Her iki distopyada da sistem kurucuları halkın düşünme yeteneğini iğdiş etmeye çalışıyor ama CYD bu konuda daha başarılı. 1984 Yenikonuş ile filoloji ve sosyolojiyi, Cesur Yeni Dünya ise doğrudan biyolojiyi kullanıyor.
1984'te sistemin kalbinden Winston Smith gibi anomaliler çıkarken CYD'deki isyanın izleri ancak dışarıdan, "Vahşi" doğadan gelebiliyor bu yüzden.
- Edebi açıdan 1984'ü daha başarılı buluyorum.
- Günümüze daha yakın olan ise CYD. (Kuzey Kore gibi yerler 1984. Bizim gibi Amerikan etkisi altındaki yerlerde CYD). Belki zorlamayla değil ama popüler kültür, yeni neslin düşünmesini engelleyecek "soma"lar sunuyor. (ekşi sözlük'te fenahuyluspazo'nun netflix başlığında güzel bir entry'si vardır bu konuda)
- "İkisinden birinde yaşamak zorundasın. Hangisi?"
Koşula göre değişir. Eğer şu anki bilincimi koruyacaksam CYD her şeye rağmen bir zamanlar kim olduğumu hatırlayabilirim, ayrıca kaba kuvvet daha az.
Doğduğumdan beri orada yaşayacaksam 1984. Çünkü en azından doğum sırasında şartlamayacaklar ve bir gün uyanma şansım olacak.
Bu arada biraz dine bağlayacağım ama "CYD'de isyan dışarıdan gelebiliyor" deyince aklıma geldi. Hz. Musa, annesinden bebek yaşta ayrılarak Firavun'un sarayında yetişti. Çünkü İsrailoğulları nesillerdir ezildikleri için köle psikolojisini sindirmişlerdi. Aralarında yetişecek çocuklar da köleliği doğuştan kabullenmiş olacak, hakkıyla liderlik yapamayacaktı. Bu yüzden kurtarıcının bu köle psikolojisine hiç girmeyeceği bir ortamda yetişmesi gerekiyordu. Hz. Musa'nın Firavun'un sarayında büyümesinin hikmetlerinden biri buymuş. Doğrusunu Allah bilir.
Bayağı uzattım, saat de geç oldu, gideyim ben :)