Gönderi

Aralık Ayı Öykü Etkinliği
Etkinlik: #93818974 Cesur Yeni Mahmut Çirkin şansı der dururlar bir de. Hani, nerede? Çirkinliğim su götürmez bir gerçek olduğuna göre ya onlar yalan söylüyor ya da ben dünyadaki hem çirkin hem de şanssız olan yegane bahtsız olarak rekorlar kitabına adımı altın harflerle kazımalıyım. Şanssızlığım da en az çirkinliğim derecesinde su götürmez bir gerçek. Sırt üstü düşse burnu kırılan cinstenim ben. Off, nereden üşüştü yine bu karamsar düşünceler zihnime? Sabah kalktığımda hayata daha farklı pencerelerden bakma kararı almıştım güya. Benim pozitif ruh halim de aynanın karşısına kadardı işte. Her şeye rağmen verdiğim karara sadık kalmalıyım. Hayatımın, kendini gerçekleştiren kehanetlere kurban gitmesine izin veremem. Sonuçta ben henüz 18’ine yeni basmış -yakışıklı olduğumu iddia edenlerin mutlak surette çarpılacağı, belki biraz da sıskaca- güçlü kuvvetli bir delikanlıyım. Evet, artık at gözlüklerimi bir kenara atıp hayata daha pozitif bakmaya çalışacaktım. Üstelik aldığım kararlar bununla da sınırlı değildi. Şair olmaya da karar vermiştim. Henüz yolun çok başında olduğumu biliyordum ama çok çabalayacaktım. Şair olmak için de diplomaya ya da yüksek yüksek notlara ihtiyaç yoktu ya. Hoş, bunlara fazlasıyla sahip olduğu halde boşta gezen gırla adam vardı. ılkokul sınıfımızın gözde ve cici kızı Ayşe’ye, Ayşe'yi övmeye yer aradığı için bizi ölümüne gömen ilkokul öğretmenime, bana hiç mi hiç itimadı olmayan babama ve geriye kalan herkese inat güzel yerlere gelecektim. Röportajlar esnasında “Bohem sanat tarzınızın kaynağı nedir?” diye soranlara, “Yaşamımdaki kaostan besleniyorum.” minvalinde beylik cümleler dizecektim. Mahmutların şu makus talihini yenecektim artık! Off... Yüzüme çarptığı an beni kendime getiren buz gibi su, halihazırda sadece tamirci çırağı Mahmut olduğumu bana hatırlatmaya yeminli bir hilkat çanıydı sanki. Buğulu aynada bile seçilebilen çirkin suratıma aldırmaksızın aynaya gülen bir surat çizerek işime yollandım. Ben çayı demlerken ustam her zamanki gibi elinde simitler ve kitapları ile girdi içeri. Kitaplara duyduğum ilgi dolayısıyla ustamla aramızda epey sağlam bağlar kurulmuştu zamanla. Oto tamircide -neredeyse sabahtan akşama kadar- duvarda asılı duran Oğuz Atay posterinin karşısına taburelerimizi çekip kitap sohbetleri ederdik. Malum, dükkanda işler -işteki hünerimize paralel olarak- kesattı. Eski çırak Recep de ustanın kitap sevdasına edecek tahammülü kalmadığında karar kılmış olacak ki işten ayrıldı. Ustamın seslenmesine gerek kalmadan rutine binmiş bir kıvraklıkla iki çay kapıp Oğuz Atay’ın karşısındaki yerimi aldım. Bugünün kitabı, “Cesur Yeni Dünya” diye bir kitaptı. Ustam kitabı uzun uzun anlatıp içini rahatlattıktan sonra, “Sende bugün ayrı bir hal var Mahmut, boşalt bakalım heybendekileri.” diyerek sazı bana devretti. Ben de bir çırpıda aldığım yeni kararları anlattım ona. –“Şair mı olacan şimdi sen başımıza leyn?” diye muzip bir bakış attı bana. Sonra ciddi olduğuma kanaat getirmiş olacak ki sırtını dikleştirip Freudyen bir edayla dinlemeye hazır bir moda geçti. Öyle laf olsun diye de Freudyen bir eda demedim ha. Bizim usta, bir bakışıyla insanın içini görenlerdendir. Günün birinde Oğuz Atay’ın resminin yanına benim resmimi de asabileceğinden bahsettim uzun uzun. – “Ben senin, bu boş oto lastikçide Atay’a arkadaş olma ihtimalini sevdim.” diye takıldı bana ustam. Bugün muzipliği üstündeydi, anlattıklarım onu keyiflendirmişti belli ki. Hemen yanı başımızdaki radyoya uzanıp “Ne çıkarsa bahtımıza.” diyerek bastı düğmeye. Fonda Barış Manço, “Yeni bir gün doğdu merhaba Dostlar merhaba Yeni bir gün doğdu merhaba...” derken ustam bana manidar bir bakış atarak sesi usulca yükseltti. Bir yandan şarkıya kulak verirken  bir yandan da gelecek hayallerine dalmış müstakbel kitabım için isim arayışlarına başlamıştım. Acaba, diyordum: “Cesur Yeni Mahmut?” Fonda Barış Manço, “Yeni bir gün doğdu merhaba...” Dipnot: Hikayem, Mustafa A.'nın #91625694 hikayesine bir çeşit naziredir :)
··
155 Gösterim
7 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yahu bu bizim Mahmut.:) Hikayeni kendim yazmış gibi okudum, Tamirci Çırağı'nın devamı olmuş sanki. Ama benim hikayeden daha başarılı ve derli toplu buldum. Güzel bir nazire olmuş. Ellerine ve zekana sağlık.
Sümeyra Özat
Gönderi Sahibi
Ben yorumunuz üzerinden genel düşüncemi paylaştım yalnızca :)
Elinize sağlık, neşeli bir öykü olmuş - bolca göndermeli :) - teşekkürler etkinliğe katkınız için.
Sümeyra Özat
Gönderi Sahibi
Yorumunuz ve beğeniniz için ben teşekkür ederim :)
Ne hoş bir hikâye olmuş. Keyifle okudum. Elinize sağlık.🌼
Sümeyra Özat
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim Neşe hocam. Ben de sizinkini içim burkularak ama zevkle okudum. Kaleminize sağlık 🌸
Keyifle okudum 🙂
Sümeyra Özat
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim, mutlu oldum 😊
Öykü çok güzel emeğinize sağlık. Ama Mustafa 'nın Mahmut' u daha samimi. Buradaki biraz fırıldak geldi bana :)) Lütfen yanlış anlama olmasın konu sadece Mahmut..
Sümeyra Özat
Gönderi Sahibi
Hep Mustafa A. hocam başlattı. Ne vardı sanki bu kadar güzel yazacak :)
Reklam
Hikayenizi buruk bir gülümseme ile okudum.Çok bizden bir hikaye olmuş.Kaleminize sağlık. Yazınız ben de şöyle bir hissiyat da oluşturdu: :Ön yargidan uzak durmak lazım.
Sümeyra Özat
Gönderi Sahibi
Yazıların temel işlevlerinden biri de her okurun, ondan kendince bir hisse çıkarmasıdır esasen. Beğenmeniz beni mutlu etti, yorumunuz için ayrıca teşekkür ederim Ayça Hanım 🌱
Mustafa Hocamın hikâyesi güzeldi gülümsetmişti,sizin hikâyenizde güzel.Hocamın hikayesinde Cem Karaca eşlik etmişti. Sizede Barış Manço eşlik etmiş. Emeğinize sağlık. :)
Sümeyra Özat
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim, beğenmenize sevindim. Cem Karaca ve Barış Manço ikilisini çok severim. Bu sebeple Barış Manço'yu bilhassa seçtim 😊