Trajedi, anlamlandırarak ve şekillendirerek resmettiği kargaşayı ortadan kaldırmasa da, en azından sahip olduğu biçimlerin bütünlüğü aracılığıyla bir dereceye kadar onun üstüne çıkmayı başarır. Kahraman yoluna devam etmiyor olabilir ama şiir kendi yolunda devam eder. Bu şekliyle değerin parçalara ayrıldığı hissini dile getirir ve bunu yapma eyleminin içinde alternatif bir değer kaynağı olduğunu ima eder. Bertolt Brecht’in bir defasında belirttiği gibi: “Sesler veya daha iyisi sözcüklerle yakılan bir ağıt, büyük bir özgürleşmedir, çünkü acı çeken kişinin bir şey üretmeye başladığı anlamına gelir… tamamen yıkıcı bir şeyden bir şey üretmektedir. Gözlem yapmaya başlamıştır.
İş dünyasının yöneticileri, teknoloji uzmanları ve öteki pratik tipler, dünyaya dilin temiz penceresinden bakmaya meyillidirler; şairlerse camın kendisinin ayrıntılı eğriliğinden ve dışbükeyliğinden, insanın alnını yapıştırdığında camın yarattığı soğukluktan ve parmaklara verdiği kayma hissinden büyülenmeyi hiç bırakmayan, tuhaf, toplumsal açıdan bozuk yaratıklardır.
Örneğin, iki sözcüğün sesleri veya metrik şemadaki yerleri aralarında ortaklık kurmuş haldeyse, bu onların anlamlarını da birbirleriyle birleştirme eğilimi gösterecektir; ancak aynı zamanda anlamlarındaki farklılıkları da vurgulayabilir, böylece şiirin anlambilimsel sistemi onun metrik veya sesçil sistemlerini bozmuş olur. Bu şekilde şiirin içerdiği bilgi miktarında bir artış üretilmiş olur. Metindeki herhangi iki sözcük belli bir temele göre birbirlerine bağlanabileceğine göre, bu ihtimaller fiilen sonsuz sayıdadır. O zaman bir şair bütün bunları bir bilgisayarın yardımı olmadan nasıl başarabilir diye sorabiliriz. Bunun cevabı, tıpkı bir tenis oyuncusunun aerodinamiğe değil kendi reflekslerine güvenmesi gibi, şairin de kulağına güvenmesidir.