“Bütün çocuklara aynı eğitim” ki dağılmasınlar! Kuzular için söyleniyor bu. Benim bildiğimce, insan yavrusu ve insan söz konusu ise aykırılık ne denli çok sayıda olursa o denli birleştiricilik olur. Elbet gerçeğin, gerçeklerin arkasında koşan bir ‘düşünce’, ‘düşünme’ varsa ortaklıkta. Yanlışlık önce dilde ve dilden başlıyor; “birlik ve beraberlik!” Sonra ‘özgünlük’ de öyle değil mi? Sanılıyor ki, bir ‘düşünce’ ne denli az etki altında kalırsa o denli ‘özgün’ olurmuş, ‘özgünlük’ varmış.
Oysa binlerce, milyonlarca yabancı etki ‘özgünlük’ yaratabilir yaratırsa. (İşin öteki boyutlarını bir yana bırakıyorum şimdi). ‘Düşünce’, çarpışa çarpışa, tokuşa tokuşa oluşmaz mı? Oluşmadı mı tarihte? İstanbul tarihinde?