Güzel bir mutluluk hikayesi.Herşeye rağmen mutlulugu kovalayabilen ve bunun için herseyi göze alan Fransız şair Louis Aragon'un deyimi ile ‘dünyanın en güzel aşk hikayesi’ dir.
Cemile'nin yasadıği yasak aşkı tasvip edersiniz etmezsiniz bilmem ama savas yıllarını ve geride kalanların yasadıklarını tıpkı Toprak Ana 'daki gibi yasamayanların anlayamayacağı göz önünde bulundurulmalı derim.Hele ki günümüz sartlarında dogalgazli evler, bulasık çamaşır, kurutma ve supürge robotlu evlerde yasayan bizler...
Hikayeyi bize anlatan Seyit. 2.Dünya savaşı yıllarında bir Ağustos ayında sıcak Kırgız bozkırlarında savaşın en zorlu zamanlarıdır, tüm erkekler savaşa gittiği için köylerde sadece kadınlar ve küçük çocuklar kalmıştır. Şen şakrak, ve güzel bir kadın olan Cemile'nin severek evlendiğinden söz edilmektedir. Evlendikten 4 ay sonra kocası savaşa gitmiş, köyde kocasının ailesi ile kalmıştır. Cemile ' nin küçük kaynı 13 yaşındaki Seyit ile tüm işleri birlikte yapmaktadırlar.Cemile' nin kocası ailesine mektuplar yazar ve her mektubun sonunda ‘karım Cemile’ye de selam ederim.’ der. Bu kadar hepsi ne eksik ne fazla.
Bir gün kadınların yapacağından daha ağır bir iş düşer onlara. Bunu yaparken savaştan sakatlanıp dönen Danyar'da onlara yardım edecektir. İşte bu sırada bir yasak aşk doğar Cemile ve Danyar birbirlerine aşık olurlar. Seyit bunu fark eder ama hiç ses çıkarmaz. Bir gün iki genç daha fazla dayanamaz, tüm törelere, geleneklere rağmen birlikte kaçarlar... diye devam eder hikaye...Devamı kitabın satırlarında.