Siz, beni seyredenler, uzaklaşın yanımdan, çünkü ağuludur benim soluğum. Daha henüz hiç kimse görmedi alnımdaki yeşil kırışıklıkları; ne de zayıf yüzümdeki, bazı büyük balıkların kılçıklarına, ya da deniz kıyılarını kucaklayan kayalara, ya da başımdaki saçlar başka renkken sık sık aştığım sarp Alp Dağları'na benzeyen çıkık kemiklerimi gören oldu. Ve, fırtınalı gecelerde, gözlerim çakmak çakmak, saçlarım fırtınada kamçı gibi savrulurken, ben, tıpkı yol ortasında yapayalnız bir taş gibi, insan konutlarının çevresinde dolaştığım sırada, bacaların içine sıvanan kurum gibi kapkara bir kadife parçasıyla örterim yıpranmış yüzümü: Yüce Yaratıcı'nın güçlü bir kin gülümsemesiyle bana bağışladığı çirkinliği kimsenin görmesi gerekmez.