Yazar hayata geç kalmışlığı, bencil bir aileyi, konuşulamayan aile sırlarını, kök salamamayı –ne hayata, ne aileye ne de bir aşka– takıntılı aşkları, iki kişinin, iki yaralı insanın ağzından iki ayrı bölümde anlatmış.
Başlarda çok yoğun bir kasvet ve anlam veremediğim bir karışıklık(Sophie'den kaynaklı) varken ilerledikçe taşlar yerine oturdu. Kadın kahramanımızın hikayeyi anlattığı kısım benim için daha akıcıydı.
Başka zaman okusaydım on puan verebileceğim ancak içindeki dramı yüreğimin kaldırmadığı bir kitap oldu. Yazarın yakın zamanda yine dramatik kitaplarını(Kapak Kızı, Yeşil Peri Gecesi ) bitirmiş olmam ya da kitapta kendimden parçalar bulmuş olmam bu hislerimin nedeni olabilir; emin değilim. Yine de Ayfer Tunç en sevdiğim yazarlardan biridir. Başta Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi(favorim) olmak üzere tüm romanlarını tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim...