"Bizler diğerlerinin sosyal beynimiz üzerine yazdığı bir oyunun sahte yazarlarıyız."
Buda'nın incir ağacı altındaki meditasyonunda bir benliğe sahip olmadığını keşfetmesi, çağdaş sinir bilimde özgür iradeye ve koşullardan bağımsız bir benlik anlayışına olan şüphenin varlığını ateşledi.
Descartes'ın dualizmi geçersizdi.
La Mettrie tarzı koyu maddeci bir materyalizmi de yumuşatan Hood, özgür irade savunuclarının kuantum fiziğiyle savlarını güçlendirmesine, deterministik anti tezleriyle de mahal vermiyor.
Kitapta, "benlik" diye adlandırdığımız şeyin en başta genetik mirasımızla alakalı olsa da büyük oranda çevrenin üzerimizdeki etkileriyle şekillenen bir fenomen olduğunu ve yüzyıllardır inandığımız, karakterimizi belirleyen ruh/tin gibi metafizik bir ögenin bilimsel hiçbir dayanağı olmadığını açıklayan Hood, nöroloji ve psikolojiyi harmanlayarak "ben"in beynimiz tarafından oluşturulan bir illüzyon olduğunu savunuyor, "benlik" dediğimiz kavramın dış dünyadan bağımsız olamayacağını, hangi süreçlerden geçerek inşa edildiğini ve geçmişte yaşayan bilincimizin, sadece bilinçdışının sinir ağları sayesinde aldığı kararları sonradan tastik ettiğini ampirik kanıtlarla sunuyor.
"Bilinçli bir karar verdiğimizi düşündüğümüzde bu karar bilinçsiz olarak zaten alınmıştır".
Ayna Benlik kuramıyla da biyolojik bedenlerimize evrimsel bir avantaj sağlayan benlik yanılsamasının beyinde nasıl üretildiğini gözler önüne seriyor.
Zihin Felsefesi, Özgür İrade ve Nöropsikoloji hakkında farklı okumalar yapmak adına, Saffet Murat Tura Ve Daniel C. Dennett da okunabilir.
Perec, yer altı edebiyatıyla kombinleyip varoluşsal boşluk konulu bir roman yazacağım derken, uykusunda anlamsız saçma rüyalar gören, dengesiz bir adamın bulanık ve ağdalı kelimeleriyle doldurmuş kitabı.
Felsefeyle ilgilenenler için vasatı geçemez, hele Camus'nün, Henry Miller 'ın romanlarından sonra. Son derece de overrated olduğunu gördüm bu sitede, diğer bütün romanlarda olduğu gibi.
Genç Werther kardeşimizin acılarını okuma ümidiyle başlayıp, aptal ve gerçeklikten uzak bir romantiğin ağlak mektuplarına zar zor dayanarak bitirdiğim kitap.
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024149,9bin okunma
Romantizm düşkünü Fransızların 2. dünya savaşının psikolojik yıkımının varlığında Varoluş Felsefesinde 2 büyük filozof yetiştirmeleri tesadüf değil elbet. Ölümü ve hayatı sorgulamakta biraz geç kalmışlardır sadece.
Camus'nün, varoluşçuluğun modern babası Kierkegaard'ın "kaygı" kavramını biraz aşırıp daha agnostik bir çerçevede ele alıp "absürd" felsefesini sunması ve Sisifos başyapıtını fenomenler dünyasında temellendirmek için yazdığı Yabancı, Tanrı'nın yokluğundaki ve ölümün hiçliğin farkındalığındaki bir dünyanın saçma olduğunun yalın bilincine varmış bir insanın kayıtsızlığı ve topluma yabancılaşmasını anlatıyor.
Camus bu durumu uyumsuz insanın yaşamının, oyuncu ile dekoru arasındaki kopmaya benzetir.
sıkıldığım tek dostoyevski eseri oldu. insan ve psikolojik betimlemeri çok sıradan olmuş. belki sonra kaldığım yerden devam ederim tekrar elime aldığım zaman.
Ölüler Evinden AnılarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,6bin okunma