının peşinde koşması gözetleme faaliyetini gönüllü bir sergileme ve gösterme davranışına dönüştürmüştür. Artık ifşa edilme korkusu fark edilme hazzı tarafından bastırılmıştır.
Sayfa 46 - Postmodern Toplumda Mahremiyetin Dönüşümü
Reklam
Teşhir toplumu, düşüncesinin kökenini "hakikat"te değil "gerçeklik"te bulur. Çünkü hakikat, bir yönüyle varlığı metafizik boyutlarıyla ele almaktadır. Hakikatin görünür olma gibi bir kaygısı olmamıştır. Ancak gerçeklik, kendini ispat etme ihtiyacı duyar, bu onun ontolojik zorunluluğudur. Dolayısıyla teşhir toplumu gerçeklikte ve hatta Baudrillard'ın kavramsallaştırmasıyla gerçekliğin yerini dolduran hipergerçeklikte mevzilenir.
Sayfa 22
Jansenizm sonunda tam bir çıkmaza varır: Bir yanda, hiçbir eylemin iyileştiremediği tümüyle kötü bir dünya; diğer yanda, inayetini sadece çok az sevgili kuluna gönderen ulaşılmaz bir Tanrı; ikisinin arasında, mutlağa susamış ve ona ulaşamayacağını bilen yalnız bir insan. Jansenizm, tek çıkış yolunun hiçlik olacağı bir yaşam koşulu yaratır. Ama yaşamın mutlak sahibi Tanrı adına bu hiçliği reddeder, böylece insanı dünya denen kapana kıstırır. İntihara engel olabilecek tek şey inançtır: Jansenizmin, Tanrı’yı, başlıca özelliği yokluk olan bir varlık, Pascal’ın deyişiyle, çoktan bulunmuş olduğu halde, hâlâ aramaya devam edilen bir varlık haline getirerek zayıflattığı bir inanç. Bu varlıkla yokluk arasındaki sınır çok incedir ve bu silindiği anda felsefi intiharın tek engeli de ortadan kalkacaktır. Jansenist düşünce, XIX. yüzyılın tanrıtanımaz umutsuzluk felsefelerini hazırlar. O potansiyel bir intihar etkenidir.
Sayfa 201 - Jansenizm'in İkircilliği
Pascal’ın, Montaigne’in tereddütleri karşısındaki dehşet dolu tepkisini biliyoruz: "İntihar ve ölümle ilgili düşüncelerinde [...] Montaigne’in kusurları büyüktür [...]. Ölüm konusunda dine aykırı düşünceleri bağışlanamaz; çünkü Hıristiyan gibi ölmek bile istenmiyorsa dinin tümüyle yadsınmış olması gerekir ve o, bütün kitabında korkakça ve tembelce ölmekten başka bir şey düşünmez."
Sayfa 200
Dünyanın reddi, kişisel yaşamın reddi, bireysel bilincin reddi, bazılarının hiçlik, bazılarınınsa Tanrı adını verdiği büyük bütünün içinde eriyip gitme isteği, artık ben olmamak, tümüyle silinmek: fiziksel intiharla ortak özellikler. Berulle’un öğrencisi Peder Charles de Condren (1588-1641), benzerliği daha da ileri götürür. O, on iki yaşından beri kendini kurban etmek, babası İbrahim tarafından kurban edilmek istenen İshak gibi kurban edilmek istiyordu ve yaşamı boyunca, bu yok olma isteğinden kurtulamayacaktı.
Sayfa 191 - Dini Bir Vekil: Yok Oluş Tinselliği
Reklam