Cebimden küçük beyaz şişeyi çıkardım. Gözlerime ikişer damla gözyaşı döktüm. Dikiz aynasına baktım ve olması gereken bu, diye düşündüm. Artık ruh halime uygun bir yüzüm vardı. Başımı koltuğa yaslayıp dışarı baktım. Yeniden yağmaya başlamış olan karı izlerken ağladığımı hayal ettim. Önce sessizce, sonra da hıçkıra hıçkıra...
Yaptığı eylemden mi sıkıldı, yoksa bütün bu olanlara bir son mu vermek istedi bilinmez, korkuluğun tam ortasında yürümeyi bırakıp olduğu yerde kalakaldı. Sonra vücudunu çok dikkatli bir şekilde aşağıdaki seyircilere doğru çevirdi. Kolları açık, ayakları yan yana pozisyonda, olabildiğince dengeli durmaya çalışıyordu. O sırada kuşlar bile ötmeyi bırakmış, sessizce ne olup biteceğine bakıyorlardı. Ve adam kalabalığa muzaffer bir komutan edasıyla seslenerek, "Ben yazarımı öldürdüm," dedi.