Puan vermedi·400 syf.····Okunma: 08 Ekim 2020 23:31 Siz de Kırmızı Oda'laştırılanlardan mısınız?
Evet evet, ben öyleyim; diziden koptum geldim. :) İyi de yapmışım doğrusu. Psikoloji okuyanlar ne der bilmem ama biz danışan kitle için iyi bir adım oldu. En azından 'deli doktoru' kavramından kurtulup ruhumuzun sağlığını aramak için de koşturmanın normal olduğunu iyice gördük.
Hayata Dön, Gülseren Budayıcıoğlu'dan okuduğum ilk kitap. Melisa Sözen'in oyunculuğundan aldığım heyecan ile sarıldım kitaba. Beklentim çok çok fazla olduğu için birazcık hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Ama bunun kitaba halel getirmesini istemem.
Ala... İstenmeyen, sevilmeyen, varlığı kabul görmeyen bir kız çocuğu. Evet, kliniğe geldiğinde büyümüş bir hanım (!) kız olsa da ses tonuna, tepkilerine varıncaya kadar çıkamamış o kız çocuğunun içinden. İster istemez eğitim bilimlerindeki 'gerilemeye' gidiyor aklımız ama aslında bu, onun kalkanı. Tabii kalkan sahibi olmak da kolay değildir. Neler neler yaşamış da "bu gerçek olamaz" diye tepki verip şaşırıyoruz sadece.
Reddedilmek ve "Denedim olmadı; ben buyum yani bir hiç" diyebilmek için Gülseren Hanım'ı yanına gider Ala. Hırçınlığını gösterir, dizideki gibi baya baya tepinir. Amacına ulaşır da... Ama bu sefer de kötü de olsa dürüstlük iyidir düşüncesiyle klinikten ayrılmak istemez; zorla da olsa başlar tedaviye.
Bir taraftan yakalanmak isteyip de kaçan Ala, diğer taraftan anlattığı hikayeler ile hastasını kalbinden yakalayan doktor. Ve uzun çabalar sonucunda açığa çıkan kader ile keder...
Terimler içinde kaybolmadan yapılan anlatım çok yerinde olmuş. İnsan ister istemez kendi tavırlarının derinliklerinde yatanı sorguluyor; bir bakıma kendi kendinin doktorluğuna soyunuyor. İyi de geliyor açıkçası. En basitinden kendimizi algılayış biçimimizin benliğimize hatta kaderimize nasıl etki ettiğini öğretiyor. Sadece bu açıdan bile okunabilir.
Gelelim hayal kırıklığına uğratan duruma... :) Psikolojik bir kitap, gerçek bir hayat öyküsü, fazlasıyla içine çeken bir konu... Ama iş edebiyat yapmak (!) kısmına gelince biraz soru işaretleri ya da ünlemler uçuştu desem yeridir. Öğrendiğime göre ilk kitabı daha diyalog ve sonuç odaklıyken yazarımız zamanla biraz daha anlatıma önem vermiş. Düşüncede çok iyi ama harekette biraz eksik kalınmış. Yine de emeğine saygı diyelim :)