Yekten konuya gireceğim, çok sevgili Emrah Serbes Behzat Ç’nin senaristi olarak tanıdım aslında Behzat Ç’yi de tanımam da ki neden çok sevgili babamın da bir polis oluşuydu. Uzun süredir hatta yıllardır okuyacağım, okuyacağım ben bu adamı deyip bir türlü okuyamadığım adam olur kendisi. Bu eserin ardından tüm kitaplarını sipariş verip kitaplığımda ufak bir Emrah Serbes köşesi yaptım, olmalıydı! İstisnasız hiç Yeraltı Edebiyatı okumadım sadece bir defa Oğuz Atay ‘ın Tutunamayanlar eserini aldım, okumaya çalıştım, onda da lise yıllarındaydım, anlayamadım, yaşım tutmadı diyelim bir kütüphaneye bağışladım. Her şeyden önce belirtmeliyim ki sevgili Emrah Serbes çok doğal bir adam sanki yazmak için yazmak değil de nakşetmek için yazmak. Zaten kendisi de girişte belirtiyor “AFİLLİ PARÇALAR” altmış sekiz tane kısa hikaye, bir tane de uzun hikayeden oluşan, okuması gayet keyifli ve kanımca herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği leziz bir eserdi. Hemen eklemeliyim ki yazar kitabın son hikayesi olan GALİP İŞHANI’nda şöyle bir şey anlatıyor; “bir şarkıyı defalarca kez dinlememizin nedeni aslında anlatamadıklarımızı o şarkıda buluşumuzdur” gibi gibi, Behzat Ç’nin dizi müziklerini yapan çok sevgili PİLLİ BEBEK grubunu yıllardır dinlerim, sanırım benim de sustuklarımı PİLLİ BEBEK anlatıyor, sevgili gitaristi Emre Yalçıntaş ile de nadiren konuşuruz, biraz da onun önermesi ile Hikâyem Paramparça ‘dan başladım, diyecek bir şey bulamıyorum Emrah Serbes üretken bir adam üretmeye de devam etmeli!
*Tecrübe denen şey yaşananları sıfırla çarpmakmış. Tecrübeye âşıktım, ebedi acemi oldum.